Neler Oluyor

BATI’NIN İSLAMI’NDAN ALLAH’IN İSLAMI’NA DÖNÜŞ

By Mart 8, 2014 Ocak 11th, 2019 No Comments

ABD derin devletinin dünyaya yeniden nizam vermek için geçerli bir gerekçe yaratmak amacıyla gerçekleştirilen saldırıların asıl hedefi İslam ülkeleri üzerinden İslam dini oldu. Afganistan’dan başlayıp Irak, Pakistan, Mısır, Tunus, Cezayir, Suriye, Türkiye gibi ülkelerle devam eden “BOP”, “Ilımlı İslam” ve “Yeşil Kuşak” projeleri sözde İslami partiler ve örgütler eliyle gerçekleştirildi, İslamcı yönetimlerin işbaşına getirilmesi sağlandı.

Celal ÇETİN (02 Ocak 201)

2001 tarihinde İkiz Kuleler’e ve Pentagon’a yapılan saldırı bütün dünyanın olduğu gibi İslam’ın da yapı taşlarını yerinden oynattı. ABD derin devletinin dünyaya yeniden nizam vermek için geçerli bir gerekçe yaratmak amacıyla gerçekleştirilen saldırıların asıl hedefi İslam ülkeleri üzerinden İslam dini oldu.

Afganistan’dan başlayıp Irak, Pakistan, Mısır, Tunus, Cezayir, Suriye, Türkiye gibi ülkelerle devam eden bir proje sözde İslami partiler ve örgütler eliyle gerçekleştirildi. “BOP”, “Ilımlı İslam” ve “Yeşil Kuşak” adı verilen projelerle özellikle İslam ve Arap coğrafyasında yeni yönetimlerin işbaşına getirilmesi sağlandı. Mısır’da Müslüman Kardeşler, Tunus ve Türkiye’de Ak Parti gibi partilerin ortak noktası İslam temelli olmalarıydı. Amaç, İran ve Rusya’yı ılımlılaştırarak Batı’nın emrine girmiş İslami yönetimlerin hakim olduğu ülkelerle kuşatmaktı. Bu proje Suriye’de de uygulanmak istendi ancak Rusya, İran ve Çin gibi ülkelerin sert direnişi ile sekteye uğradı. Uzayan iç savaş bir başka tehlikeyi ortaya çıkardı; kendilerine Sünni Müslaman diyen El Nusra gibi terör örgütlerinin etkin olması.

El Kaide’nin bir kolu olan ve Türkiye’de Ak Parti tarafından desteklenen El Nusra, İslamiyet’e vurulmuş en büyük darbe olarak kabul edildi. Tekbir getirerek kendisinden olmayanların başlarını kesmeleri, kadınlarına el koymaları İslam tarihine kara bir leke olarak geçti.

İslam’ın dönüştürülerek içinin boşaltılması, Batı laboratuvarlarında üretilmiş ve İslam’la ilgisi olmayan politikaların inanç olarak Müslümanlar’a sunulması yeni bir uygulama değil.

Neredeyse Hasan Sabbah dönemine kadar uzanan bir süreçte Müslümanlar İslam’la ilgilsi olmayan doğmalarla kandırıldı. Siyonizm tarafından kurulan tarikat, cemaat gibi örgütler tarafından beyinleri esir alınan Müslümanlar Batılı emperyalizme ve Siyonizm’e hizmeti İslam’a hizmet olarak kabul ettiler.

El Kaide, El Nusra gibi terörist örgütlerin tekbir getirerek uyguladığı vahşet, İslam temelli partilerin yol açtıkları yolsuzluk, hukuksuzluk, kişisel menfaat uğruna tüm değerlerin ayaklar altına alınması gibi uygulamalar sonucu İslam ile bu kavramlar özdeşleştirildi.

Son yaşananlara bakılınca Arap Baharı ile uygulamaya konan tüm projelerin bir tuzak olduğu ortaya çıkıyor. 2001’de İkiz Kuleler’in yıkılması ile yaşanan kırılmanın aslında bir dinler savaşı olduğu biliniyor. Saldırı, dünya medyası tarafından “medeniyetler çatışması” olarak yorumlanırken dönemin ABD Başkanı George W. Bush’un “Haçlı Seferi başlattığını” açıklaması dikkat çekicidir. ABD ve Siyonizm’in terörizmle savaş gerekçesiyle hedefe İslam’ı oturtması da üzerinde durulması gereken bir başka gerçek.

