Neler Oluyor

TOPAL ÖRDEKLERİN SONU MU?

By Eylül 25, 2019 Temmuz 7th, 2024 No Comments

Önce “topal ördek” deyimini açıklayalım. Orijinali “lame duck” olan topal ördek deyimi, ABD’de Başkan ile Kongre’nin çoğunluğunun aynı partiden olmaması durumunda başkan için kullanılıyor. Ayrıca görev süresinin sonuna gelen başkanlar için de kullanılan bir kavram.

Celal ÇETİN

Ortadoğu’da ilginç gelişmeler yaşanıyor. Gelişmelerin odağında ABD ve Türkiye var.

İlginç gelişmelerin başında, ABD ile Türkiye arasında yaşanan S-400 krizi var. Bir NATO ülkesi olan Türkiye’nin Rusya’dan S-400 alımı kararı ile birlikte ABD tarafından yaptırım tehditleri ile karşı karşıya kaldı. İlk uyarı, parası ödenen F-35’lerin tesliminin ertelenmesi, Türk pilotların eğitimine son verilmesiydi. Yanısıra gerek Trump yönetiminden, gerekse Kongre üyelerinden sürekli tehditvari uyarılar geldi. Son olarak, “Türkiye S-400’leri aktive etmez ise 100 milyar dolarlık ekonomi paketi” teklif edileceği ortaya çıktı.

Bunun işareti, ABD Ticaret Bakanı Wilbur Ross’un hiç görülmemiş biçimde 5 gün boyunca Ankara’da temaslarda bulunmasıydı.

Bir diğer ilginç gelişme, Suriye’nin Kuzeyi’ne yönelik yaşanıyor. PYD’nin kontrolünde bulunan bölge Türkiye için tehdit oluşturuyor. Hükümet defalarca ABD’yi PYD’ye silah desteği nedeniyle eleştirdi, “gerekirse bölgeye tek başına müdahale edeceğini” belirterek Eylül sonuna kadar süre verdi.

Bu arada Türkiye ve ABD arasında “Müşterek Harekat Merkezi” kuruldu. Türk ve ABD’li askeri yetkililer havadan ve karadan müşterek devriyeler atmaya başladı. Müşterek devriye atılırken “güvenli bölgenin genişliği” konusunda hala bir anlaşmaya varılabilmiş değil. Türkiye 30 km. derinliğinde bölge isterken ABD ve PYD 5+4 km. derinliğinde ısrarlı. PYD 7-8 km. geriye çekişmiş durumda ama, ağır silahlarını bırakmadığı gibi mevziler kazdığı ortaya çıktı.

Bu arada, Türkiye’deki Suriyeli sığınmacıların Suriye’nin Kuzeyi’nde kurulacak güvenli bölgede iskan edilebilmesi için 150 m2. Bahçesi, 150 m2. Kapalı alanı bulunan evler yapılması gündeme geldi. Hükümetin ortaya attığı proje, güvenli bölge 5+4 km. olursa gerçekleşemez.

Görünen tabloya göre 5+4 km’lik bölge kalıcı hale gelmiş gibi görünüyor.

Bu özetlerden sonra S-400 krizine geri dönelim. İki ülke arasında yaşananlar gerçekten S-400 krizi mi? Yoksa, Suriye’nin Kuzeyi’ni, yani Kürt bölgesini Türkiye’den korumak mı?

ABD’nin S-400 konusunu önemsediği söylenemez. S-400’ler İsrail için de sorun değil. Ama Suriye’nin Kuzeyi PYD’nin kontrolünden çıkarsa İsrail önemli piyonlarından birini kaybeder.

Konuya bu açıdan bakınca farklı bir boyut ortaya çıkıyor. ABD ve İsrail, Türkiye’nin olası bir müdahalesine askeri karşılık veremez. Verirse bölgesel savaş çıkar, küresel boyut kazanır. YPG’nin gücü Türk ordusunu durdurmaya yetmez.

Son alarak BM Genel Kurul toplantısı için New York’ta bulunan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Yahudi cemaat liderleri ile görüştü.

