ABD Hava Kuvvetleri Komutanı General David Goldfein, Pentagon’un Rusya ve Çin’e karşı yeni bir savaş stratejisi geliştirdiğini söyledi. Alman haber sitesi Telepolis’te yer alan habere göre, General David Goldfein, yeni taktiğin temel özelliğinin, düşmanın topraklarına derinlemesine girerek zayıf noktalarını vuran “gizli istila” olduğunu belirtti.

Celal ÇETİN
Bu taktik sayesinde, ABD birliklerinin düşmana karşı ‘asimetrik avantajlar’ elde edeceklerine vurgu yapan General Goldfein, “Bu hem kültürel hem de teknik alanda temel bir değişikliktir” dedi.
General’e göre, her tür birliğin katılacağı yeni stratejide ana rolü F-35 savaş uçakları oynayacak.
Geliştirilmesinin yaklaşık bir yıl süreceği belirtilen plana, 135 milyar dolar harcanması planlanıyor. Goldfein, Pentagon’u bu stratejiyi geliştirmeye iten faktörün Rusya ve Çin’den gelen ‘tehdit’ olduğunu kaydetti.
Telepolis, bu planın ‘Truva Atı’ taktiğini hatırlattığını, ancak ABD’nin silahlarına başarılı bir şekilde karşı koyabilecek Rusya ve Çin’in elindeki modern silahlar gözönüne alındığında, Pentagon’un bu stratejiyi nasıl uygulayacağının merak konusu olduğunu belirtti.
5. KOL DEVREDE
Rusya Genelkurmay Başkanı Valeriy Gerasimov, ABD’nin Truva Atı stratejisinin hedef ülkelerin istikrarsızlaştırılmasını” öngördüğünü söyledi. Askeri stratejinin geliştirilmesi konusunun ele alındığı konferansta konuşan Gerasimov, “ABD’nin yeni stratejisi, hedef alınan ülkelerdeki durumu istikrarsızlaştırma amacıyla ‘beşinci kolun’ protesto potansiyelinden yararlanmasını ve eş zamanlı olarak ileri teknolojik silahlarla en önemli tesislere saldırı düzenlenmesini öngörüyor” dedi.
Rusya’nın bu türden tüm stratejileri önlemeye hazır olduğunun altını çizen Gerasimov, “Askeri bilim insanlarımız, Genelkurmay Başkanlığı ile ortaklaşa, son yıllarda, olası düşmanların saldırganlığının etkisiz hale getirilmesi yönünde kavramsal yaklaşımlar geliştirdi” şeklinde konuştu.
Rusya’nın yanıtının temelinde, ulusal güvenliğe yönelik tehditleri etkisiz hale getirecek tedbirleri öngören “aktif savunma stratejisinin” yattığını dile getiren Gerasimov, “Askeri stratejinin geliştirilmesi konusunda düşmanın önünde olmalıyız, bir adım önde yürümeliyiz” dedi.
İRAN VE VENEZÜELLA’YA TRUVA ATI SALDIRISI
ABD’nin sözkonusu stratejiyi İran ve Venezüella’da uygulamaya başladığı belirtiliyor.
Obama döneminde imzalanan nükleer anlaşma ile İran üzerindeki baskılar hafiflemişti. Ancak İsrail’in baskısı ve Evangelist güçlerin çabaları ile Trump yönetimi anlaşmayı iptal etti. O günden itibaren İran’da “muhalif gösteriler” başladı.
2017’nin sonlarında İran’da hayat pahalılığına karşı birçok şehirde çok sayıda kişi sokağa çıktı. Ülkenin dış politikası, rejim ve Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani hükümeti aleyhine, “Filistin’i boşver, bizi düşün” “Ölüm ya da özgürlük” ve “siyasi tutuklular serbest bırakılsın” şeklinde sloganlar atan göstericiler, polisin sert müdahalesiyle karşılaştı. Göstericilerin Ruhani’nin yanı sıra, rejim karşıtı sloganlar attıkları da görüldü. Polisin sert müdahalesinin ardından ABD Başkanı Donald Trump ve ABD Dışişleri bir açıklama yayınladı:
Trump, Twitter hesabından yaptığı açıklamada, “Rejimin yolsuzluklarından ve ülkenin varlığını yurt dışında terörizme harcamasından bıkmış olan İran vatandaşlarının barışçıl protestolarıyla ilgili bilgiler geliyor. İran yönetimi, kendini ifade hakkı da dahil kendi halkının haklarına saygı göstermelidir. Dünya izliyor!” dedi.
ABD Dışişleri Bakanlığı da, “İran’ın liderleri, zengin tarihi, kültürü olan varlıklı bir ülkeyi, şiddet, kan ve kaos ihraç eden ekonomisi bitmiş dolandırıcı bir ülkeye çevirdi. Başkan Trump’ın da söylediği gibi İran liderlerinden en çok zarar görenler İran halkıdır. ABD barışçıl göstericilerin tutuklanmasını sert bir şekilde kınıyor. Bütün ülkelere İran halkını ve onların temel haklarını alma ve yolsuzluğa son verme çabalarını açık bir şekilde desteklemeleri çağrısında bulunuyoruz” açıklamasında bulundu.
