Neler Oluyor

YAPTIRIMLAR TERS TEPİYOR: AB’DE FİNANSAL KRİZ DERİNLEŞİYOR

By Eylül 4, 2014 Ocak 11th, 2019 No Comments

Avrupa Birliği ekonomisine ilişkin yeni istatistikler, krizin derinleştiğini gösteriyor. Eurostat ajansı, Euro bölgesinde ve genel olarak AB bölgesinde temmuz ayında perakende satışlarının bir önceki aya göre azaldığını açıkladı. Finansal krizin ABD ve Brüksel tarafından Rusya ekonomisini çökertmek amacıyla uyguladığı yaptırımlar nedeniyle derinleştiği belirtiliyor.

Celal ÇETİN

Perakende satışlar ekonominin kilit ekonomik göstergelerinden biri olarak kabul ediliyor.

Avrupa Birliği, bu kriz süreçlerini, Washington ve Brüksel’in Moskova’ya karşı açtığı “yaptırım savaşı” ile açıklamaktan kaçınıyor, ancak yaptırımların AB ekonomisine ağır darbe vurduğu kabul ediliyor. Yeni yaptırımlar özellikle gıda alanını vurdu. Bu alanda, ticari faaliyetteki en büyük düşül kaydedildi. En çok da Malta, Polonya, Avusturya ve Belçika’da görüldü. Dinamikler ise daha da çarpıcı. Eğer daha önce uzmanlar, gıda alanındaki perakende satışlarında bu yıl artışın yaşanacağını tahmin ediyorlardıysa şimdi bu tahminler aksi yönde gözden geçirildi. Eurostat, 2014’te gıda satış hacminin hem Euro Bölgesi’nde hem de genel olarak AB’de azalacağını öngörüyor. Bu durumdan çıkarılması gereken sonuç şu: büyümeyi sağlayacak ana etkenleri aramaya başlamak, dar görüşlü politikayı gözden geçirmek ve diğer rakipler yerini almadan Rusya pazarına dönmeye çalışmak gerekir.

Ancak Brüksel’in jeopolitik zafiyeti yüzünden eğilim tam aksi yönde gelişmeye devam ettiğini görüyoruz. AB uzmanları zararı hesaplarken çoğu Avrupa lideri, askeri “şahinlere” boyun eğiyor. Galler’in Newport şehrinde düzenlenen NATO Zirvesi arifesinde, Batı’nın saldırgan Rusya karşıtı girişimleri su gibi aktı. Aralarında Estonya’daki deniz üssünde ABD Hava Kuvvetleri birliklerinin konuşlandırılması, Romanya’daki Amerikan hava savunma sistemlerinin yönünün Rus füzelerini izlenmesi için değiştirilmesi, Kiev yönetimine doğrudan silah sevkiyatı, Doğu Avrupa ülkelerinde beş yeni NATO üssünün kurulması ve diğer maliyetli askeri etkinlikler yer alıyor.

Bu tür projelerin büyük bir kısmı ABD menşeli. Ekonomik mantığı apaçık: stratejik önemde olan bu bölgede ABD’nin mevkilerini güçlendirmek ve bununla birlikte Avrupalıları masrafları karşılamaya zorlamak. Üstelik ABD’nin kendi ekonomisi, Avrupa’dan farklı olarak gelişiyor. Avrupa Birliği’nin dünya ekonomisindeki yeni eğilimlere adapte olması gerektiğini, bunun için yeni modellere, en önemlisi de yeni insanlara ihtiyacı olduğunu belirten Rus ekonomik danışmanlık şirketi Neokon’un Başkanı Mihail Hazin, Rusya’nın Sesi radyosuna demecinde şunu söyledi:

“Etkili değişikliklerin hayata geçirilmesi için her şeyden önce modelin kendisi değişmeli. Ancak eski bir siyasi elit bunu yapmayı göz önüne alamaz, çünkü bu durumda temsilcileri çok şey kaybedecek. Ayrıca kendi yaklaşımlarından vazgeçemiyorlar. Günümüz ekonomide yaşanan değişiklikler çok ciddi ve onlara uymak için yeni insanlara ihtiyaç var.”

NATO ve AB, saldırgan retorikte yarışırken Rusya’daki ticari ve ekonomik mevkilerine aktif bir şekilde diğer kıtalardan rakipleri saldırıyor. Ukrayna krizi er geç çözüme kavuşturulacak, ancak bu zamana kadar AB’nin elinde neler kalacak, Amerikan savaş uçakları mı?

Alman ekonomisi sarsılıyor

Batı’nın Rusya’ya uyguladığı yaptırımlar, Almanya ekonomisinin omurgasını oluşturan binlerce küçük ve orta ölçekli şirketleri vurmaya başladı. Bloomberg News’un haberine göre Rusya’nın yaptırımlara verdiği karşılığın şiddetini artırmasıyla, Alman şirketleri daha kötü bir durumla karşı karşıya kalabilir.

Avrupa Birliği ve ABD’nin daha etkili yaptırımlara başvurması ve Rusya’nın da misilleme olarak bu ülkelerden gıda ithalatını yasaklamasıyla Alman şirketleri daha kötü bir durumla karşı karşıya kalabilir.

