ABD ve Rusya arasında çıkabilecek nükleer savaşın olası sonuçları ile ilgili araştırma yapan bilim insanları, böylesine kapsamlı bir savaşın yaklaşık 10 yıllık bir kara kışın yaşanmasına neden olacağı sonucuna vardı. BM Silahsızlanma Araştırma Enstitüsü ise, nükleer savaş tehlikesinin, son 70 yılın en ciddi düzeyine geldiği uyarısında bulundu.
Celal ÇETİN

İngiliz Daily Mail gazetesinin aktardığına göre ABD’nin New Jersey eyaletindeki Rutgers Üniversitesi, Ulusal Atmosferik Araştırmalar Merkezi (NCAR) ve Colorado Boulder Üniversitesi’nden bilimciler, ABD ve Rusya arasında çıkabilecek nükleer savaşın yaklaşık 10 yıllık karanlık bir kış mevsiminin yaşanmasına neden olacağı sonucuna vardı.
Modelleme için NASA’nın daha önce sunduğu modele göre daha yüksek çözünürlüğü ve uygulama irtifası olan yeni bir şema kullanan uzmanların araştırmasına göre, nükleer silahların kullanılması sonucu meydana gelecek olan yangınlar, atmosfere 147 milyon ton kurumun atılmasına neden olacak. Stratosfer rüzgarlarının etkisiyle bu kurum kitlesi tüm dünya üzerinde yayılarak güneş ışığını engelleyecek.
Uzmanlar, bu is tabakasının hissedilebilir derecede temizlenmeye başlaması için yaklaşık 7 yıl, ışık değerlerinin normale dönmesi içinse daha 3 yıl geçeceğini öngördü.
KURUM PERDESİ ISININ 8 DERECEDEN FAZLA DÜŞMESİNE YOL AÇACAK
Diğer yandan kurum perdesinin dünya yüzeyindeki ısının 8 dereceden fazla düşmesine yol açacağını tahmin eden araştırmacılar, bu düzeydeki ısı anomalilerinin 4 yıl kadar süreceğini, ısı değerlerinin eskiye dönmesi içinse yaklaşık 10 yıl geçmesi gerektiğini hesapladı.
Araştırmada ayrıca atmosferik etkilerin muson rüzgarlarının çökmesine ve El Nino (Doğu Büyük Okyanus yüzey sularının sıcaklığındaki büyük salınımlar ve bunların yol açtığı iklim değişiklikleri) döngü değişikliğinde önemli bir artışa yol açacağına dikkat çekildi.
Habere göre bu modellemedeki çözünürlüğün yüksek olması, nükleer saldırıları takip eden birkaç yıl boyunca dünya genelinde, eski modellere göre hem daha keskin ısı düşüşlerinin, hem de daha fazla yağış kaybının meydana geleceğini ortaya koydu.
Çalışmadan elde edilen verilerin, 1980’li yıllardan itibaren bu konuda öngörüler için kullanılan daha basit birçok modelin tahminlerini doğruladığı anlaşıldı.
“Modeller, ABD ile Rusya arasında meydana gelecek kapsamlı bir nükleer savaşın ardından nükleer kışın meydana geleceğini gösteriyor. Kapsamlı nükleer saldırı, böyle bir saldırıda bulunmaya karar veren ülke için intihar olur” değerlendirmesinde bulunan bilim insanları, iki ülke arasındaki nükleer savaşın tüm dünya için felakete eşdeğer sonuçlar doğuracağını vurguladı ve ekledi: “Sonuç itibarıyla nükleer silahlara sahip olan tüm ülkelerin nükleer cephaneliklerinin azaltılması ve mümkün mertebe silahsızlanması gerekiyor.”

