Neler Oluyor

MACRON’UN TRAVMATİK KİŞİLİK BOZUKLUĞU

By Ocak 10, 2025 No Comments

Dünya, kifayetsiz liderlerin yönetimindeki ülkelerin yol açtığı sorunlarla boğuşuyor. Hemen her ülke bu sıkıntıdan muzdarip. Ama içlerinde öyle birisi var ki, “geçmişin hayallerini, geleceğin gerçeklerine” dönüştürme hayallerinden vazgeçmiyor. Bu kişi, Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron.

Celal ÇETİN

Macron’lu Fransa, nerede bir fırsat varsa orada bitiyor.

Son olarak Suriye’de rol kapmanın peşinde.

Önce Macron Paris’in, terörizmle mücadele eden Kürt savaşçılara sadık kalacağını ve Suriye’deki Kürtleri yalnız bırakmayacağını söyledi.

Ardından Fransa Dışişleri Bakanı, “Türkiye’nin meşru güvenlik kaygılarının sağlanabilmesi kadar Suriyeli Kürtlerin güvenlik çıkarlarının ve ülkelerinin geleceğini inşa etme hakkının korunması için çabalarımızı sürdüreceğiz” dedi.

Bir Fransız yetkili, Fransa’nın hala Suriye’de YPG’ye önceki destek döneminden kalma bölgedeki özel kuvvetlerden oluşan birkaç düzine askeri olduğunu, bu askerlerin Paris’in SDG’ye sağladığı silahlar ve eğitim desteği kapsamında görev yaptığını açıkladı.

PYD’nin Kuzey ve Doğu Suriye Özerk Yönetimi Yürütme Konseyi’nin eş başkanı İlham Ahmed, Fransa ve ABD birliklerinin Türkiye sınırındaki durumu güvence altına almaları için görüşmeler yaptıklarını söyledi.

Macron’un Suriye hayallerinin depreşmesi sebepsiz değil.

1- Tarihten gelen takıntı: Fransa, İngiltere ile birlikte Orta Doğu’nun (Suriye’nin) “hamisi, planlayıcısı” olduğu takıntısını sürdürüyor. Eski hayallerin toprağa gömüldüğü gerçeğini kabullenmek istemiyor.

2- Afrika’dan kovulma travması: Bir yüzyıl Afrika’yı sömüren Fransa, ayağa kalkan kara kıtadan kovuldu. “Küresel sömürgeci ülkeler” kulübünden dışlanmanın travması ile sağa sola saldırmaya başladı. Ege’de Türk-Yunan geriliminde taraf olmaya çalıştı. Yunanistan’a uçak ve füze sattı. Rum kesimi ile askeri işbirliği geliştirdi. Ege ve Akdeniz’de doğalgaz gerginliğinde Rum-Yunan ikilisinin yanında yer aldı.

Yetmedi, Rusya-Ukrayna savaşında arabulucu olmaya kalktı, 2024 Şubat ayında “gerekirse Ukrayna’ya asker gönderilmesi gerektiğini” söyledi. Almanya, İtalya, İsveç ve diğer ülkeler asker göndermeye karşı çıktı.

Yetmedi, Azerbaycan’ın Ermenistan işgalinden kurtardığı Dağlık Karabağ savaşında Ermenistan’a silah desteği verdi.

Macron, Afrika’da kaybettiği itibarını ve ekonomik kaynaklarını başka bölgelerde telafi etmeye çalışırken çapını, kapasitesini hesaba katmadı.

Bu arada Afrika’da Çin ve Türkiye’nin hakimiyeti tartışmasız kabul edildi. Macron Afrika’dan kovulmasının faturasını Çin’e çıkaramıyor, çünkü ekonomik silahından ödü kopuyor. Tüm faturayı Türkiye’ye kesmeye çalışıyor. Bu nedenle Türkiye’nin taraf olduğu tüm bölgelerde ve problemlerde Fransa da burnunu sokuyor.

