Neler Oluyor

BU MİLLET BUNLARI HAKETMİYOR…

By Mart 8, 2014 Ocak 11th, 2019 No Comments

Türkiye doludizgin bir iç hesaplaşmaya doğru ilerliyor. Bu hesaplaşma, Türkiye Cumhuriyeti’ni yok edebilecek yıkım boyutunda olabilir. Toplumdaki gerilim patlama noktasında. 4 ana parçaya ayrılan millet kendi aralarında da küçük bölümlere ayrıştırılmış durumda. Çok daha tehlikeli olanı ise, bu kesimlerin ve bölümlerin her an sıcak çatışmaya girebilecek gerilim ve düşmanlık biriktirmiş olması.

Celal ÇETİN (11 Eylül 2013)

Böyle bir ortama hemen gelmedi Türkiye. Belirlenmiş bir plan dahilinde, yanlışlık, cahillik, bilgisizlik, devlet yönetme anlayışından yoksunluk, aşağılanmışlık kompleksi, farklı angajmanlar, ittifaklar vs adına ne derseniz deyin birden fazla etkenlerin sonucu bugünlere gelindi.

Haklı veya değil, bugünün sorumlusu Başbakan Erdoğan ve AKP iktidarı görünüyor. Ve öyle bir noktaya gelindi ki, toplum katmanları arasındaki tüm köprüler atıldı, uzlaşma iklimi yok edildi.

Kabul edelim ki, toplumdaki gerilimi düşürme sorumluluğu iktidarlara düşmekle birlikte AKP iktidarının beklenen sorumluluğu üstlenmediğine dair kanaat güçleniyor. Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin temel felsefesine yönelik söylem ve eylemleri, toplum bireylerinin yaşam tarzlarına müdahale olarak algılanan söylem ve eylemleri, etnik ve mezhepsel ayrışmaya yol açan söylem ve eylemleri, yeni dış politika konseptinin içerideki söylem ve eylemlere paralel kurulmaya çalışılması ve başarısızlığı toplum katmanlarını birbirinden uzaklaştırırken halkın büyük kesiminin iktidara olan güvenini yitirmesine yol açtı. Gezi eylemleri ile bu güvensizlik bir tepkiye dönüştü. Hükümetin şiddet yanlısı tavrı ile bu tepki artık direniş boyutuna geçti.

Hükümete bağlı gerilimin bir diğer boyutunu da sözde açılım süreci adı verilen ve hükümet-PKK pazarlığı olarak kabul edilen süreç oluşturuyor. Toplumun geniş kesimleri tarafından onaylanmayan ve hükümet eliyle Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin teslim olması ve tasfiyesi olarak algılanan bu süreç, toplumun eline tutuşturulan bir dinamit özelliği taşıyor.

Bugün yaşananlar Türk milletine hakim olan özellikler ile bağdaşmıyor. Türk milleti, bugünün modern demokrasi kavramına “hoşgörü, anlayış” demiş, yüzyıllardır uygulayagelmiştir. Her zaman verdiğimiz örnekteki gibi “sabah ezanı için sabahın köründe camiye gitmek için evinden çıkanla, evine gitmek için sabahın köründe meyhaneden çıkanın sokakta hoşgörü içinde selamlaştığı” bir iklim hüküm sürdü Anadolu coğrafyasında. Bir arka binasında Rum, yan binasında Ermeni, karşı binasında Alevi vatandaşları ile birlikte yaşamanın modeli olabilmiş bir milletten söz ediyoruz.

Bu millet dini değerlerine bağlıdır. İçkisini de içer ama mukaddesatına laf ettirmez.

Bu millet milli değerlerine bağlıdır. Allah inancı ile Mustafa Kemal sevgisini çok güzel birleştirmesini ve cumhuriyetine sahip çıkmasını bilmiştir.

Bu millet yönünü Batı’ya dönmüş, “muassır medeniyet yolunda” ilerlemeye devam etmiştir.

Ve bu millet, soluna da sağına da dönse Mustafa Kemal’i görmüştür. Bir tarafta Atatürk’ün silah arkadaşı, 1’inci ve 2’nci İnönü kahramanı İsmet İnönü, diğer tarafta ise yine Atatürk’ün silah arkadaşı, İstiklal Savaşı’nın Galip Hoca’sı Celal Bayar. Böyle bir iklimden beslenen bu toprakların insanının birbirine düşman olması eşyanın tabiatına aykırıdır.

Bu vatan toprakları için kefensiz toprağa düşen kınalı kuzular arasında Türk’ünden Kürt’üne, Alevi’sinden Sünni’sine  hepimiz varız. Kimse yanındakinin etnik kökenini, mezhebini sormadı düşman kurşunlarına doğru koşarken. Kimse etnik kökenini sormadı kollarında şehadet şerbetini içerken silah arkadaşı. Şehadet mertebesine erişirken bile birlik ve bütünlüklerini bozmadı bu millet.

Vatan uğruna şehadet şerbeti içmek… Bu toprakları vatan yapan sır bu cümlede yatıyor. Mustafa Kemal’in, “size ölmeyi emrediyorum” talimatı kulaklarında, Allah sevgisi yüreklerinde toprağa düşenlerin ülkesidir Türkiye.

Bu millet bugünleri haketmiyor…