Neler Oluyor

TÜRKİYE’NİN DIŞ POLİTİKASI NASIL ÇÖKTÜ? (31 Ekim 2013)

By Ekim 30, 2021 No Comments
Celal ÇETİN
Mısır’da Hüsnü Mübarek yönetimine karşı muhalefet hareketleri başladığı zaman Türkiye’de AKP hükümeti, Müslüman Kardeşler’in örgütlü olduğu için yönetimi ele geçireceğini düşündü. AKP’nin tahmini doğru çıktı ve Mübarek devrildi, Müslüman Kardeşler seçimleri kazandı.
Ancak Suudi Arabistan. Katar gibi Körfez ülkeleri Mübarek’in gitmemesi için sonuna kadar çaba gösterdiler. Hatta ABD’nin Mısır’a her yıl verdiği 1.5 milyar dolara karşılık Suudi Arabistan’ın 3 milyar dolar teklif ettiği ortaya çıktı.
Mısır’da, Tunus’ta, Fas’ta Müslüman Kardeşler iktidara gelmişti. Türkiye’de de Müslüman Kardeşler felsefesine sahip AKP iktidarda bulunuyordu. Bu durum, AKP’yi Müslüman Kardeşler’i destekleyen ve liderlik etmek isteyen bir dış politika izlemeye itti. Başbakan Erdoğan, diğer ülkelerdeki Müslüman Kardeşler iktidarlarına liderlik etmek gibi bir hayale kapıldı. Ama Müslüman Kardeşler hareketi Mısır’da doğmuştu ve doğal lideri Mursi idi. Mursi ile Erdoğan arasında ortaya çıkması beklenen liderlik kavgası ileri bir tarihe ertelendi. Çünkü Suriye’de de Müslüman Kardeşler iktidarının kurulması için Beşar Esad’ın gitmesi gerekiyordu. Mısır, Türkiye, Tunus gibi Müslüman Kardeşler’in iktidarda olduğu ülkeler ile Suudi Arabistan, Katar gibi ülkeler Suriye’de Esat’ın gitmesi için ortak hareket etmeye başladılar.
TÜRKİYE – KATAR İŞBİRLİĞİ
Bu ortaklık çerçevesinde Türkiye ve Katar muhalifleri (Müslüman Kardeşler’e yakın El Nusra cephesi) ekonomik ve askeri-siyasi yönden destekleyen iki önemli ülke oldu. Katar muhaliflere para yardımı yaparken Türkiye hem silah yardımı yaptı hem de Türkiye’de eğitim kampları kurmalarına izin verdi. Batı medyasının iddialarına göre AKP hükümeti Suriye’deki muhalifleri güçlendirmek için Afganistan’dan Afrika’ya kadar dünyanın farklı yerlerinden getirdiği aşırı İslamcı militanları Türkiye’de eğitti ve Suriye’ye gönderdi.
Bu iddia bugüne kadar AKP hükümeti tarafından yalanlanmadı. Dünyanın her tarafından toplanan cihadistlerin savaşmak için Suriye’ye gelmeleri bir sektör oluşturdu. Dünyanın her yerinden büyük paralarla Müslümanlar cihad etmek için Suriye’ye götürülmeye başlandı. Cihadistler adı verilen, aralarında El Nusra gibi Şeriat isteyen aşırı dinci örgütlerin de bulunduğu bu gruplar bir süre sonra kontrolden çıktı.
Bu örgütlerin bölgede yeni bir istikrarsızlığa yol açma ihtimali ve özellikle Müslüman Kardeşler’in sosyal politikalarla taraftar kazanması Batı’yı ve Körfez ülkelerini korkutmaya başladı. ABD ve Batı ülkeleri kadar Körfez ülkelerinde de, “Esad rejimi gidince ne olacak? Boşluğu kim dolduracak?” sorusu sorulmaya başlandı. Libya’da Kaddafi’nin devrilmesinden sonra aşırı İslamcı örgütlerin yönetimi ele geçirmesi bu korkuları besledi. Suriye’nin aşırı İslamcıların veya Müslüman Kardeşler’in eline geçmesinden sonra sıranın kendilerine geleceğini gören Körfez ülkeleri, muhaliflere verdikleri desteği azaltmaya ve Esat’ı devirmek için daha yavaş hareket etmeye başladılar.
