Türkiye ile İsrail arasındaki sorunlar siyasi iktidarların politik farklılıklarından kaynaklanıyor gibi görünse de, iki ülke arasındaki ekonomik ve sosyal ilişkiler gelişmeye devam ediyor. Özellikle AKP hükümeti, İslami politikaları gereği Siyonizm ve İsrail’le gerilim politikası izleyerek seçmenine mesaj veriyor.
Celal ÇETİN
Türkiye ile İsrail arasındaki sorunlar siyasi iktidarların politik farklılıklarından kaynaklanıyor gibi görünse de, iki ülke arasındaki ekonomik ve sosyal ilişkiler gelişmeye devam ediyor. Türkiye ile İsrail arasındaki stratejik ortaklık, Orta Doğu politikalarını değiştirecek potansiyele sahipti. Ticaret ve turizm gelişiyordu, İsrail Hava Kuvvetleri Türkiye hava sınırında manevra egzersizleri yaptı ve İsrailli teknisyenler, Türk savaş uçaklarını modernize etti. Ayrıca ileri teknoloji işbirliği ve su paylaşımı üzerine planlar vardı. Ancak iki ülke arasındaki ilişkiler AKP’nin 2002’de iktidara gelmesi ile sarsılmaya başladı. 2008-09 Gazze Savaşı ve 2010 Gazze Filosu’na müdahale etmesi ve 9 Türk vatandaşının ölmesi ile gerginleşti.
Sözkonusu gerilim iki ülkenin hükümetleri arasında yaşanırken ekonomik işbirliğinin arttığı gözleniyor. Bu durum, yaşananların kriz değil, iki ülke hükümetlerinin kendi siyasi temellerine uygun politika izlediklerini gösteriyor. Özellikle AKP hükümeti, İslami politikaları gereği Siyonizm ve İsrail’le gerilim politikası izleyerek seçmenine mesaj veriyor.
Gerginlik var gibi görünse de iki ülke arasındaki ekonomik işbirliği gelişerek devam etti. 2000 yılında 650 milyon dolar olan ihracatın, 12 yılık süre içinde yüzde 258 oranında artarak 2012 yılında 2,3 milyar dolara yükseldiği. İsrail ile dış ticaret hacminin aynı süre içinde yüzde 250 oranından artarak 4 milyar dolar seviyesine ulaştı.
TİCARET KALEMLERİ
Türkiye’nin İsrail ile yapmış olduğu dış ticarette ihraç kalemleri bakımından en önemlileri, kara ulaşım araçları, demir ve çelik ve elektrikli makina ve cihazlar oluşturmaktadır. İthal malları arasında ise en önemli kalemler, taş kömürü katranı ve ham petrolden ürünler, plastikler ve mamulleri, metal cevherleri, kırıntı döküntü hurdaları ile organik kimyasal ürünler gelmektedir.
Sabancı Holding, İsrail’e bir süre önce satışını askıya aldığı Temsa marka otobüslerin ihracatına yeniden başladı. İsrail’e yılda 3,5 milyon euroluk otobüs ihraç eden Temsa, yeni ortağı Aron Grubu ile yıllık 50 milyon euroluk pazar bulmayı hedefliyor.
Türkiye ile Suriye arasındaki gerginlik ve Suriye iç savaşı nedeniyle Ürdün’e yapılan ihracatın güzergahı İsrail’e kaydırıldı. 2012 Kasım ayından beri açık olan güzergâhı kullanan, yani İskenderun’dan kalkan feribotlarla Hayfa limanına varan Türk tırlarının sayısı 2 bini buluyor.
İsrailli yetkililer son zamanlarda bu güzergahın “Orta Doğu’ya mal ulaştırmak için güvenli bir rota” olarak reklamını yapıyor. Aynı yetkililer “İsrail koridoru, ticari malların bölgesel nakliyatında en ucuz, en çabuk ve en güvenli güzergâh. İhtiyaç olunca bölgesel oyuncuların bir çözüm bulmak için İsrail ile işbirliği yaptığına iyi bir örnek. Keşifler ihtiyaçtan doğar. Türkiye hükümeti İsrail’e bayılmıyor ama iş ticarete gelince İsrail bundan yararlanıyor. Ürdünlüler de istediklerini alıyor, dolayısıyla herkes kazançlı çıkıyor” yorumunu yapıyor.