Bu savaşta ABD’nin ve Siyonizm’in en büyük yardımcıları ile yine İslam ülkelerinden çıktı. Tarikat, cemaat yapılanmaları ve İslam temelli iktidarlar, BOP ve Ilımlı İslam projelerinin gönüllü destekçileri oldular. Özellikle Arap Baharı ile birlikte sözde demokrasi talepleri Batılı emperyalizm tarafından desteklendi. Mısır’da başlayan akımla ılımlı İslam’ın aktörleri işbaşına getirildi. Batılı anlamda devlet yönetimi, demokrasi, insan hakları gibi kavramları tanımayan sözkonusu İslami yönetimler, tipik Arap kültürünü (veya kültürsüzlüğünü, cehaletini) iktidara taşıdılar. Kabile ve ilkel yönetim sistemlerini benimseyen Arap ve İslam coğrafyası, bir süre sonra iktidar sarhoşluğuna yakalanırken yolsuzluk, hukuksuzluk artmaya, fakir toplum daha da fakirleşmeye başladı.

Bu süreci hızlandıran ise Suriye aşaması oldu. Esad rejimini yıkarak yerine “daha uyumlu” bir yönetim getirmek ve Suriye’ye üç parçaya bölmek isteyen ABD, İsrail ve Batı’nın karşısına İran, Rusya, Çin gibi güçlü bir blok çıktı. Suriye, Sünni İslam’cı geçinen ne kadar terörist varsa savaş alanı haline getirildi. Alevi düşmanlığı arttı, El Nusra gibi İslamcı teröristler dünya tarihinde örneği görülmemiş vahşi cinayetlere imza attılar. Rejim yanlısı bir askerin 3 yaşındaki kızının başını kesmek, rejim yanlısı bir başka askerin kalbini çıkararak yemek, düşman olarak gördükleri kadınların, kızların ırzına geçmek gibi yöntemler antiislamizm’i körükledi.

Sonuç olarak Batı’nın planı başarıya ulaşmış, İslami kesimlerin iktidar olmaları yine İslamcı parti, tarikat, cemaat ve örgütler eliyle uzun yıllar engellenmişti.

GERÇEK İSLAM’A DÖNÜŞ ZAMANI

Bu yaşananların İslam’la hiçbir ilgisinin olmadığı aşikar. İslam ne yazık ki Batı laboratuvarlarında hazırlanan ve Müslüman olduklarını iddia eden hükümetlerin, tarikat-cemaatlerin ve örgütlerin yardım ve desteği ile büyük bir tuzağa çekildi.

Bu tuzaktan İslam dini yine çıkacak. Bunun yolu ise gerçek İslam’ı, Allah’ın İslamı’nı yeniden keşfetmekten geçiyor.

İslam’ın her şeyden önce “güzel ahlak” olduğu gerçeğini öğrenmek gerekiyor. İslam’ı bilmek için İslam’ın felsefesini bilmek gerekiyor. İslam her ne kadar 5 şart temeline dayanıyor olsa da, bu şartlardan daha önemlisi “kul hakkı yememektir.” Allah kendisine karşı işlenen suçları affedecek kadar yüce, ancak kul hakkını affetmeyecek kadar da katıdır. İslam’da fitne, yalan en büyük günahlardandır.

İslam hoşgörü demektir. İslam dürüstlüktür. İslam okumak, araştırmak, düşünmek, sorgulamak demektir.

İslam; Selahaddin Eyyubi’lerin, Hacı Bektaş-ı Veliler’in, Mevlana Celaleddin Rumi’lerin, İbni Haldun’ların ve yüzlercesinin şahsında vücut bulan son ve en güzel dindir.

İslam; Farabi, Biruni, Hallac-ı Mansur, İbni Sina, Gazali, İbni Rüşd, Ömer Hayyam gibi bilim insanlarını yetiştiren, Endülüs gibi bir iklim oluşturabilen dindir.

İslam;

Komşusu açken tok yatmamaktır,

Çalışanın hakkını alnının teri kurumadan vermektir,

Fitne fesat yaymamaktır,

Böbürlenmemek, büyüklenmemektir,

İslam’ın son din, peygamber efendimizin son peygamber olduğunu kabul etmektir,

Dürüst olmak, yalan söylememektir,

İslam düşmanları ile işbirliği yapmamaktır.

Yani İslam dinine mensup Müslüman örnek insan olmaktır…

İslam, peygamber efendimiz Hz. Muhammet’e (sa) yapılan saldırılardan sonraki en büyük ve organize saldırıya maruz kaldı. Bu saldırı her ne kadar Hıristiyan ve Siyonist alemde planlansa da, ne yazıktır ki kendi içinden çıkan işbirlikçiler eliyle uygulandı.

Yeniden İslam’ın o kucaklayıcı iklimine kavuşmak istiyorsak emperyalizmin kontrolündeki tarikat ve cemaatin, İslam tacirlerinin elinden kurtulup yeniden Allah’ın İslamı’na geri dönmek zorundayız. Bilmeliyiz ki elimizde Kur’an-ı Kerim gibi bir kitap var. O kitabı anlamak, Allah’ın kullarına körü körüne biat etmek yerine sadece Allah’a biat etmek tek kurtuluş yolu olacaktır…