Küresel stratejiler yeniden şekilleniyor. Bu çerçevede ABD Ortadoğu’dan çekiliyor. Yeni kriz bölgesinin Pasifik bölgesinin olacağı belirtiliyor. Pasifik bölgesi Çin ile ABD’nin çatışma alanı haline dönüşüyor. Bu çatışma ortamında Rusya’nın stratejik önemi artıyor. ABD, bir yandan Çin’i durdurmak için askeri, siyasi ve ekonomik tedbirlerini alırken Rusya’ya karşı da yeni stratejiler geliştirmeye çalışıyor.
Celal ÇETİN
Küresel stratejiler yeniden şekilleniyor. Bu çerçevede ABD Ortadoğu’dan çekiliyor. Yeni kriz bölgesinin Pasifik bölgesinin olacağı belirtiliyor. Pasifik bölgesi Çin ile ABD’nin çatışma alanı haline dönüşüyor. Bu çatışma ortamında Rusya’nın stratejik önemi artıyor. ABD, bir yandan Çin’i durdurmak için askeri, siyasi ve ekonomik tedbirlerini alırken Rusya’ya karşı da yeni stratejiler geliştirmeye çalışıyor.
ABD’nin Pasifik Stratejisi
ABD de dünyanı yönetemez hale geldi. 10 yıl Ortadoğu’da İsrail’in güvenliğini sağlamak için savaşan ABD’nin, Çin’in giderek büyümesi üzerine Pasifik’te güvenliği tehlikeye girdi. Pasifik’te Çin’in hakimiyeti artıyor.
Öte yandan ABD’nin Avrasya stratejiji Afganistan’da başarısız oldu. Ortadoğu’da İsrail’i koruma projesi ABD’ye zarar verdi. ABD Ortadoğu ve Afganistan’na askerlerini çekiyor ve yeni asker göndermeyecek. Çekilen ABD askerleri Avustralya’ya götürüldü. ABD 2. Dünya Savaşı’nda Japonya’ya karşı koruduğu Avustralya’yı bugün Çin’e karşı korumak istiyor. Son bir yıl içinde 100 bin askerden oluşan büyük bir askeri gücü Avustralya’nın değişik bölgelerinde konuşlandırdığı belirtiliyor.
ABD’nin savaşı Pasifik bölgesine taşıdığını gören Çin, Rusya ile işbirliğine girerek Şanghay örgütünü güçlendiriyor. Rusya’nın askeri gücü ile 1.5 milyarlık nüfusunu ve ekonomik gücünü birleştiren Çin, Pasifik’te etkili bir güç oldu. Batı Türkistan, Tibet, Mançurya gibi ülkeleri işgal eden Çin’in işgal politikasını sürdürke ihtimaline karşı ABD de Güney Kore ve Vietnam’ı destekleyerek önemli bir güç haline getirdi. ABD’nin Çin’i komşuları ile çevirmeye çalıştığı görülüyor. Çin Rusya ile Şanrghay örgütünde işbirliği yaparken Hindistan üzerinden de BRIC üyesi ülkelerle hareket ediyor. Böylece Rusya ve Hindistan gibi ülkelerin Pasifik’e açılan jeopolitik konumları önem kazanıyor.
Rusya Stratejisi
ABD Rusya’ya karşı iki ayrı strateji izleyebileceği belirtiliyor.
1- Rusya ile yakınlaşarak Çin’e karşı ittifak oluşturmak: ABD artık Avrupa Birliği ve NATO ile ortak hareket etmekten ve çözüm aramaktan vazgeçti. Rusya’nın Avrupa ile yakınlaşmasından, Çin ile ittifak yaparak kendi çıkarlarına darbe vurmasından korkan ABD Rusya ile yakınlaşma strateji geliştiriyor. Suriye savaşı ABD-Rusya işbirliği ile önlendi.
Uluslararası gelişmelere bakınca ABD’nin Rusya’nın kendisini toparlamasını, Sovyetler Birliği’ndeki gibi eski üyelerini merkez haline getirecek yeni bir yapılanmaya gitmesini istemiyor ve önlemeye çalışıyor. Bunu önlemek için Prag’da yapılan zirvede ABD ve Avrupa Birliği (AB) yarışa girdi. Bütün Doğu Avrupa ülkelerini önce NATO’ya aldılar sonra AB üyesi yaptılar.
İstanbul’da yapılan NATO zirvesinde ABD ile AB, Bükreş’te yapılan NATO zirvesinde ise eski Sovyet hinterlandında hakimiyet konusunda ABD ile Rusya karşı karşıya geldiler. AB kendisini güvence altına almak için tüm üye ülkeleri birlik içinde kontrol etmek istedi. Ama geçmişten gelen Avrupa Rusya dengesi, yani Ukrayna ve Beyaz Rusya’nın tampon ülke olarak ortada kalmasıyla ABD ve AB geleceğe dönük bir geçiş yapabileceğini, Rusya ile yeni bir mücadele alanı bulabileceğini düşünmeye başladı. ABD eski Sovyet hinterlandına turuncu devrimlerle girmek istedi. Ukrayna, Gürcistan ve Kırgızistan’da Batı yanlısı yönetimleri iktidara getirdiler. Ancak Rusya’nın Ukrayna’ya ve diğer ülkelere müdahalesi ile Batı’nın planları bozuldu. Rusya üç yönlü bir strateji uyguluyor.
- A)Rusya yeni dünya düzeninde enerji kaynakları ile Avrupa’yı kendisine bağlamış durumda.B) ABD ile paslaşarak eski Sovyetler dönemi gibi dünya dengelerinde belirleyici olmaya çalışıyor. C) Çin ile işbirliği yaparak Şanghay örgütü eliyle ABD’nin Asya’a girmesini önlemeye çalışıyor.