FİLİSTİN ÖRNEĞİ

Tarihçi Doç. Dr.Sezai Balcı ile Prof.Dr. Mustafa Balcıoğlu ikilisi tarafından Başbakanlık Osmanlı Arşivi’ndeki belgelerin gün yüzüne çıkartılmasıyla hazırlanan “Rothschildler ve Osmanlı İmparatorluğu” başlıklı çalışmada, Yahudi kökenli Rothschild Ailesi’nin Osmanlı padişahları ile olan gizli ilişkileri ortaya çıktı.

Kitapta, Rothschild üyeleriyle görüşen Osmanlı hükümdarları 2. Mahmut, Abdülmecid ve 2. Abdülhamid aile üyelerine birçok defa nişan takdim edildiği, 2. Abdülhamid zamanında Rothschildler’in, Filistin’de koloniler kurdukları, Abdülhamid’in Filistin’de yaşayan yerli ve yabancı Yahudilerin toprak satın almalarına izin verdiği belgelerle sunuldu.

Rothschild Ailesi ile Osmanlı Devleti arasındaki ilk temas, 2. Mahmut döneminde başlamış. Bu ilişki 1828-1829 Osmanlı-Rus Savaşı’ndan itibaren kesintisiz devam ediyor. Osmanlı, Temmuz 1853’te 40 bin tüfek, 2 bin şişhane, 10 milyon fişek, 50 milyon kapsül satın alırken, bu silahlar için Rothschildler’e 10 milyon 514 bin 976 kuruşluk ödeme yapıldığı Maliye Nezareti’nin orijinal nüshalarında yer alıyor. Kitapta; Osmanlı-Rus Savaşı sırasında, Tuna kalelerindeki Türk ordusuna gerekli olan finansmanın Avusturyalı Stametz-Şirketi üzerinden, Rothschild Ailesi tarafından üstlenildiği, Rothschildler’in temsilcisi Nathaniel de Rothschild’in, 1834’te Yunanistan’ın Osmanlı Devleti’ne ödeyeceği tazminatı teslim etmek için İstanbul’a gelip Sultan II. Mahmut’la görüştüğü, Rothschild Ailesi’nden borç alınması için yapılan girişimlere Prens Metternich’in destek sağladığı da belgelerle ortaya konuluyor.

Filistin örneğini vermekle birlikte Suriye’nin Kuzeyi’nin İsrail tarafından satın alındığı gibi bir sonuç çıkmaz.

Ancak silahlı çatışma yerine ekonomik işbirlikleri dönemine geçildiğini söylemek mümkün. Silahlı çatışma dönemi küreselcilere kazandırdı ama dünyaya çok şey kaybettirdi. Dünya yeni bir sürece giriyor.

TOPAL ÖRDEKLER DÖNEMİ

Çatışma bu noktada ortaya çıkıyor. Siyasi, ekonomik, askeri anlamda dünyaya yön veren malum “müesses nizam”, aynı zamanda kan ve gözyaşından da sorumlu tutuluyor. Tarihi süreçte sözkonusu müesses nizamın belli başlı temsilcileri vardı. Başta Yahudi sermayesi geliyor. Arkasından ABD içindeki silah, petrol (kömür-çelik tröstlerinin devamı) geliyor. İngiltere ve Avrupa bir diğer temsilcileri oluşturuyor. Bu temsilcilerin taşeron olarak kullandığı kişi ve gruplar bulunuyor. Bölgemizde PKK, IŞİD gibi. Dünyanın pek çok bölgesinde IŞİD’in yerel hücreleri oluşturuldu.

Sözünü ettiğimiz müesses nizamın son ve büyük operasyonu için 9/11’de tetiğe basıldı. Afganistan’dan başlayan bir süreç Irak, Yemen, Libya ile devam etti, Suriye’de tıkandı.

Suriye’ye kadar müesses nizam gücünün zirvesindeydi. Suriye ile operasyonun bu ayağını kapatmayı düşünüyorlardı.

