Arka Yüzü

PSİKOLOJİK SAVAŞA 3 ÖRNEK

By Temmuz 16, 2014 Ocak 11th, 2019 No Comments

Türk yurdunda öylesine başarılı dezenformasyon yöntemleri, toplum mühendisliği stratejisi ve 5. Kol faaliyeti izleniyor, öylesine psikolojik savaş taktikleri uygulanıyor ki, sokaktaki vatandaş anlayamıyor ama, bilinç altına nakış gibi işleniyor. Sadece üç örnek durumun vehametini anlatmak için yeterli olacak.

Celal ÇETİN

ÖRNEK-1: İktidara yakın kanallardan birinde son dönemlerde Hoollywood filmleri yayınlıyor. Ama bu filmler, diğer kanalların yayınladıklarından biraz farklı. Şöyle ki; ABD Ordusu’ndan bazı subaylar (kötü adamlar) ülkelerinin çıkarlarını koruma gerekçesiyle hukuk dışına çıkarlar. Yasadışı oluşuma giderler. Bunu öğrenen asker ve sivil bazı kişiler (iyi adamlar) bu kötü adamlarla mücadeleye başlar. Aralara serpiştirilen aksiyon sahneleri sonunda kötü adamlar yakalanır ve adaletin karşısına çıkarılır. Nedense son dönemlerde böylesi filmlerin sayısında artış oldu.

Bu filmler kelimenin tam anlamı ile psikolojik savaş taktiğidir. O filmi izleyen, ne olduğunu anlamaz, çoğunlukla aksiyon filmi gözüyle bakar. Ama bilinç altına, “Türkiye’de de asker bunlar gibiymiş demek” mesajı işleniyor.

ÖRNEK-2: Birkaç yıl önce bölücü terör örgütü internet sitesinde PKK’nın şahin kanadından Suriye kökenli Bahoz Erdal’ın açıklamaları yayınlandı. Şöyle diyor: “TSK’ya son dönemde yapılan eleştiriler orduyu yıpratma amaçlıdır ve orduya haksızlık ediliyor. Şöyle bir tartışma var: ‘25 yıl boyunca ordu niye PKK’yi bitiremedi?’ ‘Niye kayıp veriyor?’ ‘Tedbiri zayıftır, tekniği azdır veya ihmalkarlık vardır’ türünden eleştiriler var. Buna karşı çare olarak, daha fazla karakol, daha fazla teknik, daha fazla asker, daha fazla operasyon diyorlar. Bence bunlar Türk ordusuna yönelik yapılan haksız eleştirilerdir. 25 yıllık süreçte ordu az savaşmadı, zayıf da davranmadı.”

Şimdi düşünün. Türk Ordusu’nu kim savunuyor? Yıllardır ölümüne mücadele ettiği bölücü terör örgütü. Verilmek istenen mesaj açık: “Ordunuz 25 yıldır canla başla savaşıyor. Ama biz buradayız ve ayaktayız. Demek başarıya ulaşamadı. Bu kadar yüklenmeyin askere, gücü işte bu kadar…”

Bu açıklama basınımızın bir kesimi tarafından yayınlandı. Bu yazıyı okuyanların bilinçaltı, “TV’lerde gazetelerde de söyleniyor. Asker başarılı olsaydı PKK diye bir şey kalmazdı” demeye başlıyor.

ÖRNEK-3: PKK’nın ileri gelenlerinden Şemdin Sakık. Hala tutuklu. O da birkaç yıl önce açıklamalarda bulundu ve medyamızda yayınlandı. Şöyle diyor: “Öncelikle orada şehit düşen 33 er, 5 sivilin anne babalarına ve genelde bütün bu kavga ortamında hayatını kaybeden insanların ailelerine başsağlığı diliyorum, acılarını paylaşıyorum ve ben de aynı acıları yaşıyorum.

Bu savaşta ben de kardeşlerimi, hayatımı, her şeyimi kaybettim. Sizi onların temsilcisi olarak değerlendirip, önünüzde diz çöküyor ve şunu söylüyorum: Şerefim, namusum üzerine yemin içerim ki, bu olayın ne talimatını verdim, ne planlamasını yaptım, ne de bu olaya katıldım.”

Bu açıklamaları okuyanların bilinçaltında “masum bir insanın acıları, üzüntüleri” canlanır. Son günlerde “PKK’nın yol açtığı pek çok olayın arkasında sözde Ergenekoncuların olabileceği” propagandası bir anlamda PKK’nın aklanması anlamına geliyor.

Türkiye’nin çok yoğun ve sistematik bir operasyonla karşı karşıya kaldığı bir gerçek. Bu operasyon öyle masum ve reddedilemez gerekçelerle örtülüyor ve bilgiyle, akılla yürütülüyor ki, kiminle mücadele edeceğimiz bilemez hale getirildik. Aslında gölgelerin kimler olduğu o kadar da gizli değil. Biraz akıl, biraz bilgi, biraz muhakeme yeteneği ve at gözlüklerini çıkarmak yetecek. Hoollywood’un neden Yahudi-CIA konsorsiyumunun kontrol altında tutulduğunu bilirsek oynanan oyunu da biliriz…