2020’de Joe Biden’ın başkan seçilmesi ile ABD müesses nizamı küresel konumunu ve misyonunu güçlendirmek için tüm gücünü sahaya sürdü.
Celal ÇETİN
ABD üç cepheli bir savaş yürütmeye başladı;
1- Karadeniz/Kafkaslar’da Rusya’ya karşı: Ukrayna piyonunu kullanarak savaşı tetikledi ve Rusya’yı etkisizleştirerek küresel oyundan düşürmek istedi. Diğer yandan Rusya’nın yayılmacılık korkusu ise Avrupa’yı kendisine bağımlı hale getirdi.
2- Asya/Pasifik’te Çin’e karşı: Rusya’nın maddi finansörü Çin, aynı zamanda “Yol Kuşak Projesi” ile tedarik yollarını ele geçirerek ABD’nin ekonomik gücünü sarsmaya başladı. Askeri gücünü de önemli oranda artıran Çin, önlenemez yükselişi ile ABD için birincil tehdit haline geldi. Biden yönetimi, Çin’in etrafında Hindistan, Güney Kore, Japonya gibi ülkelerle savunma hattı oluşturmaya çalıştı.
3- Orta Doğu’da İran’a karşı: İran’ın İsrail için tehdit oluşturması, Hamas, Hizbullah gibi vekilleri ile Irak, Suriye ve Lübnan’da Şii hattı oluşturması Tel Aviv’in uykularını kaçırıyordu. İsrail ABD desteği ile Hamas ve Hizbullah üzerinden İran’ın bölgedeki etkisini bitirdi.
ABD’nin üç cephede yürüttüğü savaş Orta Doğu’yu kan gölüne çevirirken dünyayı da nükleer savaş tehlikesi ile karşı karşıya bıraktı. Avrupa ise ekonomik kriz, enerji krizi, siyasi kriz, göçmen krizi, milliyetçilik akımlarının güçlenmesi gibi açmazlarla yüzleşti.
Söz konusu üç cephe, ABD’nin küresel konumunu, misyonunu ve askeri gölgesini güçlendirirken “tek kutuplu dünyaya” dönüşün kapısını aralamaya başladı.
TRUMP ABD’NİN DENGESİNİ BOZDU
5 Kasım 2024. ABD başkanlık seçimlerinde Biden’ın adaylıktan çekilip Kamala Harris’in aday olması ve yeni bir heyecan dalgası oluşturmasına rağmen Donald Trump ikinci kez seçildi.
Seçimlerden kısa süre sonra kabine adaylarını açıklamaya başladı. İlginç ve tartışmalı isimler vardı. En ilginç isimlerden birisi, Tesla’nın, SpaceX’in ve X sosyal medya platformunun sahibi Elon Musk’tı.
Trump’ın adayları Rusya aleyhinde konuşmazken İsrail’e desteklerini açıklamakta beis görmedi. Musk hariç.
Elon Musk, “ABD iflas ediyor” sözü ile dikkatleri üstünde topladı. Ardından İsrail’in Gazze’deki katliamlarını eleştiren bir X paylaşımını retweetledi. Ve kıyamet o zaman koptu. İsrail Musk’a sert tepki gösterdi, ABD’deki Yahudi şirketleri X reklamlarını geri çekti. Bunun üzerine Musk İsrail’i ziyaret ederek gerilimi yumuşatmaya çalıştı. Ancak tarafını belli etmişti bir kere.
Seçildikten sonra Orta Doğu’dan çekilme işaretleri veren Trump’ın, “IŞİD yeniden güçlense bile bırak yakın çevredeki insanlar bununla ilgilensin. Neden ABD ilgilensin?” yaklaşımını benimsediği belirtiliyor.
“Rusya-Ukrayna savaşını bir günde durdurabileceğini” açıklayan Trump, Orta Doğu’daki sorunların daha karmaşık olmasına rağmen daha kolay çözülebileceğini savunarak, “Orta Doğu’nun, Rusya ve Ukrayna’da olanlardan daha kolay çözülebilecek bir sorun olduğunu düşünüyorum” dedi.
Trup, daha önce inişli çıkışlı ilişkisi olan İsrail Başbakanı Netanyahu’ya güvenip güvenmediği şeklindeki soruya ise “Hiç kimseye güvenmiyorum.” yanıtını vermişti.
Trump, ilk dönem başkanlığı sırasında da Suriye’den askerleri çekme konusunda karar almış ancak bunu yaşama geçirememişti.