TÜRKİYE-KATAR AYRIŞMASI
Türkiye ve Katar arasındaki güçlü işbirliği, Esat sonrası dönem konusunda anlaşamadıkları için sona erdi.
Katar Emiri Şeyh Hamad bin Halife el Tani Başbakan Erdoğan gibi Esat’ın hemen gitmesini istediği için Muhaliflere büyük ekonomik destek sağlıyordu. Ancak ABD ve Suudi Arabistan’ın girişimi sonucu iktidardan uzaklaştırıldı ve yerine oğlu veliaht prens Tamim bin Hamad el-Tan geçti. Oğlu farklı politika izlemeye başladı. Muhaliflere az da olsa destek sağlamaya devam ediyor ama, Esat’ın gitmesi için ısrar etmiyor. Esat’tan sonra kimlerin iktidara geleceği belli olmadan Esat rejiminin gönderilmesini istemiyor.
Esat’ın hemen gönderilmesini isteyen sadece Türkiye kaldı. AKP ve Erdoğan, Suriye’de Esat rejiminin hemen devrilmesini ve seçimlere gidilmesini savunuyor. Ama El Nusra gibi silahlı örgütlerin baskısı ve kontrolü altında yapılacak seçimlerin sağlıklı ve demokratik olmayacağını Batılı ülkeler de, Körfez ülkeleri de biliyor. AKP ve Erdoğan, Müslüman Kardeşler’in silah gücüyle zor kullanarak seçimleri kazanmasını planlıyordu. Çünkü biliyorlardı ki, silah gücüyle gelen iktidarda silah gücüyle kalır ve bir daha o koltuklardan gitmez. Yani amaç Suriye’de de İslami diktatörlük kurulmasıydı.
Türkiye Katar’ın desteğini kaybederek yeni bir çıkmaza girdi. Yanlış politikalar nedeniyle körfez ülkeleri ile olan bağlarını da kopardı ve yalnız kaldı.
AKP hükümeti ve Erdoğan, Mısır’da Mursi’yi deviren askeri yönetimi düşman ilan etti ve kan davası haline getirdi. Buna karşılık Katar ve Suudi Arabistan Mısır’daki askeri yönetimle hem ekonomik hem siyasi ilişkiler kurdular. Türkiye Suudi Arabistan, Katar gibi ülkelerle sadece Esat’ın gitmesi gerektiği konusunda fikir birliği içindeler ama, ne zaman ve nasıl gönderilmesi gerektiği konusunda anlaşmazlık içine girdiler. Yani ana eksen koptu.
Katar yönetimi, AKP’nin muhalifleri desteklemeye devam etmesi üzerine Türkiye ile olan 14 milyar dolarlık enerji yatırımlarını iptal etti.
Öte yandan Tunus’ta Müslüman Kardeşler Partisi El Nahta prestijini ve etkinliğini kaybetti. Fas’taki Müslüman Kardeşler partisi olan Ak Parti koalisyondan çıkarıldı. Müslüman Kardeşler hareketinin Mısır, Tunus, Fas gibi ülkelerde görüldüğü kadar güçlü ve geniş tabanlı olmadığı ortaya çıktı. Müslüman Kardeşler’in iktidar olmasının asıl sebebi, örgütlü olmaları ve diğer kesimlerin dağınık olmasıdır.
Türkiye Mısır, Tunus, Fas gibi ülkelerde kısa süreliğine iktidara gelen Müslüman Kardeşler’in güçlü ve halkın büyük kesimleri tarafından desteklendiğini, kalıcı olacaklarını düşündü. Bütün dış politikasını bunun üzerine kurdu. Ancak bir yıl geçmeden Mısır’da Müslüman Kardeşler’in iktidardan uzaklaştırılmaları, Tunus, Fas gibi ülkelerde etkinliklerinin sona ermesi, bu ülkelerde Müslüman Kardeşler hareketine yönelik büyük tepkilerin oluşması ile birlikte AKP’nin dış politikası da yıkıldı.

Leave a Reply