Arka Yüzü

BÜYÜK DEVLET TERÖRE TESLİM OLMAZ, BEDEL ÖDETİR

By Mayıs 3, 2014 Ocak 11th, 2019 No Comments

El Kaide bağlantılı IŞİD Lideri Ebu Bekir Bağdadi, “Türk Asker’in eti lezzetlidir, Türk askeri öldürmek bizim için zevkli olacaktır” dedi. Bir terör örgütünün bir devleti ve o devletin başbakanını tehdit etmesi dünyada sıkça görülür. Ancak bu tehdidin o terör örgütüne nasıl ödettirildiği önemlidir. Bir zamanlar Türk Devleti’nin 32 diplomatımızı şehit eden Ermeni ASALA örgütüne bedel ödettiği gibi.

Celal ÇETİN

Merkezi Londra’da bulunan El Kudüs Gazetesinin haberine göre, Irak Şam İslam Devleti (IŞID) Lideri Ebu Bekir Bağdadi, tehdit içerikli bir çağrıda bulunarak, “Çok geç kalmadan Erdoğan bize bağlılık yemini etsin, çağrısında bulunuyorum” dedi.

Bağdadi, “Erdoğan’ın bu çağrımıza kulak vermemesi durumunda, Süleyman Şah Türbesindeki mezar taşları tahrip etmekle başlayacağız, Türk Asker’in eti lezzetlidir, Türk askeri öldürmek bizim için zevkli olacaktır. Vakit geçmeden uzattığımız eli Türkiye’nin boş çevirmeyeceğini umut ediyoruz, Suriye halkı için ön zafer olacaktır, zafere giden yolun buradan geçtiğine inanıyoruz” sözleriyle Türk Devleti’ni ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ı tehdit etti.

Bir terör örgütünün bir devleti ve o devletin yetkililerini tehdit etmesi dünyada sıkça görülür. Ancak bu tehdidin o terör örgütüne nasıl ödettirildiği önemlidir. Bu ödetme yöntemi o devletin gücünü ve etkinliği gösterir.

ASALA’ya bedel nasıl ödetildi?

Bir zamanlar Ermeni ASALA terör örgütü vardı. Türkiye adına Paris’te, Beyrut’ta, Vatikan’da, Viyana’da, Atina’da, Madrid’te, Boston’da, Cenevre’de, Angeles’te, Belgrad’ta, Lizbon’da, Burgaz’da, Bağdat’ta kısacası dünyanın dört bir yanında görev yapan 32 diplomatı şehit etti.

Mehmet Baydar, Bahadır Demir, Daniş Tunalıgil, İsmail Erez, Talip Yener, Oktar Cirit, Taha Carım, Necla Kuneralp, Beşir Balcıoğlu, Ahmet Benler, Yılmaz Çolpan, Galip Özmen, Neslihan Özmen, Sarık Arıyak, Engin Sever, Reşat Moralı, Tecelli Arı, M. Savaş Yergüz, Cemal Özen, Kemal Arıkan, Orhan Gündüz, Erkut Akbay, Atilla Altıkat, Bora Süelkan,Nedide Akbay, Galip Balkar, Dursun Aksoy, Cahide Mihçıoğlu, Işık Yönder, Erdoğan Özen, Enver Ergun ve Çağlar Yücel.

Türkiye Cumhuriyeti’nin ve Türk milletinin canı yanıyordu. Devletin kendisini koruma mekanizmaları harekete geçti. ASALA ne olursa olsun bitirilmeliydi.

Cem Küçük’ün 2 Kasım 2012 tarihinde TVNET’te yayınlanan “Komplo Teorisi” programında ASALA’ya yönelik operasyonların ipuçları vardı.

“ASALA’nın terör faaliyetlerine karşı büyük gizlilik içinde çalışmalara başladı. Kanlı Esenboğa Katliamı’nda sağ ele geçirilen Levon Ekmekçiyan, Mamak’ta Devlet Başkanı Kenan Evren’in damadı, Köşk’ün Güvenlik Danışmanı istihbaratçı Erkan Gürvit tarafından sorgulandı. Ekmekçiyan, hayatı karşılığı bazı isimler ve adresler vermeye ikna edildi.

Tam o dönemde bir istihbaratçı Ankara’ya geldi. Teşkilatta kontrespiyonaj dairesinden emekli olmuş Hiram Abas, ASALA’nın temizlenmesi için yurtdışında mukabil eylemler düzenlenmesinden yanaydı. Operasyona gönüllü oldu. Operasyonu Köşk finanse edecek, ancak Hiram Abas Köşk’ün kadrosunda görünmeyecekti. Dış temsilciler lojistik konusunda destek olacaktı.

Abas’ın ekibi 5 kişiydi. Bazıları asker kökenliydiler. İyi dil biliyorlar ve çok iyi silah kullanıyorlardı. Hazır olduklarında kendilerine bir belge imzalatıldı. Yakalanırlarsa, birbirleriyle ve devletle herhangi bir ilişki asla kabul etmeyeceklerdi. Teşkilatın bu olasılığa karşı çok ilginç bir önlemi vardı. Tim mensuplarının sol koltuk altlarına bir ameliyatla üç küçük hap yerleştirildi. Hapların içinde siyanür vardı. Kriz anında ameliyatlı yer tırnakla yarılacak ve haplar alınıp intihar edilecekti.

