Arka Yüzü

KÜRESEL AKTÖRLERİN BÖLGE KONSEPTİ DEĞİŞİYOR,

By Temmuz 13, 2014 Ocak 11th, 2019 No Comments

Önemli bir küresel güç olan ABD Ortadoğu bölgesi ile ilgili konsept ya da konseptler oluştururken ayakları bölgeye sağlam basan plan ve projeler üretemedi. BOP’ un çöküşünden sonra, “Arap baharı” konsepti de Suriye rejiminin direnci karşısında yıkıldı. Muhammet Mursi iktidarı, askeri bir darbe ile tarihe gömüldükten sonra, ABD menşeili “ılımlı İslam” teorisi bütün sonuçları ile birlikte ortadan kalktı.

TeslimTÖRE

Özgürlük Hareketinin bölgemiz Ortadoğu nun coğrafik sınırlarını silkeleyince, bölgenin eski konumu tümü ile değişti. Özellikle bölgede kapsadığı coğrafya küçük, ama yaratmış olduğu manevi etki büyük olan Rojava devriminin son derece sağlıklı bir rota izlemesi bölgenin bütün dengelerini alt üst etti. Zaten örgütlü, organize bir şekilde Suriye ve yöre politik aranasına çıkması bile bölgede büyük bir şaşkınlık yarattı. Erdoğan ve Hükümeti dahil, bölgenin bir çok aktörü Rojava devrimine kısa sürede tavır bile belirleyemediler. İlk şaşkınlıklar geçince Erdoğan Hükümeti, “istihbarı” olduğunu söyledikleri diplomatik girişimle olup biteni algılamaya çalıştılar. Ancak anladıkları şey: Rojava devrimi üzerine El Nusra lı katilleri saldırtmak oldu.

Katil sürüleri Rojava devrimi ve Halkına acımasız saldırı yaptı, katliamlar düzenledi. Rojava devrimi, son derece profesyonelce ve büyük bir dirayetle karşı koydu. Düşmanın saldırılarını devrimci soğuk kanlılıkla karşıladı. Kendi halkını korudu. Yiğitçe direnişi, yerini terk eden kitlelerin tekrardan eski topraklarına dönmesini sağladı. Düşmana profesyonelce karşı koyması itibarını yükseltip, küresel aktörlerinin dikkatlerini üzerine çekti. Kısa denebilecek bir süreç içerisinde, kendi örgütsel yapısını organize etme, ekonomi-politiğini belirleyerek, savaş içinde bile kendi halkını muhannete muhtaç etmeme, Erdoğan Hükümeti ve Barzani nin ortak çıkışını olgun ve serin kanlılıkla yanıtlamak gibi çok önemli başarılara imza attı. PYD’ nin lideri, Salih Müslüm ü AB’ nin davet ederek, belli testlerden geçirmesinde göstermiş olduğu diplomatik performans, Rusya ile geliştirmiş olduğu ilişki ve diyalog : askeri ve devrimci politik başarılarına diplomatik bir katkı da yaptı.

Bütün bunlarla birlikte, El Nusra çetelerinin acımasız, katliamcı Kürt ve insanlık düşmanı saldırılarına karşı kazanmış olduğu zafer Suriye de ki gidişin kaderini doğrudan etkiledi. Çok kısa süre içerisinde, Rojava devriminin göstermiş olduğu bu yüksek performans : bölgenin doku ve dengelerine yeni bir esneklik kazandırdı. Eski bazı dostları düşman, bazı eski düşmanları ise dost konumuna itti. El Nusra ve diğer Taliban örgütleri ile ittifak kurmuş olan “Suriye muhalefeti” ittifakı bozuldu. Bozulmakla kalmadı, dostlukları düşmanlığa dönüşerek biri birileri ile savaşa girdiler. Suriye muhalefeti çeşitli parçalara bölündü. Bir kısım muhalefet Talibancı güçleri imha etmek için Suriye devleti ile ilişki kurmaya çalıştı. Taliban ı imha etmenin planlarını yapıyorlar.

Bu gelişmeler, küresel güçlerin bölgeyle ilgili geliştirmiş oldukları konsepti bozdu, yeni konsept oluşturmaya adeta zorladı. Kuşkusuz küresel aktörlerin eski konseptinin bozulup, yeni bir konsept oluşturmalarına sadece Rojava devrimi zorlamadı. Bir küresel güç olan Rusya nın desteği ve Suriye yönetiminin ülkesini emperyalist yağmacılara ve onların beslemelerine karşı direngen bir şekilde savunmalarının da önemli etki ve katkısı oldu. Ancak bölgenin yeni bir aktörü olmasına rağmen Özgürlük Hareketinin bölgede izlediği politika, yaratmış olduğu etki : bir çok küresel aktörü farklı düşünme ve davranmaya itti. ABD’ nin teori ve politikasının almış olduğu darbeler, Suriye nin göstermiş olduğu direniş emperyalistler ve bölgedeki iş birlikçileri onlarca ülke “Suriye nin dostları” diye uyduruk bir konsept yarattılar. Söz konusu konsept planı doğrultusunda, Dünya çapında hırsız, uğursuz, soyguncu, katil, eli kanlı çeteler toplayıp, onları silahlandırarak, Suriye sistemini yıkmaya giriştiler.