NÜKLEER SAVAŞ TEHLİKESİ ZİRVEDE
Öte yandan Birleşmiş Milletler Silahsızlanma Araştırma Enstitüsü Direktörü Renata Dwan, nükleer savaş riskinin İkinci Dünya Savaşı’ndan bu yana en üst seviyede olduğu uyarısında bulunarak “konuyu “acil” olarak niteledi ve dünyanın bunu ciddiye alması gerektiğini belirtti.
Nükleer silahlara sahip ülkelerin nükleer modernizasyon programlarına sahip olduğunun altını çizen Renata Dwan, küresel boyutta silahlanma çerçevesinin değişmekte olduğunu, bunun bir parça Çin’le Amerika arasındaki stratejik yarıştan kaynaklandığını söyledi.
Geleneksel silahlanma düzenlemelerinin yeni savaş türleri nedeniyle geçerliliğini yitirmeye başladığına dikkati çeken Dwan, özellikle sayıları artan bireysel silahlı grupların ve özel sektöre bağlı güçlerin, gelişen teknolojilerle birlikte saldırı ve savunma kavramları arasındaki çizgiyi bulanıklaştırmasını örnek gösterdi.
Son 20 yılda silahsızlanma görüşmelerinin sonuç vermemesinden dolayı, nükleer silahları yasaklayan uluslararası anlaşmanın Birleşmiş Milletler’den 122 ülkenin oyuyla geçtiğini hatırlatan Dwan, bu sonucu kısmen bu görüşmelerin yarattığı hayal kırıklığına, kısmen de tehlikelerin farkına varmalarına bağladı.
Konunun medyada yeterince yer almamasından yakınan Dwan, nükleer savaş riskinin şimdilerde yüksek olduğunu söyledi ve nükleer silahların kullanılması riskinin İkinci Dünya Savaşı’ndan bu yana en üst seviyede olduğunun altını çizdi.
Nükleer Silahların Yasaklanması Anlaşması’nın tam olarak yürürlüğe girmesi için 50 ülkenin parlamentolarında onay sürecinden geçmesi gerekiyor. Bu sayı şu sıralar sadece 23.
Anlaşmaya Amerika, Rusya ve nükleer silah sahibi diğer devletler muhalefet ediyor.
Dwan, dünyanın nükleer savaş tehlikesini görmezlikten gelmemesi gerektiğini belirtiyor. BM yetkilisine göre bu riskin nasıl yönetileceği önemli ve acil bir soru. Dwan ayrıca konunun Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi gibi çok uluslu kuruluşlarda ve ikili anlaşmalar gibi durumlarda yeterince ele alınmadığını belirtti.
HİNDİSTAN DOKTRİNİNİ DEĞİŞTİRİYOR
Nükleer silah tehdidi yarışına Hindistan da katıldı. Hindistan Savunma Bakanı Rajnath Singh, ülkesinin, herhangi bir ülkeye karşı nükleer güç kullanan ilk taraf olmayacağını taahhüt ettiği nükleer politikasında değişime gidebileceğini bildirdi.
Hükümetin, nükleer bir savaşı tetikleyebilecek, herhangi bir ülkeye karşı nükleer gücü ilk kullanan ülke olmama politikasını kararlı bir şekilde uyguladığını savunan Singh, ancak “gelecekte neler olacağının şartlara bağlı olduğunu” aktardı.
Singh, Hindistan’ın Pakistan ile nükleer silahlanma yarışını başlatan lider olarak anılan Hindu milliyetçisi eski başbakanlarından Atal Bihari Vajpayee’ı da andı.
Hindistan, 2003 yılında yayınladığı nükleer doktrini kapsamında, nükleer silahları yalnızca ülke topraklarına ya da herhangi bir yerdeki Hint askeri gücüne karşı yapılacak olası bir nükleer saldırı karşısında misilleme amaçlı olarak kullanmayı taahhüt ediyor. Doktrin kimyasal ya da biyolojik saldırılara karşı da misilleme yapılmasını kapsıyor.
Doktrin, Hindistan’daki hükümetlere, kaynakları güvenilir ve caydırıcı oranda nükleer güç inşa etme ve devamlılığı sağlama yetkisi veriyor.
İktidarda bulunan Hindistan Halk Partisinin (BJP) 2014 yılında yayınladığı seçim manifestosunda da Hindistan’ın nükleer doktrininin gözden geçirileceği ve güncelleneceği taahhüt edilmiş fakat aynı söz 2019’da yayınlanan manifestoda yer almamıştı.

NÜKLEER SİLAHA SAHİP ÜLKELER
Dünyada şu an itibariyle 15 bine yakın nükleer savaş başlığı olduğu tahmin ediliyor. Bu nükleer başlıkların yüzde 90’ına yakın kısmı ise sadece ABD ve Rusya’ya ait. Nükleer başlıkların 9,600’e yakın kısmı orduda aktif haldeyken geri kalanı şimdilik “dinlenmede” kabul ediliyor.
KUZEY KORE: Toplam nükleer silahlar: 10 ile 20 arası
Toplam nükleer testler: 6
İlk test: Ekim 2006
İSRAİL: Toplam nükleer silahlar: 80
Toplam nükleer testler: 0
İlk test: Doğrulanan yok
İNGİLTERE: Toplam nükleer silahlar: 215
Toplam nükleer testler: 45
İlk test: 3 Ekim 1952
FRANSA: Toplam nükleer silahlar: 300
Toplam nükleer testler: 210
İlk test: 13 Şubat 1960
ÇİN: Toplam nükleer silahlar: 280
Toplam nükleer testler: 45
İlk test: Ekim 1964
RUSYA: Toplam nükleer silahlar: 6,850
Toplam nükleer testler: 715
İlk test: 29 Ağustos 1949
ABD: Toplam nükleer silahlar: 6,550
Toplam nükleer testler: 1,030
İlk test: 16 Temmuz 1945
PAKİSTAN: Toplam nükleer silahlar: 145
Toplam nükleer testler: 2
İlk test: 28 Mayıs 1998
HİNDİSTAN: Toplam nükleer silahlar: 135
Toplam nükleer testler: 3
İlk test: 18 Mayıs 1974