Ekmekçiyan’ın verdiği isimler, Lübnan’da yaşıyordu. Tim, Lübnan’a sızmakta zorlanmadı. Çünkü tam o günlerde İsrail, Lübnan’ı işgal etmiş ve Filistin Kurtuluş Örgütü gerillalarıyla birlikte ASALA militanlarının üslerine de baskınlar düzenlemişlerdi. Üstelik MOSSAD, MİT’e bir jest yaparak bu baskınlara davet etmişti. Ekip hemen çağrıya uyarak Bekaa’ya geçti, bazı belgelere ulaştı. Ekmekçiyan’ın verdiği bazı isimler, belirli adreslere çekilerek istihbarat jargonu ile ‘yemlenerek’ halledildi. Öte yandan Orly Baskını’nın ardından önce Paris ve sonra da bütün başkentler, ASALA üzerindeki şemsiyesini kaldırınca, Avrupa Türk istihbaratçıları için elverişli bir av alanı haline dönüştü.

Avrupa’ya geçen timler, Paris ve Atina’da James Bond filmlerine taş çıkartacak sahneler yaşadı. Hiram Abas’ın bir Ermeni kilisesinin avlusuna bırakıp patlamaya 15 dakika kala bizzat ihbar ettiği bombalar, Paris’te Pont de l’Alma Köprüsü’nün sahanlığında çapraz ateşe tutularak öldürülen ASALA militanı, timin bir hatası sonucu Pire-Atina seferini yapan banliyö treninin bir vagonunda kovaladıkları hedefle teke tek kalan ve kanlı bir boğuşmaya giren Yakup Cemil kod adlı tim üyesi… Bu eylemler, 4 Nisan 1984’te Alfortville’deki Ermeni anıtının bombalanması, aynı gün bir itfaiye aracının bombalanması ve 25 Kasım 1984’te Salle Pleyel’deki konser salonunun önüne bomba konulması gibi olaylarla devam etti.”

Ufuk’tan Marsilya Operasyonu

Seda Şimşek’in Abdullah Çatlı’nın kardeşi Zeki Çatlı ile yaptığı ve 3 Kasım 2008 tarihli Bugün Gazetesi’nde yayınlanan ropörtajda da ilginç bilgiler yer alıyor.

*Kırmızı bültenle aranan Abdullah Çatlı, 1983’te Fransa’da ‘devlet temsilcileri’ tarafından ziyaret edildi. O gün Çatlı’ya, Evren destekli ASALA operasyonu için teklifte bulunuldu.

*Çatlı’ya “Teklifimizi kabul etmek için bizden ne istersin?” diye soruldu. Çatlı, MHP lideri Türkeş’in serbest bırakılmasını ve ülkücülerin idamının durdurulmasını istedi.

*Pazarlık uzun sürmedi. Kısa süre sonra Çatlı devletin ASALA operasyonu için tahsis ettiği Hasan Kurdoğlu adına düzenlenmiş pasaportla Türkiye’ye geldi.

1983’ün sonuna doğru Abdullah Çatlı’ya Kenan Evren destekli ASALA operasyonu teklif edildi.

Zeki Çatlı anlatıyor:

“Birtakım dostları kanalıyla bağlantı kurup Fransa’da görüştüklerinde, sizin sorunuzu ağabeyim devletin temsilcilerine soruyor. ‘Neden bana geldiniz?’ diyor. Onlar da ‘İstediğin anda Avrupa’da, hatta dünyanın birçok ülkesinde önemli işler yapabileceğini biliyoruz. Kumaşını biliyoruz’ diyorlar. Ağabeyim, Fransızca’yı yazıp konuşabiliyordu, İngilizce ve Almanca biliyordu.

Devletin temsilcilerinin ‘Teklifimizi kabul etmek için bizden ne istersin?’ sorusuna, ‘Ben kendim için hiçbir şey istemem. Bu davanın lideri olan Alparslan Türkeş cezaevinde, birinci isteğim onun bırakılması. İkincisi Haluk Kırcı ve arkadaşları başta olmak üzere bütün ülkücülerin idamının durmasını istiyorum’ cevabını veriyor. Türkiye ile birtakım telefon görüşmeleri yaptıktan sonra ‘Birinci isteğin biraz zaman aldıktan sonra (birkaç ay sonra) olacak. İkinci isteğin hemen olacak’ diyorlar. Ağabeyim ‘Sizin sözünüze nasıl inanayım?’ diyor. Onlar da ‘Az önce telefonla görüştüğümüz yerler çok yüksek makamlardı. Biz burada Devlet Başkanı Kenan Evren’in bilgisi dahilinde bulunmaktayız. Sonuçta önemli tahliyeler ve idamlar onun onayından geçmiyor mu?’ diyorlar. Ağabeyim de ‘Tamam’ diyor.”

Devletin temsilcileri aradıkları kişiyle yurtdışında buluşuyor ve ASALA operasyonunu teklif ediyor. Ve operasyon başlıyor.

Operasyonun kod adı: MARSİLYA. Operasyonu yöneten terör timinin başındaki liderin kod adı: UFUK (Abdullah Çatlı). Bu MİT tarihine de bu şekilde geçmiştir.

PKK’dan sonra IŞİD tehdit etmeye başladı. Türkiye Cumhuriyeti Devleti bakalım PKK ve IŞİD’in tehditlerine nasıl karşılık verecek? “Büyük devlet, dünyada sözü geçen devlet” olmanın gereğini mi yapacak, sessizliğe mi gömülecek, bekleyip göreceğiz…