Ortadoğu’da birden ortaya çıkan ve tüm dengeleri değiştiren İslam görünümlü IŞİD terör örgütü, Türkiye-ABD ve Batı ilişkilerinde geri dönülmez bozulmalara yol açmaya başladı. AKP hükümetinin siyasi, askeri ve ekonomik açıdan destek verdiği iddia edilen IŞİD, aynı zamanda PKK için de meşruiyet ve prastij tabanı oluşturdu. Dengelerin değişmesi ile birlikte Türkiye, tüm planları çöken, dışlanan ve ne yapacağını bilemeyen ülke haline geldi.
Celal ÇETİN
IŞİD’in bölge ülkelerinin yanısıra küresel çapta tehdit unsuru haline dönüşmesi ile birlikte ABD önderliğinde bir “mücadele eylem planı” hazırlandı. Başkan Obama’nın, IŞİD’le mücadele stratejisinin omurgasını,NATO zirvesinde ülkelerin IŞİD’i yenilgiye uğratmak için yaptığı işbirliği taahhüdü oluşturuyor. Eylem planına göre hava saldırılarına ve havadan yardıma destek sağlanacak, yerel güçlere danışmanlık yapılacak ve istihbarat paylaşılacak.
Ancak gerek ABD ve gerekse Avrupa kamuoyunun kara harekatına destek vermeyeceği düşünüldüğü için Ortadoğu’nun güvenliğinin bölge ülkeleri tarafından sağlanması planlanıyor.
BÖLGENİN EN BÜYÜK ÜLKESİ TÜRKİYE, AMA…
IŞİD ile mücadele başta olmak üzere bölge sorunlarında en planda olması gereken ülkelerin başında Türkiye geliyor. Bölge ile olan tarihi bağları, güçlü ordusu ve ekonomisi, Batı ile olan ilişkileri nedeniyle Türkiye’nin bölgesinde lider ülke olması bekleniyordu.
Ancak AKP’nin yanlış ve mezhep temelli politikaları nedeniyle Türkiye lider ülke konumunu kaybettiği gibi bölgede dışlanmaya ve yalnızlaşmaya başladı. Özellikle Suriye’de Esat rejimi ile olan ve Erdoğan’ın kişiselleştirdiği kavga sonucu İslami görünümlü terör örgütlerini desteklemesi, Türkiye’nin elini zayıflattı.
ABD Dışişleri Bakanı Kerry, bölge ülkelerinin desteğini oluşturmak üzere Ortadoğu’daki temaslarından sonra Türkiye’de görüşmeler yaptı. O sırada ABD’nin eski Ankara Büyükelçisi Ricciardone, Washington’da bir konferansta, büyükelçilik döneminde “Türkiye’ye El Nusra’ya yardım etmeyin’ uyarısında bulunduklarını, ancak Türk hükümeti’nin El Nusra Cephesi ve Ahrar-u Şam militanlarının sınır geçişlerine göz yumduğunu açıkladı. Bu açıklama Türkiye aleyhine “uluslararası suç duyurusu” anlamına geliyor.
Türkiye’nin elini kolunu bağlayan da sözkonusu suç duşurusuna temel oluşturan terör örgütlerine yardım konusudur. El Nusra ve IŞİD gibi örgütlere yardım eden Türkiye, Şii-Sünni ayrımcılığının tutsağı olmaya başladı. Sünni İslamcı görünen IŞİD’in hedef stratejilerine bakıldığı zaman İslami olmaktan çok Hıristiyan ve Siyonist bir yapıda olduğu görülüyor. En azından ilk kurulduğu yapı böyleydi. Sonradan El Kaide gibi kontrolden çıktığı ve bağımsız hareket etmeye başladığı söylenebilir. İşte bu durum ABD ve Batı çıkarlarını tehdit etmeye başladı ve bu ülkeler savaşa karar verdi.
AKP’nin IŞİD konusunda da yanıldığı ortaya çıktı. Musul konsolosluğunun basılarak 49 görevlinin esir alınması ile AKP acı gerçekle yüzleşti. Ancak IŞİD’in gerçek yüzünü görene kadar geçen sürede terör örgütü Türkiye içinde hücre yapılanmasını tamamlamış ve harekete geçmeye hazırdı. Daha kötüsü, Türk güvenlik birimleri IŞİD’in hücre yapısını çözemediler ve izlerini kaybettiler.
