
Celal ÇETİN
“Her şeyi biz yaptık, yaşam bile bizimle başladı” gibi takıntılar ile cehalet ve geçmişi bilmemek birleşince geçmişine düşman bir kitle ortaya çıkıyor. Oysa yakın tarih incelense 1935 ve 1936’da bölgeye yönelik kalkınma planlarının hazırlandığı bilinirdi.bugün sorun olarak karşımıza çıkan PKK terörü ve “Kürt sorunu” maskeli emperyalizm müdahalelerine karşın Atatürk’ün emriyle önce 1935’te İsmet İnönü, ardından dönemin İktisat Vekili Celal Bayar, Atatürk’ün talimatı ile bölgeyi adım adım gezerek öyle bir rapor hazırladı ki, bugün bile reçete olarak uygulanabilecek nitelikte. Ne yazık ki zaman içinde raporun kendisi kayboldu veya keybettirildi. Raporun küçük bir özeti:
Şark Raporu’nda bölgeyi ve ülkeyi geliştirmek için zamanla yarışan Kemalist Devrim’in, Kürt Meselesi’ne bakışı ile ilgili de son derece önemli ipuçları yer alıyor.
*Bölgede Türk-Kürt ayrımı yapılmamalıdır.
*Kürtler okutulmalı, devlet kademelerinde onlara da yer verilmeli.
*Şeyh Sait isyanının ardından bölgede Kürtlük Türklük ihtirası artmıştır. Devlet isyan edenlerle vatandaşı birbirine karıştırmamalı. Vatandaşlara fark gözetmeksizin eşit davranılmalıdır. Eğer kendilerine yabancı bir unsur gibi davranılır ve Türkçülük propagandası yapılırsa bunun karşılığı tepki olacaktır.
*Devlet otoritesi bölgede sağlanmalı.
*Hükümet daireleri muntazam olmalı.
*Bölge ekonomisi devletin alacağı tedbirlerle kalkındırılmalı.
Celal Bayar kendi gözlemleri ile hazırladığı bu raporu İnönü hükümeti döneminde uygulama fırsatı bulamamışsa da Demokrat Parti döneminde uygulanan politikalar bu raporun istikametinde olmuştur.
***
I0. XII. 1936Yüksek Başvekâlete
Mukaddeme
Doğu illeri bizim rejimimize gelinciye kadar kat’î bir tarzda hakimiyetimiz altına girmemiştir. Geçmiş hükûmetler, halk üzerindeki hakimiyetlerini ağalar ve şeyhler vasıtasile yürütmek istemişlerdir. Ağalar ve Şeyhler soyduklarının bir kısmını Hukûmet erkânına vermek suretile müşterek idare-i maslahat devri yaşanmıştır.
Şark’ta bugün için dahi tamamen yerleştiğimiz iddia olunamaz. İstinat edeceğimiz en mühim kuvvet: Ordumuz ve Jandarmamızdır. Bu iki mühim kuvvetin inzibatî ve modern zihniyetle idaresi karşısında iftihar duymamak kabil değildir. Geçen sene, Başvekilimiz İsmet İnönü’nün seyyahatından sonra idarî ve malî sahalarda da yapılmağa başlanılan yenilikler göze çarpmaktadır. Yeni işe başlamış münevver kaymakamlar, tahsil görmüş yeni malmüdürleri karşımıza çıkmışlardır.
Hükûmet teşkilâtının esasları kurulmağa başlanmış demektir. Malî sistemde de, ilerlemiş tedbirler görülmüştür.
Ahz-ı asker muamelelerinin intizam dahilinde yürütüldüğü, vatandaşlar arasında bir kısım müstesna vatan hizmetlerinin umumileştiği alâkadarlarca ifade edilmiştir. Devlet cihazının muntazam yürüyebilmesi için lâzım gelen elemanlar hazırlanmağa doğru istikamet almış demektir.
Hükûmet binaları bilhassa kazalardakiler pek perişandır. Bu binalar içinde uzun müddet oturup çalışanların enerji ve muhakeme kabiliyetlerini kayıp edeceklerinden korkulur. Yeni eleman, yeni bir zihniyetle yerleşmeğe çalışdığımız bu mühitlerde muntazam hükûmet dairelerinin, memur ailelerinin ikametgâhlarının inşası mühim bir mesele halindedir. Devlet otoritesinin teessüsü için bu da bir zarurettir.