17 Temmuz’da Ukrayna’nın doğusunda Rus ayrılıkçıların hakimiyetindeki bölgede bir yolcu uçağının düşürülmesinin ardından, Batılı ülkeler Rusya’ya yönelik enerji, finans ve silah alanında yaptırım uygulamaya karar vermişlerdi.

Rusya’nın gıda ithalatına yasaklama getirerek karşılık verdiği yaptırımlar kapsamında, Rusya’nın petrol endüstrisinin modernizasyonu için ihtiyaç duyduğu ekipman ve teknoloji ile askeri amaçlı kullanılabilecek makine, elektronik cihazların satılması ve yeni silah anlaşmaları yasaklandı.

Bu artan gerginlikten ise Rusya’nın en büyük ticari ortağı olan Almanya’nın şirketleri zarar görmeye başladı. Almanya’nın reel sektörü yalnızca almanya ekonomisi için değil bütün avrupa ekonomisinin büyümesi için de kritik önemde.

Alman ekonomi bakanı Sigmar Gabriel, hükümetin yaptırımlardan olumsuz etkilenen şirketlere nasıl yardım edilebileceği konusunu araştırdığını açıkladı. Batı ile Rusya arasında Ukrayna üzerinden yaşanan kriz özellikle doğu Almanya’daki şirketleri vuruyor.

Alman Makine Üreticileri Derneği’nin Doğu Almanya Başkanı Raynhard Paetz’e göre, geçmişte sosyalist blokun bir parçası olan bölge şirketlerinin bugün de Rusya’yla daha yakın ilişkileri bulunuyor. Paetz krizin uzaması durumunda çoğu Rusya müşterilerinin yaptırımlar katılmayan ülkelerle iş yapmaya başlayacağından kaygı duyuyor.

Olası enerji yaptırımları

Karşılıklı yaptırımlar, ülke ekonomileri açısından en büyük etkiyi yaratması beklenen enerji kalemlerine henüz tam anlamıyla yansımadı.

Dünyanın en fazla enerji ithal eden bölgesi Avrupa Birliği, bunun için her yıl yaklaşık 800 milyar dolar harcıyor. Rusya, AB’ye doğalgaz, petrol ve kömür ihraç ederek bloğun enerjisinin yüzde 22?sini tek başına karşılıyor.

AB’nin kullandığı kömürün yüzde 25’ini, ithal ettiği petrolün de yüzde 35’ini sağlayan Rusya’nın kanıtlanmış petrol rezervi 80 milyar varilken, doğalgaz rezervi ise 48 trilyon metreküp seviyesinde bulunuyor.

Doğalgazın üçte biri Rusya’dan

Yıllık yaklaşık 450 milyar metreküp doğalgaz tüketen AB, bunun yüzde 31’ini Rusya’dan ithal ediyor.

Kuzey Akım boru hattı ile Rusya’dan en fazla doğalgaz ithal eden ülke, Avrupa ekonomisinin lokomotifi Almanya olurken, bazı AB ülkelerinde ise Rus gazına bağımlılık oranı yüzde 100’ü buluyor. AB verilerine göre, Bulgaristan, Estonya, Finlandiya, Letonya, Litvanya ve İsveç tükettiği doğalgazın tamamını Rusya’dan ithal ediyor.

AB’nin Rusya’ya karşı olası doğalgaz ithalatı boykotu halinde bazı Avrupa ülkeleri, depolardaki gazla yetinmek zorunda kalırken, tümüyle Rusya’ya bağımlı olanlar ise bu durumdan en fazla olumsuz etkilenecek ülkeler olacak.

Rusya’nın gaz vanasını kapatması durumunda ise enerji açığını kömür, petrol ve nükleerde tüketimi artırarak karşılaması beklenen AB ülkeleri, alternatif enerji kaynaklarına da yöneldi. Avrupa’da, 5’i Ukrayna üzerinden olmak üzere 12 boru hattıyla taşınan Rus doğalgazına bağımlılığı azaltmak için Güney Gaz Koridoru gibi alternatif güzergahların önemi artarken, sıvılaştırılmış doğalgaz (LNG) ve yenilebilir enerji gibi kaynaklara yönelim hız kazandı.

Rusya rotayı Çin’e çevirdi

Avrupa ülkelerinin enerji arzını çeşitlendirmeye çalışması, Rusya’nın enerji ticaretinde rotayı Çin gibi büyük Asya ekonomilerine çevirmesine neden oldu. Rusya ve Çin, mayısta yaklaşık 400 milyar dolarlık bir doğalgaz anlaşması imzaladı. Dünyanın en büyük petrol ve doğalgaz ihracatçısı ülkelerinden Rusya’nın geçen yıl bu kaynakların satışından elde ettiği gelir ülkenin toplam milli gelirinin yüzde 68’ini oluşturdu.

AB’nin, sanayi ve enerji sektörü üretim teknolojilerine yönelik olası yaptırımı, Rusya’yı sıkıntıya sokabilecek ancak bu teknik malzemelerin üretildiği alanlarda binlerce kişinin istihdam edildiği Avrupa ülkeleri ekonomileri açısından da olumsuz sonuçları olabilecek. Dolayısıyla yaptırımların, bumerang gibi kendi ekonomilerini vurma ihtimali de bulunuyor.