1915 olaylarında hayatlarını kaybeden Ermeniler için yayınladığı taziye mesajının ardından hükümetin yeni bir adım üzerinde daha çalıştığı iddia ediliyor. Bir sonraki adım Ermeni torunlarına vatandaşlık hakkı.
Celal ÇETİN
1915 olayları sırasında Osmanlı topraklarından göç etmek zorunda kalan, o dönemin koşulları nedeniyle Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlığını hiç kazanamamış ya da daha sonra kaybetmiş Ermenilerin torunlarına vatandaşlık hakkı tanınması gündemde. Konu, ilk olarak Ocak ayında Ankara ‘da gerçekleştirilen bir toplantıda gündeme getirildi.
Ocak ayındaki, Ankara Düşünceye Özgürlük Girişimi’nin düzenlediği toplantıda, dünyanın çeşitli köşelerinde yaşayan, Osmanlı döneminde göç etmiş ya da etmek zorunda bırakılmış Osmanlı vatandaşı Ermenilerin torunlarına TC pasaportu ve nüfus kağıdı verilmesi önerildi. Bu öneri daha sonra, Dışişleri Bakanlığı’na da iletildi.
Dışişleri yetkilileri, vatandaşlığını kaybetmiş ya da vatandaşlıktan çıkarılmış Ermenilerin alt kuşaklarına, istemeleri halinde TC vatandaşlığı hakkı tanınması konusuna “sıcak bakıldığını”, konu üzerinde ön çalışmanın yapıldığını söyledi.
‘DÖRT T’ PLANI
İşin ucunu insanların canına kastetmeye kadar götüren Ermeni terörünün amacı, sözde Ermeni soykırımı iddialarını ve Ermenilerin taleplerini dünya kamuoyuna duyurmaktır. Nihai hedef ise, “Büyük Ermenistan” rüyasıdır. Büyük Ermenistan’a giden yolda atılması gereken en önemli adım, sözde iddialar konusunda kamuoyu oluşturmak ve Türkiye’ye yönelik emelleri gerçekleştirmektir.
Bunun için uygulamaya konan ve “Dört T” şeklinde adlandırılabilecek olan plan şu dört kavrama dayanıyor: Tanıtım, Tanınma, Tazminat ve Toprak…
Yani, sözde Ermeni sorunu tüm dünyada terör yoluyla “tanıtılacak”, sözde iddialar dünya kamuoyunca kabul edilip Türkiye tarafından “tanınması sağlanacak”, sözde soykırımdan dolayı Türkiye’den “tazminat” alınacak. Ve son adımda “Büyük Ermenistan” rüyasını gerçekleştirmek için gerekli olan “toprak” Türkiye’den koparılacak.
BATI’NIN YIKIM PROJESİ
Ermeni soykırım iddiasının Batı’nın politik amaçlarına ulaşmak için ortaya attığı bir araç olduğunun kabul edersek, mücadelenin stratejisi de belirlenir. Türk basınında hakim anlayışın ve bazı çevrelerin dayatmalarının tersine Ermeni soykırımı projesinin sahibi, ne Ermeni diasporası ne de Ermenistan’dır. Türkiye’ye karşı yürütülen bu harekatın merkezini gözlerden gizlemek için diaspora gibi tali unsurlar ortaya atıliyor. Amaç Türkiye’nin saldırıya cevap vermesini önlemek.
Türkiye’nin geçmişini ve bugününü ipotek altına alabilecek, tazminat ve toprak verilmesine kadar gidebilecek şekilde Türkiye’yi politik açıdan baskı altında tutan bu söylemlerin kaynağı Batılı ülkelerdir. Batı istemeden Ermeni diasporası hiçbir ilerleme kaydedemez. Ermeni diasporası ancak Batılı devletlerin izin verdiği ölçüde etkin olabilir.
Ermeni meselesinin arkasında diaspora Ermenilerinin olduğu söylemi, Türkiye’nin bu meselede kendisine karşı yapılan haksız saldırılara karşı koyamaması ve enerjisini boşa harcaması için pompalanan sanal bir propagandadır. Avrupa devletleri ve Ermenistan somut ve adresi belli karşı propagandalar geliştirebilecek ve çeşitli yaptırım uygulanabilecek olgulardır. Fakat diaspora denilen olgu hemen hemen Türkiye’nin hiçbir yaptırım uygulamayacağı yani posta adresi olamayan fatura kesemeyeceğimiz bir hasımdır.