Farklı Muamele
Doğu illerinde hakimiyet ve idare bakımından göze çarpan bariz bir hakikat vardır: Şeyh Sait ve Ağrı isyanlarından sonra Türklük ve Kürtlük ihtirası karşılıklı şahlanmıştır. İsyan edenleri tenkil etmek için şiddetin manası anlaşılır ve yerindedir. İsyandan sonra, fark gözetmeksizin idare etmek de, bundan ayrı ve mütedil bir sistemdir.
Müşahedelerime göre, Kürtçe konuşan vatandaşlarımızın hayatında dahi zindeği (yaşamsallık )vardır. Faaliyet vardır. Bu husus kendilerinde ve çocuklarında nazarı dikkati celp etmektedir. Esasen mevzubahs etmek istediğim hayatiyetin en kat’î bir delili de buldukları boş ve bereketli yerlere derhal hiçbir taraftan müzaheret görmeden yerleşmiş ve işe başlamış olmalarıdır.
Hariçten sokulmağa çalışılan politikanın muzır cereyanlarını kırmak ve bu yurddaşları ana vatana bağlamak için devamlı çalışmak ister. Kendilerine, yabancı bir unsur oldukları resmî ağızlardan da ifade edildiği takdirde, bizim için elde edilecek netice, bir aksülamelden ibaret olabilir. Bugün Kürt diye bir kısım vatandaşlar okutturulmamak ve devlet işlerine karıştırılmamak isteniliyor. Ve daha doğrusu bu kısım vatandaşlar hakkında ne gibi bir sistem takip edileceği idare memurlarınca vazıh olarak bilinmiyor. Bunu bir sisteme bağlayarak, kendilerine sarih talimat verilmesini çok yerinde ve faideli bir tedbir olarak telâkki etmekteyim. Hiç olmazsa bu suretle tereddütlerin ve zatî içtihatlara müstenit keyfi hareketlerin önüne geçilmiş olur.
Toprak Tevzii
Şark vilâyetlerinde toprak tevzi etmenin, halkı toprak sahibi kılmanın ehemmiyeti aşikârdır. Gayemiz bunları sadece toprak sahibi yapmakla iktifa etmekte değildir. Mümkün olduğu kadar kredi vasıtalarını, istihsal imkânlarını da aynı zamanda vermek lâzımdır. Mahsullerinin satışlarını da temin etmek icap eder. Bu suretle Hükûmet ağaların yerini alır ve bu tarzı hareket halkla Hükümeti birbirine bağlar. İstihsal vasıtası mes’elesinde mümkün olduğu kadar kaydını koydum, bu muvaffakiyetin esası olmakla beraber, sadece toprak isteyen, üst tarafını kendilerinin halledeceğini söyleyen köylülere de rastladım.
Vaktile yapılmış olan arazi tevziatının bir kısmında bazı yolsuzluklar olduğu iddia ediliyor. Diyarıbekir’e gelirken bir köy halkı ile görüştüm. Bir kısmına 150 dönüm arazi tevzi edilmiş ve bir kısmı da mahrum bırakılmıştır. Farklı muamele yapıldığı anlaşılıyor.
Firarilerden birinin arazisinin bir sene sonra tevziini beklediklerini söylediler. Ve farklı muamele yapılmamasını dilediler.
Köylüyü toprak sahibi yapmak, köylüyü Hükûmete bağlayacak çok müessir bir tedbirdir. Bu tedbirin tam semere verebilmesi için de ikinci bir şart vardır: O da mühitteki nüfuz sahibi mütegallibenin aileleri ile birlikte iç vatana nakil edilmesi keyfiyetidir. Bu hareket devlet nüfuz ve kuvvetini göstermekle beraber halkın tegallüpten fiilen kurtulmasına yardım etmektedir. Bu itibarla muhitte memnuniyeti mucip olmaktadır. Vaktile bazı ağır yanlışlıklar yapılmıştır. Meselâ Artvin’den Yozgat’a nakil edilen bütün bir halk kütlesi Türkçe konuşdukları ve halis Türk oldukları anlaşıldıktan ve mühim zayiat verdikten sonra tekrar eski yerlerine iade edilmişlerdir. Bu gibi hataların tekerrür edeceğine ihtimal vermiyorum. Hülâsa mütegallibbenin ailelerile beraber yerlerini değiştirmek esaslı ve iyi bir politikadır.