Trump, Aralık 2018’de ABD’nin Kuzey Suriye’de IŞİD’i yendiğini ve artık askerlerin geri dönebileceklerini açıklamıştı. Pentagon, ani ve sürpriz olarak gördüğü bu kararı uygulamamış, asker sayısını azaltmakla yetinmişti.
Diplomatik kaynaklar, Trump’ın ilk dönemine göre kurumlar üzerindeki kontrolünün daha arttığı bir süreçte ABD başkanlığı yapacağını hatırlatıyor ve başta CENTCOM (Merkezi Kuvvetler Komutanlığı) olmak üzere askerin çekilme yönünde alınacak bir karara karşı çıkamayacaklarını iddia ediyor.
TRUMP’IN YENİ HEDEFLERİ
Trump’ın “şaşırtan ve nev-i şahsına münhasır” birisi olduğu ve dünyayı zıplatmayı sevdiği biliniyordu.
– Rusya-Ukrayna ve Orta Doğu savaşını bitireceğini açıklayarak Ukrayna’yı ve İsrail’i zıplattı.
– Gümrük vergilerini artıracağını açıklayarak Çin’i ve Avrupa’yı zıplattı.
– “Suriye’de herkes başının çaresine baksın” diyerek Kürtler’i zıplattı.
Derken, Panama Kanalı’nı geri almayı, Grönland’ı satın almayı ve Kanada’yı 51. eyalet yapmayı planladığını açıklayarak Kuzey Amerika’yı zıplattı.
Trump için “hayalperest, çılgın” diyenler var ama, her zıplatması kendi içinde tutarlı gerekçelere dayanıyor. Trump zeki birisi ve hangi konuda nereden yürüyeceğini biliyor.
Örneğin; Panama Kanalı’nı 20. yy’ın başında ABD yapıyor, 1970’lerde anlaşmayla Panama’ya devrediyor. Bugün ABD’den sonra kanalı en çok kullanan ülkenin Çin olması ve Panama’nın diplomatik ilişkilerini keserek Tayvan’ı Çin’in bir parçası olarak tanıması Trump’ı zıplattı.
ABD, Grönland’da Pituffik Uzay Üssü’nü elinde tutuyor. Bölge, nadir toprak mineralleri ve petrol de dahil olmak üzere doğal kaynaklar açısından zengindir ve küresel güçlerin Kuzey Kutup Dairesi’ndeki etki alanlarını genişletmesi Trump’ı zıplattı.
ABD’nin Grönland’daki en önemli varlığıThule Hava Üssü. 1951’de kurulan üs, balistik füze erken uyarı sistemi ve meteorolojik radar istasyonu olarak hizmet veriyor. Üs, Rusya’dan gelebilecek tehditlere karşı ABD’nin ilk savunma hattını oluşturuyor. Ancak son yıllarda Çin’in adaya artan ilgisi, Washington’u endişelendiriyor.
Trump, Kanada’yı “51. eyalet” olarak nitelendirdi ve Başbakan Justin Trudeau’ya “Kanada Valisi” diye hitap etti. Bu söylemler, başlangıçta şaka gibi görünse de, Trump’ın Kanada’ya yönelik ekonomik tehditleriyle birleşince ciddi bir diplomatik krize dönüştü.
Trump’ın Kanada’ya yönelik eleştirilerinin merkezinde sınır güvenliği ve yasadışı göç yer alıyor. Trump, Kanada’yı ABD’ye yönelik yasadışı göç ve uyuşturucu akışını kontrol edememekle suçluyor.
Kanada-ABD ilişkileri, dünya’nın en büyük ikili ticaret ortaklığını temsil ediyor. İki ülke arasındaki günlük ticaret hacmi 2 milyar doları aşıyor. Alberta eyaleti tek başına ABD’ye günde 4.3 milyon varil petrol ve gaz ihraç ediyor. ABD’nin ham petrol ithalatının yüzde 60’ı ve elektrik ithalatının yüzde 85’i Kanada’dan geliyor.
TRUMP TEK CEPHELİ BİR SAVAŞ İSTİYOR
Trump için önemli olan kendi ülkesinin menfaati. Çin, Rusya, Avrupa gibi ülkeleri nasıl ki ABD’nin menfaatine tehdit olarak görüyorsa, kendi ülkesinin müesses nizamını da aynı şekilde tehdit olarak görüyor. ABD müesses nizamı da Trump’ı tehdit olarak görüyor.