Bu nedenle Türkiye IŞİD’le mücadele eylem planına imza atamadı ve operasyonlarda yer almayacağını açıkladı. Bu açıklama Türkiye’nin ve AKP hükümetinin sonunu getirdi.
Birinci sonuç: AKP hükümeti eliyle Türkiye IŞİD tarafından esir alındı.
***
PKK’YI KİMSE TUTAMAZ ARTIK
Öte yandan Irak’ta IŞİD yayılmasına karşı peşmergelerin savaşa girmesi, PKK’nın da Peşmergeye destek için teröristlerini bölgeye göndermesi ile bölgede “Kürt ittifakı ve ortak savunma gücü oluşturulması” yolunda önemli adımlar atıldı. IŞİD’in yarattığı tehlikeler karşısında Kuzey Irak’ta bağımsızlıkçı Kürt hareketinin silahlı birimi Peşmerge güçlerinin, Türkiye’den PKK’nın silahlı kanadı Halk Savunma Güçleri’nin (HPG), Suriye’de Demokratik Birlik Partisi (PYD) Halkçı Koruma Birliklerinin ortaklık temeli atıldı ve “Kürt Savunma Güçleri” olarak adlandırılıyor.
“Kürt Savunma Güçleri”, ABD’nin 2011’de çekildiği Irak’a, 2014’te yeniden dönmesinin sözkonusu olmadığı bir durumda,Kürt bölgesi ve enerji kaynaklarını riske atacak hamlelere karşı arkasında bırakacağı bir kuvvet olarak düşünülüyor.
Şimdi, Suriye’nin kuzeyinde düne kadar birbiriyle savaşan Demokratik Birlik Partisi’ne (PYD) bağlı Halk Savunma Birlikleri (YPG) ile ÖSO Özgür Suriye Ordusu (ÖSÖ) ve bazı Suriyeli muhalif gruplar da IŞİD’e karşı yeni bir koalisyon oluşturuyor.
KCK Yürütme Konseyi Eşbakanlığı “Kürt Savunma Güçleri”nin bugün sadece Kürtlerin değil, Ortadoğu halklarının meşru gücü haline geldiği açıklaması gerçekleşiyor.
PKK bu sürecin ulusal birliğin kurulması için fırsat olduğunu savunuyor, o yüzden bölgesel Kürt yönetimi ile yakınlaşmayı ve beraberce Kürdistan güçleriyle ortak siyasi ve diplomatik platformlar kurmayı ve ulusal birlik stratejisinin yaygınlaştırılmasını öngörüyor. Ayrıca PKK artık küresel çapta, “İslamcı IŞİD teröristlerine karşı savaşan yasal bir güç” olarak meşruiyet kazanmaya başladı.
Bu durum Türkiye için çok büyük bir tehlike oluşturuyor. Türkiye içinde güçlenen ve AKP’ye açık açık emir ve talimat verme noktasına gelen PKK bu saatten sonra tüm inisiyatifi eline geçirmiş oluyor.
İkinci sonuç: AKP hükümeti eliyle Türkiye’nin PKK karşısında da teslim bayrağını çekmekten başka çaresi kalmadı.
***
IŞİD tehlikesi Irak, Suriye ve İran ile ABD-Batı ilişkilerinde de yeni döneme yol açtı.
Irak Meclis Başkanlığı’na Sünni Koalisyon’un oluşturduğu Ulusal Güçler Birliği üyesi Selim Abdullah el-Cuburi, Cumhurbaşkanlığına bir Kürt temsilci Fuad Masum seçildiler. Haydar El İbadi Başbakan oldu,seçimi kazanan, fakat üçüncü dönem başbakanlığı tartışılan Maliki Cumhurbaşkanlığı yardımcılığına getirildi. Böylece Bağdad ile Irak Kürt Bölgesi Yönetimi ve Sünniler arasındaki ilişkilerde bir iyileşme koridoru açıldı, bunun karmaşaya son verilmesinde bir başlangıç adımı olabileceği umudu yükseldi.