General Abdullah Alpdoğan
Geçen defaki Şark seyyahatimde Dersim meselesi had devrelerinden birini yaşıyordu. Bu defaki seyyahatimde Dördüncü Umumî Müfettiş General Abdullah Alpdoğan’ın izahatını dinledim. Müşarünileyhin kan dökülmeden bu meselenin halli ve Dersim halkının diğer vatandaşlardan farklı olmayarak birer vatandaş haline gelebilecekleri hakkındaki ümidi başlı başına bir hadisedir.
Mıntıkasındaki işlerle çok yakın bir alaka ve ciddiyetle uğraşan ve esaslı mâlumata sahip bulunan müşarünileyh buna muvaffak olduğu takdirde yalnız bundan dolayı vazifesini hüsnü ifa etmiş sayılır ve takdir olunur.
Bürokratik Zihniyet ve Ekonomi
İdare memurlarımızın ekseresinde, ta Karadeniz’den itibaren gördüğüm bir zihniyet noksanlığını arz etmeyi vazife eddederim. İdare âmirlerimiz ve memurlarımız ekonominin Devlet ve millet hayatında birinci derecede rolü olduğunu ve milletin iktisadî bünyesi kuvvetlendiği takdirde diğer işlerin kolaylaşacağını takdir etmemiş görünüyorlar. Ve hatta daha ileri giderek diyeceğim ki, bazıları millî iktisad ile uğraşmaklığın lüzumunu bile henüz anlamamış görünüyorlar.
Bir ilbaya (vali M.B.) tesadüf ettim: Vilâyeti hakkında bana izahat veren askerî kumandanın fikir ve mütalaaları karşısında yabancı kaldığını gösteriyordu. Çünkü Vilâyetinin ekonomisi hakkında bir fikir sahibi değildi.
Diğer bir ilbaya rastladım: İdare ettiği mıntıkada Soydan Çayının kalitesine yakın bir tipte çay yetiştirilmesinin mümkün olduğu fennen anlaşılmıştır. Esasen mıntıkasında 45 Km. ileride, aynı iklim şartları içinde bir ecnebi devletinin ülkesinde çay yetiştirilmektedir. Halk arasında çay yetiştirmenin taammümü için ne kadar zamana ihtiyaç olduğunu sorduğum vakit bana 15 seneden bahsetti. İnkılâp hayatımızda değil 15 senenin 15 ayın bile ne kadar uzun bir zaman olduğunun farkında değildi.
Memleketimizin bir yılda istihlâk ettiği çayın kıymeti vasatî 500. 000 lira raddesindedir. Bu parayı münhasıran bu havalide halkın geçimine, menfaatına tahsis etmek imkânı bulunduğu takdirde halk müreffeh bir hayata sahip olabilir. Esasen bu mıntıka halkı fakir ve gurbetçidirler.
İdare amir ve memurlarımızın vazife ifa ettikleri mıntıkalarda filî ve istismarcı inhisarlar teessüsüne (tekeller kurulmasına M.B.) lakayt kalmamaları, merkezi tenvir etmeleri icap eder. Denilebir ki, yankesicilerin fenalıklarını önlemek için gece gündüz çalışan idare memurlarımız bütün bir mıntıkayı ihtikâr (rüşvet M.B.) ve spekülasyon yüzünden kavuran betbahtlara (kötü niyetlilere M.B.) karşı hassas değildirler.
İdare amir ve memurlarımızın men’i tağşiş kanunu (kargaşalığı önleme yasası M.B.) ile buna müzeyyel (ek M.B.) mevzuatın tatbikatında büyük ve müessir bir alaka göstermeleri temenniye şayandır.
İdareî Hususiyeler ve Ekonomik İşler
Vilâyet İdare-î Hususiyelerinin yapmaları lazım gelen işlere nazaran malî bakımdan ne kadar naçiz bir vaz’iyette olduklarını yakından bilmekteyim. Buna rağmen halkın iyiliği için Devletin temsilen bu idareler tarafından kurulacak ve nümune teşkil edecek ekonomik işler vardır. Bunların yapılabilmesi için İdare-î Hususiyelere umumî Devlet programlarında olduğu gibi muayyen ve sistematik bir proğramla ve mevzii karakterile Devletçiliği sokmak zamanı gelmiştir.
İdareî Hususiyelerin bugünkü organik kanunları liberal sistemin mahsulüdür. İdarecilerimizin bir kısmı da kırık bir liberal zihniyet ile bunlara sarılmışlardır. Raporumun iktisadî fasılları okunurken ricalarımız meyanında bunlara ait neler bulunduğu ayrıca görülecektir.