İsrail İhracat Enstitüsü’nün verilerine göre, 2013’ün ilk üç ayında İsrail’in Türkiye’ye sattığı malların yüzde 75’i, yüzde 67 artan kimyasal ve işlenmiş petrol ürünlerinden oluşuyor. Elektronik ürünler ihracatı da yüzde 158 oranında büyüyerek 19 milyon dolara ulaştı.
İsrail’in 2013 yılının ilk üç çeyreğinde Türkiye’den aldığı mal yüzde 11 artarak yaklaşık 1.8 milyar dolara ulaştı.
Aynı dönemde, ithalatında en fazla artış yaşanan ürünler (ve ithalat artış oranları): makineler, elektrikli techizatlar, görüntü-ses kaydedici cihazlar (yüzde 10), nakil vasıtaları (yüzde 48), plastik ve mamulleri, kauçuk ve mamulleri (yüzde 16).
2013 yılının ilk 3 çeyreği itibariyla Türkiye, İsrail’in en çok mal aldığı 9 uncu ülke konumunda bulunuyor.
2013 yılının ilk 3 çeyreğinde İsrail’in Türkiye’ye ihracatı hemen hemen tüm ürünlerde azalma gösterirken, özellikle kimya sanayii ve buna bağlı ürünler (ham petroldan üretilen yan ürünler dahil) ihracatının ikiye katlanmasının (485 milyon dolardan 1.1 milyar dolara yükseldi) etkisiyle İsrail’in Türkiye’ye ihracatında yüzde 62 artış kaydedildi ve bu nedenle ithalat ile ihracat oranları dengelendi. Ayrıca, mineral ürünler grubundaki yüzde 209 oranındaki ihracat artışı da dikkat çekici bulunuyor.
2013 yılı ilk 3 çeyreği itibariyla Türkiye, İsrail’in en çok mal aldığı 5 inci ülke konumunda bulunuyor.
İkili ilişkilerde krizin tırmandığı 2011’de İsrail’in Türkiye’ye ihracatı yüzde 42 artarak 1.85 milyar dolara ulaştı. Aynı dönemde Türkiye’nin ihracatı da yüzde 20 artarak 2.1 milyar dolara çıktı. İsrail’in son 5 yılda ihracatını en fazla geliştirdiği ülkeler sırasıyla Çin, Hindistan, İngiltere ve Türkiye oldu. Bu dönemde İsrail’in Türkiye’ye ihracatı yüzde 58 arttı.
İsrail’in Gazze’ye yönelik 8 günlük saldırılarının sürdüğü ve Başbakan Erdoğan’ın Gazze için, “öleceksek adam gibi ölelim” dediği günlerde Türkiye Suriye krizi nedeniyle ekonomik anlamda açılamadığı bölgeye İsrail üzerinden başlattığı gemi ticareti ile açıldı.
ENERJİ ALANINDA İŞBİRLİĞİ
Özellikle Türk enerji şirketleri İsrail’le işbirliğini geliştiriyor. Petrol ve enerji alanlarında faliyet gösteren İstanbul merkezli Turcas Holding, doğu Akdeniz’de önemli miktarda doğalgaz çıkarmaya başlayan İsrail’e, 2.5 milyar dolarlık bir yatırımla deniz altından Mersin’e ulaşacak 470 kilometrelik boru hattı inşa etmeyi teklif etti. İsrail’in Globes ekonomi gazetesi, Turcas gibi Zorlu grubunun da hem doğalgaz satın alma, hem de boru hattı kurulması konularında temaslarda bulunduğunu duyurdu.
Ayrıca İsrail’in enerji şirketleri de Türk enerji şirketleri ile işbirliği görüşmeleri yapıyor. Akdeniz kıyılarında büyük miktarlı gaz bulan enerji şirketleri grubunun Avrupa’ya Türkiye üzerinden ihracatı için görüşmeler yaptığı bildirildi.
Avner’in bağlı bulunduğu Dele Group’tan bir sözcü, Noble Energy önderliğindeki grubun Türkiye, Ürdün, Mısır ve Filistin’den şirketlerle İsrail gazının satışı ve boru hattı inşaları konusunda üst düzey görüşmeler yapmakta olduğunu belirtti.
