İslamcı olduğunu iddia eden yazarların, çizerlerin yazılarındaki ortak mantığa bakınca İslam coğrafyasının yüzyıllardır neden bu halde olduğunu daha iyi anlıyoruz. Yazılarda İslam’ın “yüce bir din olduğu” gerçeğine vurgu yapılıyor, ancak “neden yüce bir din?” sorusunun cevabını bulmak pek mümkün olmuyor. Demokrasi ve İslam birlikte olamaz diyenler, İslam’ın ruhunu, felsefesini anlayamamış insanlardır.
Celal ÇETİN
İslam öyle bir dindir ki, uhdesinde demokrasi kavramının en ileri boyutunu barındırır.
İslam öyle bir dindir ki, insanın akıl ve ruh birlikteliğini çok güzel harmanlar.
İslam öyle bir dindir ki, akıl ve ruh birbirinden ayrılırsa, İslam olmaktan çıkar.
Ve İslam öyle bir dindir ki, önce “oku” emrinin yanısıra, “Hiç bilenlerle bilmeyenler bir olur mu?” (Zümer Suresi,9) “Eğer bilmîyorsanız, zikir (ilim) ehline sorun” (Nahl Suresi , 43) gibi örneklerle insanları Allah’ın verdiği akıl, bilgi, sorgulama gibi müspet ilimlere yönlendirir.
Ve Bakara Suresi 272’nci ayette yer aldığı gibi “Onların hidayete ermesi, senin üzerinde (bir yükümlülük) değildir. Ancak Allah, dilediğini hidayete erdirir” sözü ile de sevgi ve hoşgörüyü emreder. Bu ayet, bugünün demokrasi anlayışının 1400 yıldan fazla bir zaman öncesinin yansıması değil mi?
Bugünün demokrasi anlayışı, Allah’ın kullarının birbirlerinin hak ve özgürlüklerine müdahale etmemesinin, her Allah’ın kulunun dini özgürlükleri dahil her türlü haklarını korkusuzca yaşamalarının teminatı değil mi?
“Demokrasinin sağladığı özgürlüklerin bir kısmı İslam’la bağdaşmıyor” diyenler çıkabilir. Eğer siz İslam adına insanları boğazlamaz, İslam’ı baskıcı bir rejim modeli, öcü haline dönüştürmez, İslam’la bağdaşmayan ve hatta büyük günahlar kategorisine giren menfaatlerinize İslami gerekçeler bulmaya kalkmazsanız ve İslam’ın en mükemmel ve son din olmasını sağlayan özelliklerini insanlara yaşatırsanız insanoğlu demokratik özgürlüklerini İslam’la uyumlu hale getirir.
Ama bugün İslam ve Arap coğrafyasında ve hatta Türkiye’de yaptıklarınıza devam ederseniz, İslam adına cinayetler işler, küplerinizi doldurursanız, insanlara nefes alacak alan bırakmazsanız ve kendinizi Allah, peygamber yerine koyarsanız demokrasiyi değil, sizin İslam anlayışınızı İslam’la bağdaşmaz hale getirirsiniz.
Demokrasi ve İslam birlikte olamaz diyenler, İslam’ın ruhunu, felsefesini anlayamamış insanlardır. Suriye’de, Mısır’da ve pek çok Arap coğrafyasında akıtılan Müslüman kanının müsebbibi olarak laikliği, Batı’yı gösterenlere sormak gerek; eğer dökülen kanların sorumlusu Batı ve laiklik ise, yüzlerce yıldır neden bu kanı dökmeye devam ediyorsunuz? Batı’nın oyunları belli. Yöntemleri belli. İslam dünyasının bu oyunları ve yöntemleri bugüne kadar keşfetmiş olması, karşı tedbirleri geliştirmesi gerekmez miydi?
Dünyanın pek çok yerinde Müslümanlar birbirlerinin boğazına sarılırken, tekbir getirerek kardeşinin kalbini çıkarırken, kadınları yarı beline kadar toprağa gömüp taşlayarak öldürürken, 80 yaşındaki erkekler küçük yaştakı kız çocuklarını eş olarak alırken, hırsızlık, yolsuzluk “hak” olarak algılanırken Batı emperyalizmi İslam coğrafyasının yeraltı-yer üstü zenginliklerini sömürürken oturup düşünmek gerekiyor.
İslam coğrafyası demokrasi ve laiklikle kavga etmek yerine akıl, bilgi gibi Allah’ın verdiği özellikleri kullanarak Batı emperyalizminin sömürgesi olmamanın yollarını aramadı. “Batı niye bu kadar ilerleyip güçlenirken İslam dünyası bu kadar geri kaldı?” sorusunu kendisine sorup gerçekçi cevaplar vermedi.
İslam dünyasının içinde bulunduğu durumun temel sebeplerinden biri, İslam’da olmayan “ruhban kesiminin,” yani aracı kurumun oluşturulması. Bugün İslam’la ne kadar ilgili olduğu tartışılan Allah’ın kullarını peygamber efendimiz Hz. Muhammet’in (SA) yerine koyarak her söylediğini Kur’an kelamı yerine kabul etmek hangi surede, hangi ayette yazar?
İslam coğrafyası cehaletten kurtulmadığı, Allah’ı aklıyla anlayıp kalbi ile benimsemediği, “ben niye böyleyim?” sorusunu sormadığı ve bu sorunun cevabını bulmadığı sürece Batı’nın oyuncağı olmaktan kurtulamayacaktır.
Son olarak; Müslüman olduğunu iddia edenler sabıkalarının farkındalar. Allah katında aklanmak yerine, “İslam’a aykırı” olarak kabul ettikleri laik ve demokrasi kuralları karşısında aklanmak istiyor. Yani nefret ettikleri bir sisteme sığınıyorlar. İşte bu ikiyüzlülüktür İslam’ı bu hale getiren. Bunu talep eden bir insan Müslüman olamaz.”