ABD Irak’ta yeni kurulacak hükümette Sünniler’in belli bir dengede tutulması karşılığında IŞİD vasıtasıyla Irak’ın idari yapısının değiştirilmemesine katkı veriyor, IŞİD’e karşı 9 Ağustos’tan beri hava operasyonları sürdürüyor. Bu operasyonlar IŞİD’in Irak Kürt Bölgesel Yönetimine yönelmesi halinde petrol alanlarının ve güzergahlarının korunmasını da sağlıyor. Irak merkezi hükümetinin ulusal ve bölgesel meşruiyeti artıyor.
Üçüncü sonuç: Kuzey Irak Kürtleri ile iyi ilişkiler kurma uğruna Irak merkezi hükümeti ile arasını açan AKP hükümeti, Irak üzerindeki saygınlığını ve etkinliğini kaybetti.
***
ESAT, TERÖRİZMLE SAVAŞAN LİDER
IŞİD’le Suriye topraklarında savaşmak için Esat rejimi ile işbirliği yapılması gerektiği Batı tarafından kabul ediliyor. Bu nedenle Esat’la olan ilişkiler yeniden şekilleniyor. Esat rejiminin IŞİD benzeri tehlikelerin önündeki engel olduğu gerçeği kabul edilmeye başlandı.
Bu noktada Rusya Federasyonu,”Suriye’de tek taraflı olarak tüm günahlardan Esad rejiminin suçlanması, teröristlerin yaptıkları zulüm ve muhalif güçler tarafından işlenen insani hukuk ihlallerinin göz ardı edilmesi ve bu durumun BM Genel Kurulu’nda tek taraflı kararlarla kabul ettirmek istenmesi doğru olmaz” görüşünü ileri sürüyor. Bu görüş ABD ve Batı tarafından dikkate alınıyor
Döndüncü sonuç: Erdoğan’ın ve AKP’nin düşman olarak gördüğü Esat rejimi “terörizmle savaşan yönetim” olarak kabul edilmeye başlandı. Türkiye ise terörizme destek verem ülkeler sınıfında.
***
ABD ile İran arasındaki iyi ilişkiler devam ediyor. ABD, Rusya’ya nasıl bir yaklaşım sergilenmesi konusunda, nükleer programı nedeniyle yıllardır yaptırımlara tabi tutulan İran’ın 5+1 grubu arasında uzatılan müzakerelerde nükleer silahın geliştirilmesini sonlandıracak anlaşmaya varacağı olasılığını değerlendirdi.
İran’ın Uluslararası Atom Enerjisi Kurumu gözetiminde, 5+1 grubuna, nükleer programını barışcıl amaçlar taşıdığını ispat edecek bir mekanizma için yürüttüğünü ikna etmesi halinde, yaptırımların ortadan kaldırılması, İran’ın uluslararası enerji piyasalarına ulaşması için işbirliği yapılmasına ilişkin sinyal verdi.
Sinyal hem Rusya’ya uygulanan yaptırımlardan bunalan AB üyelerine İran pazarının açılacağı müjdesi olarak gitti, hem de Irak da yeni kurulacak hükümette Sünnilerin belli bir dengede tutulması karşılığında IŞİD örgütü vasıtasıyla Irak’ın idari yapısının değiştirilmemesiyle ilgiliydi.
Şimdi İran’ın, İŞİD’e karşı Kudüs Birliği vasıtasıyla sağlayacağı muhtemel operasyonel katkısı, askeri ve lojistik çerçevede sağlayacağı tamamlayıcı yaklaşım, ABD için İran’ın bölgesel görünümünü bir düşman olmaktan ziyade desteği gereken bir bölgesel aktöre dönüştürmek üzere.
Beşinci sonuç: AKP’nin Sünni temelli mezhep ayrımcılığına dayalı politikaları iflas etti. Şii İran bölgede etkin aktör haline geldi.
***
Tüm sonuçlar AKP’nin darmadağın olduğunu ve teslim bayrağı çektiğini, uzatmaları oynadığını gösteriyor…