Kritik seçimlere 4 gün kala toplum Cumhur İttifakı-Millet ittifakı olarak tehlikeli bir ayrışmaya gidiyor. Millet İttifakı’nı oluşturan partilerin “terörist, terörizmle işbirliği yaptıkları” suçlamaları, bu partilerin tabanlarını dışlayıcı ve hedef haline getirici bir boyuta geldi.
Celal ÇETİN
Toplum, yeteri kadar bölünmemiş gibi şimdi de “Cumhur İttifakı-Millet İttifakı” olarak bölündü. Siyasi anlamda toplum kesimlerinin farklı parti ve ittifakları desteklemesi demokrasinin gereğidir. Ancak ittifaklardan biri diğerini “vatan haini, terörist” gibi tanımlarla suçlarsa, o andan itibaren toplumun çok tehlikeli bir çatışmaya doğru yolu açılmış olur.
Ki, şu anda yapılan bu. Cumhur İttifakı’nı oluşturan partiler, rakibi olan Millet İtitfakı’nı ve HDP’yi terörizme hizmet etmekle, teröristlerle birlikte olmakla suçluyor.
Şimdi düşünelim.
Millet İttifakı’nı oluşturan partiler, bu ülke insanının yüzde 30’unu oluşturuyor. HDP’ye gönül verenleri de dahil ettiğinizde bu oran artıyor. Buna, AKP’ye oy verip son zamanlarda uzaklaşanları da ekleyin, en az toplumun yarısı “bizden değilsiniz” mantığı ile dışlanıyor.
CHP bu ülkenin en eski ideolojisine sahip partilerden biridir. Politikalarında, yönetimlerinde zaman zaman sapmalar olsa da siz bu partiye “terörizm merkezi” ilan ettiğiniz an CHP’nin temsil ettiği en az yüzde 25-30’luk kitleyi de terörist olmakla suçluyorsunuz.
CHP’nin politikaları/yönetim yanlışları ile temsil ettiği kitleyi birbirinden ayırmak zorundasınız. Bunu yapmazsanız ülkenin yüzde 25-30’luk bir kitlesini düşman kategorisine sokmuş olursunuz.
Bu tespit HDP için de geçerlidir. HDP yönetimi PKK terör örgütü ile organik bağ içinde, bu bir gerçek.
Ancak HDP’li olup PKK’lı olmayan çok geniş bir kitle var. 2015’te başlayan Henden Operasyonları’nı hatırlayın. TSK ve Polis ortak ile olarak gerçekleştirilen Sur, Cizre ve Nusaybin merkezli askeri operasyonlar sonucu PKK’nın “kurtarılmış bölgeler hayali” bir daha canlanmamak üzere gömüldü. Operasyonlar sırasında bölgedeki Kürt kökenli vatandaşlarımız, bırakın tepki göstermeyi devlet güçlerine yardımcı oldu. Operasyonlar sırasındaki istihbaratların çoğu bölge insanından geldi.
Şimdi siz “HDP terör örgütüdür” dediğiniz an, HDP’ye oy veren ama devlete bağlı milyonlarca vatandaşı da terörist olmakla suçluyorsunuz.
Ayrıca CHP ve HDP tabanında partilerinin bilerek/bilmeyerek yaptığı yanlışlar şiddetli biçimde eleştiriliyor. Ki, bu eleştiriyi AKP ve MHP tabanında görmek mümkün değil.
Bir başka tehlike de şu. CHP’nin temelini demokrat, sol görüşlü ve Alevi vatandaşlar oluşturuyor. Bu kitle dışlandıkça kendi partilerine hapsediliyor.
Kürt kökenli vatandaşlarımız için de durum aynı. Terörist dendikçe onlar da HDP’ye hapsediliyor.
CHP üzerinden bu kitlenin hedef alınması Aleve-Sünni (mezhep), HDP üzerinden Kürt kökenli vatandaşların hedef alınması Türk-Kürt (etnik) çatışma riskini de beraberinde getiriyor.
YAPILMASI GEREKEN
Bu noktada, eğer bilinçli yapılmıyorsa “terörist” suçlamasından bir an önce vazgeçilmek zorunda.
Sizin yönelttiğiniz “terörist, vatan haini” suçlaması, toplumun birbirine yönelik kodlarını tehlikeli biçimde değiştiriyor.
Yok eğer bu suçlama bilinçli yöneltiliyorsa sormak gerekiyor. Toplumun en az yarısını terörist olarak suçluyorsanız, ne yapacaksınız? Herkesi hapse mi atacaksınız? Veya sizden olmayan herkesi öldürecek misiniz?
Yapılması gereken; her iki ittifak da toplumun sizden olmayan kesimini “düşman” ilan etmek ve “sopayla terbiye etmek” değil, onları kazanmaktır.
Kaldı ki; “cumhur” kelime anlamıyla “halk/millet” demektir. Her iki ittifakın isimleri ayrıştırmanın değil birleştirmenin simgesidir.
Sonuç olarak; millet ittifakını oluşturan partilerin tabanları ve Kürt kökenli vatandaşlarımız devletine bağlı kesimlerdir. Bu kesimleri mezhep ve etnik kıskaca sokmak, sürekli dile getirilen “beka sorununu” güçlendirir. Ki, bunun kimlerin işine geleceğini söylemeye gerek yok.