Toplumlarla siyasi irade arasındaki en önemli ilişki “güven” sistemidir. Toplumlar kendilerini yönetmeye talip olan siyasi sistemlere güvenmek ister. Bu güveni tesis edecek olan da siyasi sistemlerdir. Sözkonusu güven bir kez sarsılırsa, iki taraf arasındaki ayrışma başlar ve ne yapılırsa yapılsın o güven yeniden tesis edilemez.
Celal ÇETİN
Karadeniz’de doğalgaz bulunduğu “müjdesi” verildi. Umarım ve dilerim doğrudur. Türkiye’nin enerjide dışa bağımlılığı ortadan kaldırılır, en azından azaltılırsa çok önemli bir gelişme olur.
Ancak toplumda bir heyecan eksikliği var. İnsanlar tepkisiz izledi açıklamaları. Sorgulanması gereken işte budur. Toplumdaki heyecan niye yok oldu? Bu heyecansızlık, tepkisizlik için kimse toplumu suçlamasın, sebeplerini sorgulasın. Toplum, her eylem/söyleme ihtiyatla yaklaşmasını gerektirecek deneyimler yaşadı çünkü.
Bu ülke insanı, ülkesi için iyi, güzel olan her şeyi büyük bir mutlulukla karşılar. Ancak geçmişte hayallerinin, heyecanlarının, beklentilerinin karşılıksız kalmasına öyle alıştı ki, hiçbir şey onu heyecanlandırmıyor.
Örneğin; “Yerli/milli Altay tankımızı yapıyoruz” denildi. Tank Palet Fabrikası’nın işletme hakkı BMC-Katar ortaklığına “50 milyon dolar bulunamadığı” gerekçesi ile devredildi. Bu millet her şeye rağmen heyecanlandı, gururlandı. Altay tankını beklemeye başladı. Ancak, zaman zaman “çalışmalar sürüyor” açıklamaları dışında ne olup bittiğini kimse bilmiyor. Toplumun heyecanı söndü.
Örneğin; “Milli muharip uçağımız (MMU) yakında göklerde” denildi. Maketi uluslararası fuarlarda sergilendi. Bu millet yine heyecanlandı, gururlandı. MMU’yu beklemeye başladı. Ancak zaman zaman, “çalışmalar sürüyor” açıklamaları dışında ne olup bittiğini kimse bilmiyor. Toplumun heyecanı söndü.
Örneğin; “Yakında yerli/milli otomobilimiz yollarda” afişleri ile donatıldı. TOGG markasının tanıtımı görkemli bir şovla yapıldı. Temmuz’da fabrikanın temeli atıldı. Gerçi İtalyan markası satın alındı ve Alman motor takılacak. TOGG yerli otomobil olmayacak, Türkiye’de üretilen Renault, Peugeot, Ford ne ise TOGG da aynı kategoride yer alacak. Tek fark, TOGG lisansının satın alınması. İtalyan otomotiv endüstrisi, farklı modellerin tasarımını yapıp lisansını satar. Kendisi üretmez.
Bu ve benzeri örnekleri yaşayan bu ülke insanı, bildiğimiz mahalle parklarının “millet bahçesi” adıyla çok büyük projeymiş gibi lanse edilmesine şahit oldu.
Yetmedi, bize ait Ayasofya müzesinin camiye çevrilmesinin “milli egemenliğin ispatı” olarak ilan edilmesinin şaşkınlığını yaşadı.
Bu örnekler içeride yaşananlar. Bir de dışarıda yaşanan hayal kırıklıkları var.
BÖLGEMİZDEKİ GELİŞMELER
Örneğin; Fırat Kalkanı, Zeytin Dalı gibi harekatlarla Suriye’de PYD’nin Akdeniz’e açılması önlendi. Bu millet Suriye’de Kürt oluşumunun önlendiğini görerek heyecanlandı, gururlandı. Siyasi iradenin, “Suriye’de terör yapılanmasına izin vermeyeceğiz” kararlılığı ile mutlu oldu.
Ancak ABD’nin PYD’ye desteği önlenemedi. PYD’nin Esad’la ilişkisi gelişti. PYD uluslararası arenada kabul gördü. Son zamanlarda Suriye konusunda sessizlik hakim.
Örneğin; Irak ve Kuzey Irak Kürt yönetimi ile iyi ilişkiler kurulmuştu. ABD’li enerji şirketleri ile Irak hükümeti arasında işbirliği anlaşması imzalandı. Irak merkezi hükümeti ile hem ABD yönetimi, hem Kuzey Irak Kürt yönetimi arasındaki temaslar artarak devam ediyor.
Örneğin; İsrail ile Arap ve Körfez ülkeleri arasındaki anlaşma/işbirliği gelişiyor. Mısır, İsrail’in en büyük müttefiki. Mısır ile Yunanistan MEB anlaşması yaptı. Bu bölge, Türkiye ile Libya arasında imzalanan MEB’i tam ortadan ikiye bölüyor. Ortadoğu’da İsrail’in liderliğini üstlendiği, Mısır ve diğer Arap ülkelerinin katıldığı yeni bir ittifak doğuyor. Bu ittifak ABD, Rusya, Avrupa gibi güç merkezlerinin desteğini almış gibi görünüyor. Sözkonusu ittifak fazla dile getirilmiyor, tartışılmıyor.
Örneğin; Libya sorunu artık Almanya’nın, Avrupa’nın, ABD ve Rusya’nın dahil olduğu uluslararası sorun haline dönüştü. Son zamanlarda Libya konusunda bir sessizlik hakim.
Örneğin; Ortadoğu’daki ittifak, aynı zamanda Libya’da da, Akdeniz’de de hakim güç haline dönüştü. Bu ittifak Suriye’de, Libya’da, Akdeniz’de Türkiye’nin rakibi oldu. “Mavi Vatan” hamlesi ile Türkiye’nin dimdik ayakta olduğunu görerek gururlandı. Oruç Reis’in Türk donanmasının koruması altında Akdeniz’e açılmasını göğsü kabararak izledi. Merkel’in ricası ile geri dönmesini ise üzüntüyle takip etti. Yeniden Akdeniz’e çıkması ile umutları yeniden arttı.
Şimdi ise, Karadeniz’de doğalgaz müjdesi ile Akdeniz’deki sondaj aramalarının, “Mavi Vatan” savunmasının gölgelenmesini istemiyor.
Bu ülke insanı, Suriye’den Libya’ya, Irak’tan Akdeniz’e eskisi gibi kararlı açıklamalar ve hamleler bekliyor.
Sonuç olarak; Türkiye’nin gerçek anlamda milli egemenlik sorunları bir süre sonra sessizliğe bürünüyor. Bu ülke insanının dikkatinden kaçmıyor. Önünde bu örnekler varken her yeni açıklamaya ihtiyatla yaklaşmasını kimse eleştirmesin, “sevinmiyorsunuz” diye suçlamasın. Bu, sevinmediği anlamına gelmiyor. Sadece sevincini saklıyor. Yeni bir hayal kırıklığı yaşamamak için. Yüksek beklentilere sokulup sokulup yere çakılmak istemiyor artık.
Bu arada; bu ülke insanı için işsizlik, enflasyon, bütçe açığı, dövizin yükselmesi, kapanan işyerleri daha önemli. Cebindeki para her gün erirken, sokaklarda kendisini güvensiz hissederken, çocuğuna iş bulamazken, her gün gasp, cinayet, taciz, tecavüz haberleri izlerken birkaç yıl sonrasını düşünmez. Günlük sorunlarının çözümü, birkaç yıl sonraki hedeflerden önceliklidir.