İran Transit Yolu
İran transit yolunun inşaatının gördüğüm şekli, matlup (istenilen M.B.) sür’a t ve emniyetle ilerleyeceği kanaatını vermemektedir. Müteahhit amele bulamadığı için, Hükûmet vasıtası ile „amelei mükellefe“ sevk edilmektedir. Biz, bu yoldan gider ve gelirken ameleler önümüze çıkarak tarlada mahsulleri olduğundan bahisle terhisleri için büyük ısrarla yalvarmışlardır. Bu hale sebep olarak müteahhidin ihale esasında münakasayı (eksiltme M.B.) % 30-35 nisbetinde tenzilâta tabi tutması hatıra gelmektedir. Bu mühim tenzilâtla beraber, son zamanlarda amele fiatı da yükseldiği için müteahhidin bu işin altından kalkabileceği çok şüphelidir.
Seyyahatimizde gördüklerimizi aynen arz ediyorum. Bunlar içinde Vekâletim işlerinin haricinde olanlarına da temas etmiş bulunuyorum. Bu yazılarımda görüş hatası olabilir. Kanaat ve içtihat hatası bulunabilir. Fakat, maksadım kimseyi rencide etmek değildir. Müstakbel iyilik namına Baş Vekilime müşahadelerimi (izlenimlerimi M.B.) samimiyetle, otantik olarak arz etmekten ibarettir.
DOĞU İLLERİNDEKİ İKTİSADİ MÜŞAHEDELERİMİZ VE TEKLİFLERİMİZ
Doğu illerimize iktisadî teşhisi koymak, umumî bir kalkınma plânına göre Şarkın iktisadî organlarını tesbit ederek bunları bir an evvel harekete geçirmek düşünce ve vazifesi son seyahatimizdeki mesaiye hakim olmuştur. Muhtelif ziraat şubeleri, Endüstri ve Maden işletmeleri, iç ve dış pazarlardaki mübadelenin tanzimi ve bütün bu faaliyet ve istihsal branşlarını verimlendirerek nakliye vesait ve teşkilâtının hazırlanması gibi ana mevzular üzerinde tevekkuf ettik (yoğunlaştık M.B.).
Yurdun iştira kabiliyeti nisbeten yüksek olan mühim istihlâk pazarlar ile muvaselesi henüz te’min olunmamış bulunan bu geniş bölgeye ait yapacağımız müsbet teklifleri de iki kısma ayırdık:
Birinci kısma derhal başarılması mümkün olan teşebbüsler, derhal kurulması imkân dahilinde bulunan iktisadî organlar dahildir.
İkinci kısım: şimendüferin hiç olmazsa Erzurum’a kadar ulaşmasını istilzam (gerektiren M.B.) eden teşebbüsleri, Endüstri şubelerini ihtiva etmektedir.
Derhal Başarılması Mümkün Olan Teşebbüsler
Yüksek tasvibinize arz ettiğimiz bu program da diğer devlet programları gibi Doğu illerindeki halkın bu günkü şartlar ve vasıtalar dahilinde yaşayış ve refah seviyesini yükseltmek prensibine istinat etmektedir.
Burada, henüz pazarlaşmamış, zarurî ve şahsî ihtiyaçlardan fazla her hangi bir istihsali tasavvur bile etmemiş tamamen iptidaî (ilkel M.B.) bir ekonomi bünyesi karşısındayız.
Hayvancılık
Şarkın halk ekonomisinde bu gün için en mühim özlü kazanç kaynağını hayvancılık, canlı hayvan ve hayvan maddeleri ticareti teşkil etmektedir.
Geniş meralar ve çayırlarda taze ot, hayvanı beslemeğe, yağlandırmağa kâfi gelmektedir. Bu itibarla hayvancılık en fazla safî gelir te’min eder, en ziyade verimli bir ziraat şubesi halindedir. Bu müsait şartlar hayvancılığın her şubesine de şamildir. At, sığır, koyun yetiştirmek için memleketimizde bundan daha müsait tabii şartlar bulmak güçtür.
Bilhassa Ardahan ve Kars iklim şartları ve bunlara bağlı ziraî durum bakımından yurdun hayvan deposu olmağa elverişli bir bölgedir.
Raporda ayrıca, bugün ekonominin belkemiği haline gelen “serbest ekonomik bölgeler” kurulması teklif ediliyor. Ayrıca her il için ayrı ekonomik kalkınma planlaması yapılması, iller arasında demiryolu bağlantısının kurulması da raporda yer alıyordu.