Türkiye, Doğu Akdeniz’de bulunan ve İsrail ile Kıbrıs Rum Kesimi’nin çıkarmak için çalışmalara başladığı doğalgaz projesine dahil olmaya çalışıyor. Enerji Bakanı Taner Yıldız, İsrail’in özür sürecinden sonraki gelişmeleri dikkatle takip ettiklerini belirterek, “Siyasi bütün yüklerin bu projelerin omzundan kalkması halinde biz teknik olarak, hükümet olarak, Enerji Bakanlığı olarak çalışmalarımızı tamamlayıp, Sayın Başbakanımıza sunacağız. Ondan sonraki karar çerçevesinde ne tür projeler geliştirilebilir, bunu hep beraber göreceğiz. TPAO gibi, BOTAŞ gibi büyük kamu şirketleri, özel şirketlerle diğer ülkelerde, gerek bölge ülkelerinde, gerekse dünyanın birçok yerinde işbirliği hazırlıklarına başladı” dedi.
İsrailli siyasetçiler doğalgazın Türkiye üzerinden Avrupa’ya taşınmasını politik nedenler ile riskli bulurken İsrail özel sektörü Türkiye üzerinden geçecek boru hattının maliyetleri dörtte bire düşürebileceğini belirtiyor ve tercihin Türkiye’den yana kullanılmasını istiyor. Siyasi karar vericiler NATO ve diğer ittifaklar nedeniyle Kıbrıs Rum kesimini sürece dahil etmekte ısrarcı olsa da İsrailli şirketler Türkiye ve İsrail özel şirketlerinin bu süreci siyasetçilerden bağımsız yürütebileceği görüşünde.
TURİZM GELİŞİYOR
İsrailli turizm otoritelerine göre, 2008 yılında, 2008-2009 Gazze savaşı öncesinde, 560 bin İsrailli Türkiye’de tatil yaptı. Ekim 2010’da İsrail Turizm Bakanı Stas Misezhnikov, Türkiye’nin Gazze politikası nedeniyle İsraillilere Türkiye’ye karşı turizm boykotuna yönelik çağrıda bulundu. 2009’da Türkiye’yi ziyaret eden turistlerin sayısı 300 bine, 2010’da 110 bine, 2011 yılının ocak ve ağustos aylarında 62 bine düştü. Türkiye Kültür ve Turizm Bakanlığı’na göre, Türkiye’deki turizmin İsrailli payı yüzde 3’ten yüzde 0.05’e düştü. Öte yandan Türkiye’deki Arap turist sayısı, 2011 yılının ilk yarısında 1,4 milyona yükseldi. Bu artış 2009 yılının tümündeki 912 bin turistten oldukça yüksek bir sıçrayıştı. Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Haziran 2012’de, “İsrailli turistlere ihtiyacımız yok, başarılı bir şekilde yerlerini doldurduk” demişti.
Ancak Türkiye ile İsrail arasında diplomatik krizin sürmesine rağmen 2013 yaz aylarında Türkiye’ye gelen İsrailli turist sayısında yeniden artış yaşandı. Bu gelişmeyi yansıtan İsrailli medya “İsrailliler, kitlesel olarak Türkiye’ye dönüyor” ifadesini kullandı.
İsrail’in önde gelen gazetelerinden Yedioth Ahronoth’un sitesinde Ağustos ayında 29 bin 356 İsraillinin Türkiye’yi ziyaret ettiği belirtilerek bunun geçen yılın eş ayına göre yüzde 117 oranında bir artış anlamına geldiğine işaret edildi.
Haberde THY’nın bu gelişmelere katkıda bulunduğu, Tel Aviv-İstanbul hattına haftada 7 uçuş daha eklediğini, ucuz bilet satışına sunduğu kaydediliyor.
Türkiye’yi ziyaret eden İsraillilere ilişkin son veri için “Bu, İsrail ile Türkiye arasındaki ilişkilerin, Gaze çatışmaları ve filo olayı üzerine soğumasından sonra kaydedilen rakamlara göre etkileyici” yorumunun yapıldığı haberde Temmuz-Eylül döneminde kaydedilen 49 bin 115 turistin ise, 2012 yazına göre yüzde 107’lik bir artışa işaret ettiği de vurgulandı.