Bu tehdidin başlıca sebebi, Trump’ın Biden yönetiminin açtığı 3 cepheyi 1’e indirme planı.
Trump için Kanada, Grönland ve Panama tek cephe olacak.
Karadeniz/Kafkaslar cephesini kapatacak. Bunun için Ukrayna’ya yardımı keserek masaya oturturken Rusya’ya “onurlu bir barışın” kapısını açacak.
Orta Doğu cephesini kapatacak.
Karadeniz/Kafkaslar cephesini kapatması Ukrayna dışında her ülke için rahatlama sağlayacak. Rusya istediğini almış olacak. Avrupa Ukrayna baskısından kurtulacak.
Ancak Orta Doğu cephesini kapatma düşüncesi yeni bir savaşın kapısını araladı.
Bu savaş hem ABD müesses nizamı ile Trump arasında, hem İsrail ve Kürtler’le Türkiye arasında yeni gerilimlere, Suriye’de iç savaşa yol açabilecek bir sürece evrilebilecek.
Trump’ın Orta Doğu’dan çekilmesi ile İsrail’in nihai planlarında aksama olacak.
İsrail’in nihai hedefi, Kürtleri kullanarak Davut Koridoru üzerinden Suriye’nin olabilirse tamamına, olamazsa en az yarısına sahip olmak. Gazze şeridini işgalin ardından Suriye’yi de işgal edebilirse, “Büyük İsrail” yolunda önemli bir aşamayı tamamlamış olacak.
İsrail bu planlarında ABD’nin devasa askeri gücüne ve Yahudi sermayesine güveniyor. Trump Orta Doğu’yu kendi haline bırakırsa İsrail Suriye işgalini değil, Gazze’yi ve Lübnan’ı bile elinde tutmakta zorlanacaktır. Askeri gücü üç cephede savaşmak için yeterli olmadığı gibi, asker sayısı da yeterli değil.
Bunu bilen İsrail’de bazı siyasetçiler sohbetlerinde “ABD’nin bu bölgeden gitmemesi lazım. Oralara biz gelinceye kadar ABD kalmalı” düşüncesini daha güçlü seslendiriyor.
Daha önemlisi, iç kamuoyundaki tepki büyüyor.
Buna bağlı olarak Kürtler de İsrail’le aynı kaderi paylaşmanın korkusunu yaşıyor. ABD’nin desteği kesilirse İsrail kendi başının çaresine bakmak zorunda kalacak ve PYD’yi desteklemekte zorlanacak.
Tump 20 Ocak’ta resmi olarak görevi devralacak. Kimin ne planı varsa o tarihe kadar gerçekleştirmek zorunda. Veya mevcut konumlarını tahkim edecek.
Bu arada, ABD müesses nizamı da boş durmuyor. Trump’ın olası planlarını zora sokmak için harekete geçti. Son birkaç gün içinde peş peşe üç saldırı açık açık uyarı niteliğinde. Bu uyarı Trump ve elon Musk’a yönelik.
ABD’nin New Orleans şehrinde yeni yıl kutlamaları sırasında düzenlenen saldırıda 15 kişi hayatını kaybetti, 35 kişi de yaralandı. FBI 42 yaşındaki saldırganın, ABD Ordusu’nda da görev yapmış Teksaslı ABD vatandaşı Shamsud din Jabbar olduğunu açıkladı. Kullandığı araçtan bir IŞİD bayrağı çıktı.
Derken bir saldırı haberi de New York’tan geldi. Amazon adlı gece kulübüne yönelik saldırıda ilk belirlemelere göre en az 10 yaralı var.
Dünya saldırıların şokunu yaşarken Las Vegas’taki Trump oteli önünde ise bir Tesla aracı patladı.
Yetkililer 15 kişiyi öldüren kamyonetle söz konusu Tesla’nın aynı araç kiralama firmasından kiralandığını tespit etti.
Gece kulübü olayı bilinmez ama, diğer iki olayın birbiri ile ilişkili olduğu açık.
Özellikle Trump Oteli ve Tesla aracı. Birisi Trump’a, ikincisi Elon Musk’a uyarı.
Sonuç: Trump, “Suriye’de ne işimiz var” diyerek ABD’nin bir yüzyıldır hakim olan küresel konumunu ve misyonunu değiştiriyor.
Söz konusu konumun ve misyonun mimarları, Suriye’deki güçlerini takviye ederek bu değişime direniyor.
20 Ocak’a kadar küresel sarsıcı yeni olaylara hazırlıklı olunmalı.