Cemaatin yasadışı yöntemlerle Başbakan Erdoğan dahil binlerce insanı dinlemesine AKP büyük tepki gösteriyor. Ama bir zamanlar bu dinlemelerden kendilerinin de faydalandığını unutmamak gerek.
Celal ÇETİN
Cemaat ile Başbakan Erdoğan ve AKP’nin ölümcül kavgası devam ediyor. Bu kavganın en çirkin silahları ise yasadışı dinleme kayıtları. Bu kayıtlarda yolsuzluk, demokrasiye, insan haklarına, inançlara, özel yaşama aykırı ne ararsanız var. Türkiye’de son 12 yılda yaşananlar bırakın hukuk sistemini, vicdanın, ahlakın kabul edemeyeceği boyutlara ulaştı.
Askeri vesayete son verme gerekçesiyle Ergenekon, Balyoz gibi açılan tüm davalara dayanak oluşturan delillerin çoğunun yasadışı dinlemelerle elde edildiği, bu dinlemelere müdahale edildiği ve montaj olduğu iddiaları gündemden düşmedi. Deniz Baykal’ın, bazı MHP’li vekillerin görüntüleri yayınlandı. O günlerde hükümet kanadından en küçük tepki gelmediği gibi Başbakan Erdoğan Baykal’ın kasetleri hakkında 2011 seçimleri öncesi 4 Mayıs 2011′de yaptığı bir konuşmada, ”Bak Hacı Bektaşi Veli diyor ki, eline beline diline hakim ol diyor. Hanım kardeşlerimden özür diliyorum ama bundan önceki beline hakim olmaadı, gitti. Bu özel değil, genel” demişti.
Bugün aynı yöntemler Erdoğan ve AKP için kullanılıyor. Tapelerde yolsuzluk iddiaları ayyuka çıkmış durumda. Hükümet ve Erdoğan cemaatin herkesi dinlediğini, dinlemelerin yasadışı yöntemlerle yapıldığını, cemaatin Türk devletini, hükümeti hedef aldığını ve terör çetesi olduğunu söylüyor, binlerce polisin, hakimin, savcının görev yerlerini değiştiriyor.
Ama nedense “bu tapeler kesinlikle doğru değildir” diyemiyor. Çete olarak suçladığı cemaate karşı tek bir dava açmıyor. Polisin, hakimin, savcının yerini değiştiriyorsan bunun inandırıcı sebeplerini açıklamak zorundasın. Ortada bir suç varsa gereğini yapacaksın. Eğer bunları yapmıyorsan insanlar, “tapeler doğru mu?” sorusunu sorarlar tabii…