Sovyetler Birliği’nin 25 Aralık 1991 tarihinde yıkılması ile projelendirilen ve 11 Eylül 2001 saldırıları ile uygulamaya konan “Yeni Dünya Düzeni,” aradan geçen 23 yılın sonunda başarısız oldu, projeyi hazırlayanlar yenildi.
Celal ÇETİN
Sovyetler’in tarih sahnesinden çekilmesiyle ABD merkezli bir küreselleşme süreci başladı. Yeni Dünya Düzeni çerçevesinde 5 proje devreye sokuldu. Bunlar; “küreselleşme, AB, BOP, Büyük İsrail Projesi, ABD’nin Avrasya stratejisi”dir.
Bu projelerin en önemli silahı ise “özgürlük, demokrasi, insan hakları” gibi masum kavramlar oldu. Bu kavramlar Afrika’dan Ortadoğu’ya, Asya’dan Kafkasya’ya kadar Arap Baharı ve Turuncu Devrimler’e esin kaynağı olarak kullanıldı. Osmanlı’nın çökertilmesinden sonra İngiltere ve Fransa tarafından çizilen bir haritanın geçerliliğinin kalmaması üzerine yerine ABD-İsrail ikilisinin hazırladığı yeni bir harita açıldı. Harita, aralarında Türkiye’nin de olduğu 22 ülkenin sınırlarının değiştirilmesini, ulus-devletlerin ortadan kaldırılmasını öngörüyordu. Ve projenin uygulanmasına Afganistan’dan başlandı. Irak’la devam etti. Ancak Suriye’de süreç tıkandı.
Tıkanmasının değişik sebepleri olmakla birlikte en önemlisi; ABD’nin küresel güç özelliğini sürdürebilmek için enerji yataklarını kontrol altına alma planlarının yanısıra rakipleri olan Rusya, Çin gibi ülkeleri etkisizleştirme girişimlerinin deşifre olmasıdır. Bu gelişmeler ışığında Çin ve Rusya bir araya gelerek Batı emperyalizminin Asya’ya girmesine izin vermeyeceklerini açıklarken İran yeni bir güç olarak öne çıktı.
Batı emperyalizminin hazırladığı 5 proje çökerken bir boşluk oluştu. Bu boşluğu aşırı İslamcı terör örgütleri doldurdu. Bugün Afganistan’da, Pakistan’da, Suriye’de, Cezayir’de, Tunus’ta, Mısır’da İslam adına terör eylemleri yapan, katliamlara imza atan bu örgütler bir anlamda emperyalizmin bu coğrafyada bıraktığı mirastır. Sonuç olarak bölge, ya emperyal güçlerin “sömürge devlet modeli” veya “din devleti modeli” ile karşı karşıya bırakıldı.