VENEZÜELLA’YA YARDIM KOMPLOSU
ABD’nin “Truva Atı” stratejisinin ikinci adresi Venezüella oldu. Venezüella Devlet başkanı Nicolas Maduro’ya savaş açan ABD, Venezuela Ulusal Meclis Başkanı Juan Guaido’yu “geçici devlet başkanı” olarak tanıdı. Bazı Avrupa ve Latin Amerika ülkeleri de ABD’yi izledi. Guadio’nun tanınması ile yoksul Venezüella halkı ikiye bölündü.
ABD fırsatı kaçırmadı ve “Venezüella halkına yardım kampanyası” başlattı. Kısa süre sonra yardımın Truva Atı projesi olduğu ortaya çıktı.
Maduro, insani yardımı ABD’nin sahnelediği bir şov, Venezuela’nın içişlerine karışmak için bir bahane, hatta “Truva atı” olarak nitelendirdi.
Yardımlardan sorumlu muhalif siyasetçi Miguel Pizarro ise uluslararası yardımların ardında siyasi çıkarlar olduğu görüşünü sertçe eleştiriyor ve “Asıl endişemiz, siyasi nedenlerle bu ülkenin insanlarının ölüyor olması” dedi.
Öte yandan bazı uzmanlara göre, Maduro’nun “Truva Atı” benzetmesi doğal.
Düşünce kuruluşu Washington Office on Latin America’dan David Smilde, “Guaido’nun ülkeye yardım sokma çabası uluslararası toplumun desteğini almak için yürüttüğü bir strateji. Maduro ‘buyurun muhalifler, getirin yardımları’ deseydi, durum çok farklı olurdu” diyor.
Washington’daki bir diğer düşünce kuruluşu Inter-American Dialogu’dan Michael Shifter’a göre insani yardım meselesi biraz da ‘dramatize’ ediliyor. Shifter, “İnsani kriz için yardımların yeterli olmayacağını” söylüyor.
5.KOL FAALİYETİ
Savaşlarda silahlardan çok daha önemli faktör, güçlü istihbarattır.
Savaş Sanatı isimli kitabında “Dişe diş savaş akıllı savaşçı için son çaredir” diyen Sun Tzu’nun yaşadığı dönem dikkate alındığında, dünya tarihi boyunca devletler arasında en önemli silahı istihbarat unsurlarının oluşturduğu görülüyor.
Sıcak savaş zamanlarında dahi çoğu zaman dikkate alınan etik ve ahlaki kuralları bile hiçe sayan bu unsurlar yüzlerce yıldır devletler arası mücadelelerin görünmeyen yüzünü temsil etti. Fiili mücadele yöntemlerine başvurulmadan önce hedef ülkenin iç dinamiklerinin ve yumuşak noktalarının tespit edilerek amaca yönelik politika geliştirilmesini de bu unsurlar belirlemektedir.
İstihbarat anlaşıldığı şekilde sadece hedef ülkenin gizli ajandasının, amaçlarının veya ekonomik, stratejik, askeri hedeflerinin önceden kestirilmesi için değil; aksine hedef ülkenin zaman içerisinde yıpratılmasını, ırk, din ve dil ekseninde varsa kapanmaya yüz tutmuş yaralarının açılmasını, kültürel soykırım ve asimilasyon projelerinin hayata geçirilmesini mümkün kılar.
Dini ve ahlaki değerleri yüksek olan toplumların içe kapanık yapılarının farkında olan bu unsurlar özgürlük, adalet, hoşgörü kavramlarını birer silaha dönüştürerek hedef ülkenin dokusunda kapanmayacak yaralar açabilir. Yeterince eğitilmemiş, ön yargılı ve bastırılmış insan toplulukları her zaman suistimale açık olduğundan rahatlıkla manipüle edilebilirler.
KUŞ YUMURTASI
5.kol faaliyetlerinin en önemli unsuru ise “kuş yumurtası” adı verilen insan faktörüdür.
Kuş yumurtaları, hedef ülkenin gelecek vaad eden gençleri veya çocukları arasından seçilir. Genellikle eğitim, mesleki tecrübe gerekçeleri ile bir başka ülkeye gider/gönderilir. Verilen görevin niteliğine göre belli sürelerle eğitilir. Mesleki eğitim müfredatının satır aralarına kuş yumurtasının mensubu olduğu dini, etnik kökenlere yönelik “farklılaştırma” kodları yerleştirilir.
Ülkesine dönen kuş yumurtası, seçtiği meslekte, ilgi alanında hızla yükselir, karar verici mekanizmalara getirilir, kanaat önderi olur, toplumda saygın, güvenilir bir kimlik edinir.
Kuş yumurtalarının kullanım alanları oldukça fazladır. Sanattan dine, ekonomiden politikaya, eğitimden iletişime kadar pek çok alanda görev üstlenirler.
Kuş yumurtalarının talimat/emir gelene kadar başarı grafiği hızla yükselir. Talimat/emir gelince kabuklarını kırarak yumurtadan çıkarlar ve görevlerine başlarlar. Amaç manipülasyondur, toplum kesimlerini istenen kıvama getirmektir. “Saygın, güvenilir” kimlikleri nedeniyle bunu başarmakta zorlanmazlar. Söyledikleri 10 cümleden 9’u güven sağlamak için doğrudur. Ancak biri yanlıştır ve doğru olarak kabul edilir. İşte o bir cümle, toplumdaki tüm algıları değiştirmeye yeterlidir.