Gerek Osmanlı İmparatorluğu ve gerekse Cumhuriyet döneminde dini ve etnik kökenli isyan hareketleri bu toprakların ve milletin huzurunu bozdu. Bu isyanlar, emperyalizmin yeni savaş ve işgal konseptidir. Hedef ülkede hedef kitleler maddi menfaatlerin yanısıra “özgürlük, demokrasi” gibi gerekçelerle ikna edilir ve kendi devletine, topraklarına, değer yargılarını isyan etmesi sağlanır. İhanet dededen toruna miras kalır.
Celal ÇETİN (27 Kasım 2011)
ANZAVUR İSYANI (Birincisi:1 Ekim 1919-25 Kasım 1919,ikincisi:16 Şubat 1920-16 Nisan 1920)
BOLU VE DÜZCE İSYANLARI (13 Nisan1920-31 Mayıs 1920)
BOZKIR İSYANI (27 Eylül – 4 Ekim 1919, 20 Ekim -4 Kasım 1919)
CEMİL ÇETO İSYANI (7 Haziran 1920)
KONYA AYAKLANMASI (Ekim-Kasım 1920-2 Ekim 1920)
KUVAY-I İNZİBATİYE (HALİFELİK ORDUSU)
YOZGAT İSYANI (15 Mayıs 1920-30 Aralık 1920)
ŞEYH SAİT İSYANI (13 Şubat 1925)
Ve MENEMEN İSYANI 23 ARALIK 1930
Menemen’de 23 Aralık 1930’da patlak veren Cumhuriyet karşıtı olayda yedek subaylığını yapmakta olan öğretmen Kubilay şeriat isteyenler tarafından öldürüldü.Olayın elebaşısı “mehdi” olduğunu iddia eden Giritli Mehmet (Derviş Mehmet) adında Nakşibendi tarikatına bağlı biriydi. 7 Aralık’ta 6 müridiyle (Şamdan Mehmet, Sütçü Mehmet Emin, Nalıncı Hasan, Küçük Hasan) Manisa’dan yola çıkan Derviş Mehmet, 23 Aralık sabahı, gün doğarken Menemen’e girdi. Belediye Meydanı’nda çevresine topladığı yaklaşık yüz kişiyle zikrederek şeriat ilan etmeye kalkıştı. Türk Ordusu’nun yedek subay Mustafa Fehmi Kubilay komutasındaki bir müfrezesi isyana müdahale etti. Tüfeklerinde manevra mermileri olduğu için ateş etmelerine karşın isyancılara bir şey olmadı. Bunun üzerine Derviş Mehmet, “kendisine kurşun işlemediğini, mehdi olduğunu” söyleyerek asileri askerlerin üstüne saldırttı. Kendisi de Yedek Subay Kubilay’ın kafasını kör testere ile keserek bir sırığın ucuna astı.
Ve daha onlarca isyan…
Tüm isyanların ortak ortak noktaları var.
1- Etnik ayrımcılık ve din adına gerçekleştirilmesi.
2- İngiliz altınları ve politikaları tarafından desteklenmeleri.
3- Cahil halkı kandırarak peşlerinden sürüklemeleri.
4- İçlerindeki tüm kin ve nefretle ağızlarından salyalar akıtarak cumhuriyete ve koruyucularına saldırarak vahşice katletmeleri. Tıpkı Derviş Mehmet’in Kubilay’ın testereyle kestiği kafasını sırığın ucuna takması gibi…
Yeni kurulmuş Türkiye Cumhuriyeti Devleti, bir yandan ayakta kalma savaşı verirken diğer yandan emperyalist güçlerin kışkırtması olan bu isyanlarla da uğraşmak zorunda kalmıştı.
Lakin tüm güçsüzlüğüne karşın cumhuriyet kendisini korumasını bildi.
Ve hainlerin kafasanı kesti.
Gelelim bugüne.
O günlerde İngiliz altınları ile beslenerek cumhuriyete ve ilkelerine isyan edenlerin torunları, bugün cumhuriyetle hesaplaşıyor.
Amaç sözde Dersim’i, sözde İstkilal Mahkemeleri’ni sorgulama adına dedelerinin intikamını almak.
Dedelerinin ortak özellikleri bugünkü torunları için de geçerli.
1- Din ve ileri demokrasi adına cumhuriyete isyan ediliyor.
2- ABD Dolarları ile beslenirken ABD ve AB politikaları ile destekleniyorlar.
3- Cahil halk tarikat-cemaat liderlerinin yalanları ile peşlerinden gidiyor.
4- Ağızlarından salyalar akıtarak, “milli/ulusal, bağımsızlık, cumhuriyet, bölünmez bütünlük, Mustafa Kemal” diyenlerin üstüne saldırıyorlar, kafalarını kesmiyorlar ama sözde davalarla toplama kamplarına kapatıp yok edilmelerini sağlıyorlar.
Lakin tüm darbelere karşın cumhuriyet hala ayakta ve kendisini korumasını bilecektir.
Ve…
Hedef artık belli. Cumhuriyeti ve Mustafa Kemal’i katliamcı, başarısız olarak ilan etmek, ardından halka, “bakın bu rejim böyle bir şey. Hala bu rejimi istiyor musunuz?” diye sormak.
Ardından emperyalist güçler tarafından dizayn edilen yeni yönetim sistemini yerleştirmek.
Ama bu, o kadar kolay olmayacak…