Türkiye’de de son yıllarda Lozan tanımına uymayacak şekilde yeni azınlık grupları ortaya atılmaya başladı. Türk, Kürt, Laz, Çerkez, Roman, Boşnak, Arnavut gibi Türkiye’de 36 etnik grup olduğu tezi işleniyor.
Celal ÇETİN
Azınlık, sosyolojik olarak bir devlette sayısal bakımdan az olan, başat olmayan ve çoğunluktan farklı niteliklere sahip olan gruplar olarak tanımlanıyor. Ancak hukuki olarak azınlıklar hakkında üzerinde anlaşılmış ortak bir resmi tanım bulunmuyor. Azınlıklar hukukunda genel olarak kabul edilen tanım ise BM Ayrımcılığın Önlenmesi ve Azınlıkların Korunması Alt Komisyonu Raportörü Francesco Capatorti’nin Medeni ve Siyasal Haklar Sözleşmesi’nin 27. maddesine dair hazırladığı rapordaki ölçütlere dayanıyor. Capatorti tanımına göre azınlık “sayıca bir devletin nüfusunun geri kalanından az olan, hakim olmayan durumda bulunan, bu devletin vatandaşı olan üyeleri nüfusun geri kalanından farklı etnik, dinsel ya da dilsel özelliklere sahip, üstü örtülü bir biçimde de olsa kültürlerini, geleneklerini, dinlerini ya da dillerini korumaya yönelik bir dayanışma gösteren bir grup” şeklinde açıklanıyor.
Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nde azınlık tanımı ise Lozan Barış Antlaşması’na göre yapıldı. Antlaşma uyarınca Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarından yalnızca gayrimüslim olanlarının azınlık haklarından yararlandırılması prensibi kabul edildi. Bu toplulukların yalnızca Rumlar, Yahudiler ve Ermeniler olduğu kabul edilse de Lozan Antlaşması’nda açık bir hüküm bulunmuyor. Öte yandan gerek Osmanlı İmparatorluğu’nda ve gerekse Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nde gayrimüslim tanımına uyan Rumlar, Yahudiler ve Ermeniler bulunduğu için Lozan tanımının bu grupları kapsadığını söylemek mümkün.
TÜRKİYE’DEKİ KAFKAS KÖKENLİLERİN DURUMU
Son yıllarda uluslararası gelişmelerde demokrasi, insan haklar, hak ve özgürlükler gibi kavramların yanısıra azınlık kavramı da ulus-devletler için tehdit unsuru olarak kullanılmaya başlandı. Gerek küreselleşme ve gerekse ulus-devletlere yönelik planlamalarda azınlıklar kullanılmaya müsait silahlar olarak algılanıyor.
Türkiye’de de son yıllarda Lozan tanımına uymayacak şekilde yeni azınlık grupları ortaya atılmaya başladı. Türk, Kürt, Laz, Çerkez, Roman, Boşnak, Arnavut gibi Türkiye’de 36 etnik grup olduğu tezi işleniyor. Sosyologlor ve siyaset bilimciler böyle bir ayrıştırmanın Türkiye’nin üniter yapısını ve ulus-devlet temelini tehlikeli şekilde sarsacağı uyarısında bulunuyorlar. Sözkonusu uzmanlara göre kültürel farklılıklar ile azınlık tanımı arasında büyük farklar var. Ancak kültürel farklılıkların sürekli gündeme getirilmesi ile orta-uzun vadede Türkiye’de 36 ayrı azınlık grubunun oluşturulma ihtimali artıyor.
Farklı etnik kökenlere ve farklı dillere sahip olan Kafkasya göçmenleri, gerek Osmanlı İmparatorluğu’nun resmi kayıtlarında, gerekse Anadolu halkının dilinde Çerkesler adıyla tanındı; dış görünüm, giyim-kuşam, adet-gelenek yönünden birbirine çok benzeyen Kafkas göçmenleri, Çerkes adı altında tek bir halk veya etnik grup gibi kabul edildi.
Aslında birbirinden son derece farklı, çeşitli dillerde konuşan ve Abhaz, Adige, Karaçay-Malkar, Oset, Çeçen-İnguş ve Dağıstan etnik alt kimliklerini taşıyan Kafkasya göçmenlerinin tek bir halkmış gibi algılanmalarına sebep olan etken, onların ortak değerleri olan kültürleridir.