Muhtemelen Avrupa’nın en güçlü ordusuna sahip olmasına dayanarak kendisini hala Napolyon’dan kalma “1. Fransız İmparatorluğu”nun devamı ve “Grande Armée (Büyük Ordu)” sahibi olduğunu zannediyor.

Napolyon Savaşları sırasında (1. Fransız İmparatorluğu) Napolyon tarafından oluşturulan ve yönetilen orduya verilen isim. 1804’ten 1809’a kadar Grande Armée, Fransız İmparatorluğu adına Avrupa üzerinde eşi görülmemiş bir zafer elde eden tarihi bir ordu oldu.

Grande Armée terimi, 19. YY’ın başlarındaki savaşlarda Napolyon tarafından toplanan tüm çok uluslu güçleri ifade etmek için  kullanılmaktadır

Fransa ayrıca, yine Napolyon döneminden kalma alışkanlıkla tek başına hareket etme alışkanlığına bağlıdır. Bu nedenle kendisini NATO ile kısıtlamak istemez.

4- Avrupa’daki dağınıklıktan faydalanma kurnazlığı: İngiltere, Almanya, İtalya, Doğu ve Batı Avrupa siyasi, ekonomik ve sosyal krizlerle boğuşuyor. AB lidersiz ve sahipsiz kalmış görüntüsü veriyor. Macron’un, “Avrupa ordusunu kuralım, ABD’ye bağımlı kalmayalım” hayalleri yine depreşti.

5- Trump’ın gelmesi ile Orta Doğu’da oluşacak boşluğu doldurma kurnazlığı: Trump’un Orta Doğu’dan çekileceği beklentisi var. Amerikan askerleri bölgeden çekilirse bir boşluk oluşacak. Ki, Suriye özelinde Türkiye’nin bölgede belirleyici, oyun kurucu ülke olduğu gerçeği ortaya çıktı.

Macron, becerebilirse, “PKK’nın tarihsel hamili” hayalleri ile PYD/PKK’ya kol kanat germenin planlarını yapıyor. Böylece “Kürtleri koruma gerekçesi ile” bölgeye, burnumuzun dibine yerleşecek.

PKK/PYD ile işbirliği yapabilirse Trump’ı, “bölgenin petrol kaynaklarını birlikte koruyabiliriz” teklifi ile kandırabileceğini düşünüyor olabilir.

SONUÇ:

19. Yüzyılda İngiltere, “Üzerinde Güneş Batmayan İmparatorluk Britanya İmparatorluğu(British Empire)” olarak tanımlanırdı. Yani doğudan batıya üzerinde hiçbir şekilde güneşin batmadığı bir sömürge imparatorluğu.

İngiltere’nin küresel sömürgecilik geçmişine, başarısına ve politikalarına Fransa’nın hayalleri bile yaklaşamaz.

Bugün ise İngiltere’nin içinde bulunduğu durum ortada. Kraliçe II. Elizabeth’in ölümü ile İngiltere artık British Empire olmadığının farkında. Bir zamanlar aşağıladığı ülkelerle işbirliği yapmak zorunda.

Bugünün ekonomik imparatorluğu olma yolunda hızla ilerleyen Çin’le ikili ilişkilerini geliştirmek zorunda.

Çin Dışişleri Bakanlığı, İngiltere Maliye Bakanı Rachel Reeves’in Çin ziyaretini ve İşçi Partisi hükümeti altında ikili ilişkileri yeniden yapılandırma ve değişim ile pragmatik iş birliğini teşvik etme çabası olarak görülen Çin-İngiltere Ekonomik ve Mali Diyaloğunun yeniden başlatıldığını açıkladı.

Son yüz yılın imparatorluğu mantığına sahip ABD ise, Trump ile “ulus devlet” yapısına dönme sancıları yaşıyor.

Dünya geri dönülmez bir değişim/dönüşüm yaşarken, gölgesine bakıp kendisini dev zanneden Macron’un oraya buraya müdahil olması, “travmatik kişilik bozukluğu” ile açıklanabilir ancak.

Leave a Reply