Ancak öngöremedikleri bir gelişme yaşandı. Rusya sahneye çıktı. Önce Suriye’de durumu eşitledi, ardından lehine çevirdi. Bunu yaparken taşeronu İran’dı.

Bu eşitlenme, müesses nizamın “topal ördek” sürecine girmesine sağladı.

Geleneksel müesses nizam adı verilen mekanizma ABD içindeki Evangelistlerden/Neoconlardan, İsrail’den, İngiltere’den ve Avrupa’dan oluşuyor. Taşeronları ise Kuzey Irak’taki Kürtler ve Barzani, Suriye’deki Kürtler ve PYD, Suudi Arabistan.

Topal ördek tanımı aslında yönetim sistemlerini tanımlıyor. Bu tanıma uygun sistemlere bir bakalım:

ABD: içten ciddi anlamda tartışma yaşıyor. Neoconlar/Evangelistler güçlerini kaybetmemeye çalışırken Trump, farklı bir yönelim içinde. İki taraf da birbiri ile çatışma içinde. Bir başka ifadeyle, hem savaş tanrıları hem Trump “topal ördek” konumunda.

İNGİLTERE: Brexit nedeniyle tarihinde görülmedik ölçüde siyasi kaosla boğuşuyor. Geleneksel “İngiliz politikası” büyüsü bozuldu. Ortadoğu’nun sınırlarını çizen, “üzerinde güneş batmayan Büyük Britanya” olmadığı ortaya çıktı. İngiliz ekonomisi sarsılırken şirketler merkezlerini Avrupa’nın diğer ülkelerine taşıyor. Son olarak en büyük turizm şirketi iflasını açıkladı. Bir başka ifadeyle “topal ördek” konumunda.

AVRUPA: Birlik kendi içindeki sorunları aşamıyor. Doğu Avrupa’nın tüm yükünü sırtlayan Almanya liderlik savaşı verirken Fransa, “Beyaz Yelekliler”in eylemleri ile boğuşuyor. Bir yandan bağımsız politika izlemeye, diğer yandan ABD-Rusya arasında ezilmemeye çalışıyor. Bir başka ifadeyle “topal ördek” konumunda.

İSRAİL: ABD’ye istediğini yaptıran, BM kararlarını hiçe sayarak bölgede önüne gelene kafa tutan ülke olmaktan çıktı. Şahinlerin temsilcisi olan Netanyahu seçimleri kaybetti, Arap partiler üçüncü güç konumuna geldi. İsrail kamuoyunda, sürekli çatışma ortamı nedeniyle rahatsızlık artıyor. Bir başka ifadeyle “İsrail topal ördek” konumunda.

KÜRTLER: Küresel müesses nizam, en güçlü olduğu 5 yıl önce tüm gücüyle bölgeye yüklenmiş, BOP kapsamında Kuzey Irak’ı rol model olarak belirlemiş, Barzani’yi de bölgedeki Kürtler’in doğal lideri olarak tayin etmişti. Ancak kim, nasıl yaptı bilinmez, Barzani’nin bağımsızlık referandumunun hemen ardından beklenmedik gelişmeler yaşandı. Irak merkezi hükümeti harekete geçti, Barzani’ye karşı askeri yöntemleri devreye soktu. Barzani istifa etti. Kerkük’teki petrol kuyuları IKYB’den alınarak merkezi hükümetin kontrolüne geçti. Yetmedi, İbrahim Halil Sınır Kapısı’nı (Habur) IKYB’den devraldı. Kuzey Irak, merkezi hükümete “para gönderin memurlarımızın maaşlarını ödeyelim” noktasına getirildi. Bir başka ifadeyle IKYB/Barzani topal ördek” konumunda.

SUUDİ ARABİSTAN: Sünni Arap coğrafyasının liderliğine tayin edilen Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammet Bin Salman, ABD’den aldığı yüzlerce milyar dolarlık silahlara güvenerek bu görevi gönüllü kabul etti. Hem Sünni lider olacak, hem İsrail’le birlikte bölge lideri olacak, hem en büyük rakibi İran’ı dize getirecekti. Hayali buydu. Arap Ordusu projesine başladı, Yemen’de İran’a karşı savaşa girdi. Bu arada garip bir şekilde “dinde reform” çabalarına girdi. Bugüne kadar din adına uygulanan pek çok yasağı gevşetti.