Rusya Varşova Paktı’nın dağılmasıyla ortaya çıkan boşluğu doldurmak istiyor. Ancak Şanghay işbirliği örgütünü, Çin’in etkisinin artmaması için askeri örgüt haline dönüştürmek istemiyor. Bunun yerine Orta Asya’daki Türk cumhuriyetleri ile Sovyet dönemindeki müttefiklerinin Türkiye’nin ve Batı emperyalizminin etkisine girmemesi ve yeniden kendi yanına çekmek için Ortak Savunma Anlaşması (Kollektif Savunma Birliği) yaptı. Bu Ortak Savunma Anlaşması’nın NATO gibi katı kuralları bulunmuyor, daha esnek kurallara sahip. Uzun ömürlü olmayan Bağımsız Devletler Topluluğu’ndan ders çıkaran Rusya, Ortak Savunma Anlaşması’nın uzun süreli olması için çok dikkatli hareket ediyor.
ABD Çin’le mücadele kapsamında Şanghay İşbirliği Örgütü’nü parçalamak için Rusya ile yakınlaşarak işbirliği kurmak isteyebilir. Bu durumda Sovyetler Birliği’ne bağlı devletleri Rusya’ya terkedebilir ve o bölgelere dokunmaz. Ancak ABD’nin böyle bir stratejisinin güvenilir olmadığını söyleyen uzmanlar, Şanghay İşbirliği Örgütü’nün parçalanmasının Rusya’nın geleceğini tehlikeye sokacağını belirtiyorlar. Uzmanlara göre ABD Çin ve Rusya’yı rakip olarak görüyor. Çin ve Rusya ile aynı anda mücadele etmeyi göze alamayan ABD, iki ülke arasındaki ittifakı bozmak isteyecek. İttifakın bozulması durumunda Çin ve Rusya ABD karşısında yalnız kalacak ve zayıf düşecek.
Uzmanlara göre Rusya’nın oluşturduğu Ortak Savunma Anlaşması karşı tarafa bir uyarı niteliğinde. Askeri ve ekonomik gücü ABD ve müttefikleri kadar büyük olmayan Ortak Savunma Anlaşması ile Rusya karşı tarafı dengelemeyi amaçlıyor. Bu anlaşmanın yeterli olmadığını Rusya da biliyor, ancak ABD’nin Rusya’nın çıkarlarına saldırması durumunda Ortak Savunma Anlaşması ile Şanghay İşbirliği Örgütü arasında ittifak kurulabilir. Böyle bir durumda yeni ittifakın gücü, ABD ve müttefiklerinin gücüne eşit hale gelir. ABD böyle bir ittifaktan korkuyor. Bu nedenle Rusya ile iyi ilişkiler kurmaya çalışıyor.
2- Ortak Savunma Anlaşması’na engel olmak: Rusya’nın Çin ile ilişkileri güçlü şekilde devam ederse ABD ve Batı Ortak Savunma Anlaşması’nı etkisiz hale getirmek için çalışabilir. Uzmanlara göre Ukrayna, Özbekistan ve Kırgızistan’da meydana gelen karışıklıklar, ABD’nin Rusya’ya bir uyarısı. Rusya’nın etkisi altındaki ülkelerde demokrasi, insan hakları, özgürlük, ekonomik refah gibi kavramlar yayılıyor. ABD ve Batı’nın bu ülkeleri Rusya’dan ayırması için askeri güç kullanmasına gerek yok. Halkın taleplerini destekleyerek isyan etmelerini sağlayabilir. Halk ayaklanması başlayan ülkelerin yönetimleri Ortak Savunma Anlaşması’na mesafeli yaklaşabilir.
Bütün dünyada liberalizm ve daha iyi yaşama talepleri artıyor. Sovyetler Birliği’nin kontrolündeki ülkelerin halkları Batı tipi özgürlük taleplerini sürekli dile getiriyor. Bu durum ABD ve Batı’nın en büyük silahı haline geldi ve halkların ayaklanmasını kolaylaştırdı.
Öte yandan Afganistan’dan çekilmeyi planlayan ABD, Afganistan üzerinden Özbekistan gibi ülkelerin içişlerine karışabilir. İslami akımları destekleyebilir. Afganistan’da kurduracağı İslami örgütler eliyle Rusya’daki Müslüman nüfusu etkileyebilir. El Kaide’nin Rusya’daki Müslüman toplumlardan terörist bulduğu biliniyor. Bu teröristlerin geri döndüklerinde kendi ülkelerinde tehlike oluşturabileceği kabul ediliyor.
Ayrıca Afganistan’daki uyuşturucu üretimini ve dağıtımını CIA üzerinden ABD’nin kontrol ettiği biliniyor. ABD’nin çekilmesi ile birlikte Afganistan’da uyuşturucu paylaşım savaşları başlayabilir. Özellikle uyuşturucu tarlaları El Kaide’nin eline geçebilir ve çok büyük gelir elde edebilir.
Sonuç olarak Orta Asya Rusya için tehlike oluşturmaya devam ediyor. ABD ve Batı Orta Asya’da İslami akımları ve demokrasi taleplerini kullanabilir. Böyle bir durumda Rusya büyük bir tehditle karşı karşı kalabilir. Bu nedenle Şanghay İşbirliği Örgütü ile birlikte hareket etmesi, Çin ile işbirliğini geliştirerek sürdürmesi gerekiyor. ABD’nin çekilmesi ile birlikte Ortadoğu’da yeniden istikrarın sağlanabilmesi için Rusya’nın Türkiye ile işbirliğini güçlendirmesi gerekiyor.