“Suriye nin dostları” canilik konseptini pekiştirmek için Erdoğan Hükümetinin ev sahipliğinde birkaç kez Türkiye de, birkaç kez de başka ülkelerde toplayarak kalıcı ve güçlü bir kuvvet yaratmaya çalıştılar. Söz konusu “Suriye dostlarının” konseptinin üyesi olan diğer üyelerin oluru ile Türkiye, çetelerin bir kısmını Rojava devrimine saldırttı. Rojava Halkı fazla da zorlanmadan o it sürülerinin üstesinden gelerek Erdoğan ve Hükümetine son derece net bir mesaj gönderdi. Rojava Devriminin yenilmezliğini dost ve düşmanlara net olarak gösterdi. Sevgili Ferda’ nın bir yazısının başlığına “yenileceğinizi siz de biliyorsunuz” diye yazdığı gibi yenileceklerini bile bile saldırdılar ve bile bile de yenildiler. Bundan kısa süre sonra “Suriye nin dostları” konsepti dağıldı. Kuşkusuz, dağılması sadece Özgürlük Hareketinin muharrik gücü ile olmadı. Ama Özgürlük Hareketinin belirleyici etkisi ile yıkıldığı da net bir gerçektir.

Basına, sosyal medyaya ve kamu oyuna yayıldığı kadarı ile : Başta ABD ve AB olmak üzere “Suriye nin dostları” konsepti döneminde “Esat’ sız bir çözüm” isteyen küresel aktörler, Cenevre toplantısına “Esat lı çözüm” planı ile gideceklerini ifade etmişler. Bu planlarını “Suriye muhalefetine de” bildirdikleri tv haberlerine yansıdı. Söz konusu manevranın yeni bir konsepte dönüşeceğine kuşku yoktur. “Suriye dostları” konseptinin, çökmesi, “Esat sız çözümü” tarihin çöplüğüne gönderdi. Bu olup bitenlerden sonra yeni bir konseptin oluşturulması, Taliban ın imha edilmesini de gündeme getirebilir. Söz konusu tarihi gelişmeler, Özgürlük Hareketini bölgede planlayıcı ve bölgenin kaderinin yeniden belirlemesi konusunda tayın edici aktör konumuna çıkartabilir.

Aslında sadece yeni bir konseptin oluşması değil, bölgenin politik haritasının değişmesi konusunda da olaylar yeni gelişmelere gebe. Başta ABD olmak üzere küresel aktörler, İran ın dünyadan ve globalizmden soyutlanmış olan eski konumundan çıkıp, global dünyanın bir bileşeni konumuna gelmesi bakımında önemli bir adım attılar. İsrail, ABD ve daha bir çok ülke ile İran ın arsına bir set çeken “atom bombası yapma” konusu da önemli ölçüde çözülmüş durumda. Aslında İran ın defalarca da açıkladıkları gibi, atom bombası yapma gibi bir girişimleri yoktu. İsrail ve ABD’ nin eskiden kalma kin ve düşmanlığının İran’ı tecrit etme, zayıflatma, güçten düşürme yaklaşımının bir gereği olarak İran a ambargo uygulanıp, banka hesaplarına el konmuştu.

İran’ a onlarca yıldır uygulanmış olan ambargonun fazla işe yaramaması, İran ekonomisinin söz konusu ambargo altında da global ekonomiye katılım sağlayacak bir boyuta çıkması, Rusya nın ABD’ nin oluşturmuş olduğu tek kutuplu dünya konjonktürünü bozup, çok kutuplu bir konjonktür yaratarak Ortadoğu da etki gücünü ve alanını artırması, bu bağlamda İran ile de sıkı ilişkiler geliştirerek BM’ de ambargo konusunda İran’a destek sağlaması, AB ve ABD’ yi İran konusunda yeniden düşünmeye zorladı. Ve bu günkü sonuca varıldı. Dolayısı ile, İran, Suriye ve Lübnan Hizbullah ının Şii mezhebi temelinde örerek yaratmış oldukları, İran, Körfez, Suriye ve Lübnan politik hilali da yeni konseptin bir artısı haline gelebilir. Bölgede bu çok önemli alt-üst oluşlar yaşanırken Erdoğan ve Hükümeti, kuyruğu ile dövüşen kedi gibi kendi kendini bitirmeye çalışıyor.

Rojava ve genel olarak Kürt Halkının bölgedeki en önemli düşmanı olan Erdoğan ve Hükümeti, “ kim vurduya” gelen darbeler yiyerek, son derece sancılı bir süreçten geçerken, Özgürlük Hareketinin bölgede yeni mevziler kazanması Kürt Halkına tarihin önemli bir cilvesi olarak not edilecektir. Erdoğan ve Hükümeti: ABD’ den mi, İsrail den mi, faiz lobilerinden mi, Fetullah Gülenden mi yediğini net olarak kestirmediği “şamarların” etkisi ile sarsılıp, paniklerken ; önceki süreçte konseptlerin oluşumunda bir aktörlük işlevi üstlenmişken, yeni konsept belirleme sürecinin dışında kalacaktır. Bu devre dışılık sadece Erdoğan ve Hükümetinin başını yemekle kalmayacak, T. C. Devletinin de çok ama çok önemli darbeler almasına neden olacaktır.

Özgürlük Hareketi ve Türkiye devrim güçleri bu somut olguyu sağlıklı bir şekilde değerlendirebilirse, geleceğin Suriye sinin Rojava halkının kazanmış ve yaşatmakta olduğu kazanımlarının çok daha fazlasını T.C. devletine de kabul ettirebilir. Suriye yeniden toparlamaya başlarken Erdoğan Hükümeti hızla bayır aşağı kaymaya başladı. Felaket sinyalleri veriyor. Hatta öyle ki, ordunun tekrardan eski “vatan millet Sakarya” huyunu hatırlaması bile söz konusu olabilir. Ya da birileri orduya hatırlatabilir. Yeni konsept yakın geleceği çok şeye gebe kılabilir.