Yeter Artık

SEÇİLMİŞLER ALLAH MI?

By Nisan 20, 2014 Ocak 11th, 2019 No Comments

Hani son dönemlerde herkes, demokrasi gerekçesiyle “seçilmişler atanmışların üstündedir. Seçilmişler ne derse odur” deyip duruyor ya? Seçilmişlere öyle bir anlam yükleniyor ki, ‘seçilmişler Allah mı?’ diyesi geliyor insanın.

Celal ÇETİN

Derneklerden meslek odalarına, Meclis’e kadar seçilmişlerin tuzu kuru.

Bir derneğe başkan olun. Veya bir meslek odasına. Orada, şurada, burada yönetim kurulu üyeliği kapın. Mesela ayakkabı kutusundan yırtıp bir bankanın yönetim kurulu üyeliği gibi. Aylık maaşınız en az 15-20 bin lira.

Vekil olun, net maaşınız 7.500 TL. Bu rakam sağlanan imkanlarla 10-15 bin TL’ye bedel olabiliyor. Hele iki sene sonra kıyak emeklisiniz. Ömür boyu eşiniz çoluğunuz çocuğunuz sağlık hizmetlerinden faydalanıyorsunuz. Arada çaktırmadan yapılan yüksek oranlı iyileştirmelerle durumunuzu yüksek oranda iyileştiriyorsunuz.

Peki atanmışların durumu?

Uzun yıllar bu memlekete, devlete hizmet etmenin bedeli, çalışırken 3-5 bin lira maaş, emekli olunca 1-2 bin lira emekli maaşı. Ve seçilmişlerin takdir edeceği 3-5 kuruşluk zamlar.

Bu işin ekonomik boyutu.

Atanmışlar her konuda savunmasız kalırken seçilmişlerin dokunulmazlık zırhları. Mafyavari yöntemler. Atanmışlar üzerindeki, “Benim kim olduğumu biliyor musun?” dayılanması, “seni sürdürürüm” tehditleri. “Vayyy sen seçilmişleri nasıl kabul etmezsin. Seni toplama kamplarına tıkayım da gör” icraatları. Bunlar en basiti. Yolsuzluk iddialarının üstünü örtmek için atanmış polis, savcı, hakim ve diğer kamu görevlilerinin tepesine kabus gibi çöken seçilmişler.

En tehlikelisi ise seçilmişlerin üstün olduğu saplantısı artık “hastalıklı bir psikolojik vaka” haline dönüştü.

Gelişmiş demokrasilerde seçilmişler ile atanmışların dengesi, temsil ettikleri kesimlerin dengesini yansıtır. Seçilmişler milleti, atanmışlar devleti temsil eder. Ve millet ile devlet arasındaki o ince denge, korunabildiği ölçüde uzlaşma, barış ve demokrasi gelişir.

O dengeyi korumak amacıyla kuvvetler ayrılığı (yasama, yürütme, yargı) mekanizması kurulmuştur. Ki, her kuvvet diğerini kontrol edebilsin. Böylece bir kuvvetin diğerleri üzerindeki tahakkümünün önüne geçilmiştir. Ancak en önemli mekanizma hukukun üstünlüğüdür.

Bir başka ifadeyle hukukun üstünlüğü seçilmişlerin de atanmışların da üstündedir.

Türkiye gerçeğine gelince. Aslında şaşırmamak gerekiyor türkiye’nin durumuna. Böyle müritlerden böyle seçilmişler çıkıyor işte…