Çocukluğunda saklambaç oynayanlar bilirler. Saklananlar birbirlerinin kendilerine özgü bir giysi veya aksesuarı o an için takarak ebeyi yanıltmaya çalışır. Zavallı ebe de saklananlardan birini buldum diye sevinip kaleye doğru koşarken bir de bakar ki, saklandığını düşündüğü kişiyi değil başkasını bulmuş.
Ümit Yakup DURAL
Tabii ki bu durumda ebe olmaya devam eder. Ta ki saklananlardan birini geçekten doğru tahmin edene kadar…
Tabanı yandaş, teşkilatı biat eden kitle olarak algılayıp vizyon, proje, strateji ve üretim gibi derin kavramlardan uzak kalmayı yeğleyip iktidara gelmeyi, devletin olanaklarını yandaşlarıyla birlikte “biraz da biz yiyek” diye arzulayan bir kitlenin politik sahnesinde de ancak bu şekilde dedikodulara dayalı kurgular konuşulur. İşte size Türk Siyasetinin manzara-i umumiyesi…
Hadi gelin bu minvalde seyreden Türk Siyasetinin son günlerde gündemini yoğun şekilde meşgul eden “Külliyeye giden CHP’li kimmiş bakiiim? Çabuk çıksın ortaya?” müsameresini 32 kısım tekmili birden canlandıralım… Belki biraz gülümseriz… Birazcık da düşünürüz kim ak kim kara oyun…
Peki diyeceksiniz ki burada yanıltılan ebe kim? Bir başka deyişle operasyon yapılan ve “buldum işte buldum” diye sazan gibi atlayan ama sonra patlayan siyasetçi kim? Elbette Kılıçdaroğlu… Zavallı adamcağız, yazarlığının son baharında ismini hatırlatmak için fırsat kollayan bir yaşlı amcaya inanıp paye kazandırırken rüyalarında “Muharrem İnce” kâbusları görmenin de etkisiyle olacak, hemen “evet inanıyorum mutlaka biri vardır ve aklımdaki kişidir” diye sahnenin ortasına sazan gibi atladı… İnandı ve kaybetti…
Sicilinde SSK gibi köklü bir kuruluşu batırma başarısını “kalfalık eseri” olarak bulunduran Kemal Amcazade katıldığı bütün seçimlerde CHP oy oranını yüzde 26 olarak sabitlemişken daha yakın zamanda kazanılan İstanbul Büyükşehir Başkanlığıyla birden sevince boğulmuştu ama nafile!!! Yaklaşan kurultay öncesi Türk Siyasetinin kırılgan partisi CHP, daha şimdiden müsamere tadında operasyonlara ne kadar açık olduğunu da göstermiş oldu. Aslında hiçbir sorun yaşamadan bu konu kapatılıp giderilebilirdi. Kılıçdaroğlu “bizim partiden böyle biri çıkmaz” deyip düdüklünün altını kısıp pişirmeye devam edebilir, kongreye hazırlanan parti çevrelerini kısık ateşte yenecek kıvama getirebilirdi. Ancak, daha önce belirtmiş olduğumuz gibi sesi, arkasında duran delege oranına göre çok daha yüksek çıkan Muharrem İnce korkusu onun aklını öyle almıştı ki “sen dur ben bunu Muharremin başına sarayım” deyince düdüklüyü patlattı ve içindeki tüm yemekler ortaya saçılmasın mı? AAAA… Ne olacak şimdi? Siyasi partiden çok hizipler konfederasyonu şeklinde yaşayan CHP çevreleri kafası kesik tavuk gibi bir oraya bir buraya koşturmaya başladı… Bir de üzerine parti içerisinden çok partili olmayan ama CHP’yi hala Atatürk’ün kurduğu parti sanıp sorgusuz sualsiz oy veren CHP seçmeninin desteklediği Muharrem İnce durumu çok güzel kavrayıp CHP yönetimine ŞAH! diye meydan okumasın mı? Tüh tüh tüh…
Rezaletin bini bir para…
Neyse ki CHP alışık bu taht oyunlarına…
Bu arada belirtmekte yarar var Muharrem İnce’nin şah derken esas hedefi (şimdilik!) son Cumhurbaşkanlığı seçim gecesi kendisine seçim sonuçlarıyla ilgili sağlık bilgi vermeyip sonra da hakkında “zil zurna sarhoştu, o yüzden halkın karşısına çıkamadı” dedikoduları çıkaran belirli mahfillerdi…
Satranç oynayanlar bilirler buna “şahı isteyip veziri almak” denir…
Şu ana kadar kaybedeni konuştuk. Kılıçdaroğlu…
Kendi çaplarında kısmen kazançlı iki kişi var…
Biri Muharrem İnce, diğeri mesleğinin son baharında adından bahsettirmeyi başaran Rahmi Turan. Rütbesi ise Sözcü Gazetesi başyazarı Bay Tokmak… Neden tokmak dedik? Çünkü başyazılarını yazdığı köşeye verdiği isim tokmak…
Dedikoduların nedeni olan haberin kendisinden önce gittiği diğer “deneyimli” gazeteciler ise herhalde daha kariyerlerinin sonuna geldiklerini düşünmemiş olacaklar ki hala “kaynağıma güvenmediğim için yayınlamadım” türküsü çığırıyorlar…
Bu arada iktidar hakkında iki kelam eden herkes anında kendisini içeride bulurken ağzına geleni söyleyen Sözcü Gazetesi’nin yazarlarının hala nasıl bu kadar cesur olabildiklerini ve bu gazetenin gücünün nereden geldiği de üzerinde düşünülmesi gereken diğer bir konu…
Merakımız ve arzumuz “muhalif bir gazetenin susturulması” değil diğer muhalif odakların bu kadar rahat olamaması?
Geldik en can alıcı noktaya…
Kılıçdaroğlu’nun yanıldığı ve şimdilik esas saklanmak istenen kim? Ortada bir operasyon varsa bunu yapanlar CHP Genel Başkanlığı için kimi hazırlıyor? Kimi hazırlamadıkları ortaya çıktı ki bu kişi Muharrem İnce…
Zaten o da, partiyi kurultaya çağıracak kadar bile delege desteğine hazır olmadığını biliyor ve Kılıçdaroğlu’na nazaran sazanlık yapmadan mevcut şartlarda mümkün olduğunca konumunu güçlendiriyor.
Kimbilir, belki de hazırlandığını düşündüğü genel başkan namzeti nezdinde önemli bir konumu olduğunu düşünüyordur. Bunu şimdilik bilemeyiz, ama kesin olan bir şey var ki; CHP Genel Başkanı olacak kişi oy desteğine delege anlamında sahip olmasa bile halk nezdinde seveni çok olduğunun farkında…
Yani gerektiğinde cesur, gerektiğinde ihtiyatlı ve partiye sadık görüntü çizmeye de özen gösteriyor… Tabiri caizse damardan giriyor…
Ne demek istediğimi anlamadıysanız Yalova’da düzenlediği basın toplantısında söylediklerini dikkatlice tekrar izleyin…
Hadi bakalım…
Esas saklanan, kimsin? Külliyede falan saklanmadığın belli…
Fakat kimsin? Seni saklayanlar kim? Merak ediyoruz…
Elma dersek çık… Rahmi dersek çıkma…