Ama kim nasıl yaptı bilinmez beklenmedik gelişmeler yaşanmaya başladı. İstanbul Konsolosluğu’nda Cemal Kaşıkçı vahşice katledildi. Tüm gözler Prens Salman’a çevrildi. Suudi Arabistan Dışişleri Bakanı cinayeti Suudi ajanların kendi inisiyatifleri ile işlediğini itiraf etti. Kimse inanmadı tabii. Emri Veliaht Prens’ten aldıkları ortaya çıkmıştı. Bir başka ifadeyle Suudi Arabistan “topal ördek” konumunda.

İRAN: Rusya’nın müttefiki/taşeronu İran, Şiiliği yaymak ve bölgenin liderliği için stratejik adımlar attı. Suriye’de durumun dengelenmesini sağladı. Nükleer çalışmalara hız verdi. IKYB, Suudi Arabistan gibi İran da Rusya’nın desteği ile kendisini vazgeçilmezlik şımarıklığına kaptırdı. ABD ve Batı’nın yaptırımları ile ekonomik ve siyasi anlamda köşeye sıkışırken Rusya da kulağını çekmeye başladı. İran sınırlarına çekilmek zorunda olduğunu anladı. Bir başka ifadeyle “topal ördek” konumunda.

Peki bunlara karşılık yere sağlam basanlar kim?

RUSYA: Sovyetler Birliği, Afganistan gibi tecrübelerden ders çıkaran Putin, ABD ve Batı’yı kendi silahı ile vurdu. Suriye üzerinden sıcak denizlere açılan Putin, bu imkanı yediremezdi ve yedirmedi. Putin; Batı’nın şifrelerini çözerek lehine çevirirken diğer yandan Suriye’de önce dengeyi sağladı, ardından barış sürecinin mimarlığına soyundu. Bu politika Rusya’yı ve Putin’i dünyanın en güçlüsü haline getirdi.

ÇİN: Sessiz ve derinden giden Çin, ekonomik savaşta öne geçti. ABD bunun farkına vardı ama geç kaldı. Tüm tehditler, yaptırımlar bir şekilde başarısızlıkla sonuçlandı. Trump anlaşma yolları aramak zorunda kaldı.

SURİYE/ESAD: Müesses nizam, en güçlü olduğu dönemde tüm gücüyle Suriye’ye yüklendi. Esad direnmeyi seçti ve kazandı, ayakta kaldı. Rusya ve İran’ın desteği ile direndiğini kabul etmekle birlikte; bu iki ülkenin devreye girdiği dönemde başarı şansı garanti değildi. Rusya ve İran başarısız olsaydı Esad her şeyini kaybedebilirdi. Bu riske girmek yerine görevinden ayrılır, İngiltere’ye dönerek rahat bir yaşam sürerdi. Riski göze alarak güçlü lider olduğunu gösterdi.

TÜRKİYE: Topal ördek deyiminin, sistemlerin tıkanmışlığını tanımladığını söyledik ya. Bu çerçevede Türkiye’de de iktidarıyla muhalefetiyle siyasi sistem topal ördek konumunda.

Kabul edelim ki iktidar ve muhalefet birbirine muhtaç/mahkum hale getirildi. Her ikisi bir diğeri olmadan belirleyici olma özelliğine sahip değil. Sistemin revizyon ihtiyacı ortada.

Sonuç: Dünya yeni bir döneme evriliyor. “Ekonomi 4.0, Toplum 5.0, Z kuşağı, iletişim çağı” gibi kavramların şekillendirdiği yeni dönemde eski dönemlerin siyasi, dini, etnik kavramlarına ve aktörlerine yer olmayacak. Topal ördekler tasfiye ediliyor.

Leave a Reply