Yeter Artık

EMİNE BULUT – ÖNCE PR YAP SONRA DA UNUT

By Ekim 10, 2019 No Comments

Kadına şiddet toplumun öncelikli sorunu haline geldi. Konunun sosyolojik boyutuna bakıldığı zaman şiddet olgusunun sadece kadına yönelik olmadığı ortaya çıkıyor. Şiddet kavramı sadece kaba güçle yapılan bir uygulama değil. Şiddetin pek çok boyutu var.

Ümit Yakup DURAL

Toplumun tüm kesimlerinin gerek geçim derdi gerekse gelecek kaygısıyla kendi derdine düştüğü bir dönemde meydana gelmişti Emine Bulut cinayeti. Aslına bakarsanız ne ilk öldürülen kadındı eşi tarafından öldürülen, ne de şiddet gören ilk kadın. Ancak olayın kahramanları ve gelişim şekli de bu cinayeti daha dramatik hale getiriyordu. Cinayete kurban giden Emine Bulut son nefesinde “ölmek istemiyorum” diye ağlarken o anda yanında bulunan kızı ise “Anne ne olur ölme” diye çaresizce ağlıyordu.

Muhtemelen bu sahnedeki trajik anların etkisiyle olacak ülkemizde sayısı giderek artan aile içi şiddet vakalarına çarpıcı bir örnek sayılabilecek bu olay toplumda geniş yankı buldu. Bulmasıyla birlikte de magazinsel nitelik kazandı, neredeyse herkes bu acı olayı kişisel tanıtımında kullanmaya ve toplumu derinden etkileyen böyle olaylara aslında “ne kadar duyarlı olduğunu, ölen kadına ve çocuğuna ne kadar üzüldüğünü” göstermek için fırsat bildi… Örneğin; evde eşini döverken kendisine sekreterinden sevgili tutan taşra milletvekilleri de birdenbire kadınları önemser oldu. Rol aldığı dizi filmin setindeki başrol oyuncusu set çalışanını taciz edip pişkin pişkin dizide oynamaya devam ederken, “konunun kişisel olduğunu ve kimin kesinlikle suçlu olduğunu bilmeden tavır alamayacağını” söyleyip hiç istifini bozmadan aynı oyuncuyla dizide oynamaya devam etti. Oysa ki, taciz olayının kahramanı olanları hiç inkâr etmemişti ve bir pişmanlık belirtisi de göstermemişti. Dizinin yapımcıları ise “hayır biz böyle bir oyuncuyu setimizde istemeyiz” gibi bir tavır sergilememiş, belki de dizinin reytinglerini artıracağını düşünüp ellerini ovuşturmaktaydı…

Öncelikle bu tür olayları “kadın cinayetleri” şeklinde adlandırarak belli ölçüde hata yapmakta ve temel bir yaklaşım hatası sergilemekteyiz. Zira bu tür olayları, aslında hem toplumun kadına yönelik hatalı bakışında, hem de toplumda gözlenen şiddete yatkınlığın artışın bileşkesi olarak ele aldığımızda sorunun ne kadar kökleşmiş ve çözülmez hal aldığını daha rahat görebileceğiz.

Her iki konuyu başlı başına ayrı birer yazımızda ele almanın doğru olacağı kanaatindeyim. Çünkü ikisinin de kökleri uzun yıllara dayanıyor ve ayrıca sosyal davranış, eğitim ve kalıtım gibi geniş alanları ilgilendiriyor. Mevcut durumda dikkatli olmamız gereken husus ise, hemen her kriminal olaya kısa sürede yayın yasağı gelirken bu olayın günlerce medyada yer almasına izin verilmesinin altında yatan olası nedenleri düşünmemiz ve ülke gündemini uzun süre meşgul eden böylesi olaylar konusunda çarpıcı ve hararetli yorum yapanları geniş zaman ölçeğinde izleyerek samimiyet sınavına tabii tutmamız gerektiğidir. Böylece zihnimiz üzerine oynanan algı oyunlarına ve halkla ilişkiler hilelerine kanmaktan kurtulmuş oluruz.

Leave a Reply