Anayasa Mahkemesi Başkanı Haşim Kılıç kuruluş yıldönümünde yaptığı konuşma ile gündemi değiştirdi. Özellikle Başbakan Erdoğan ve hükümete yönelik eleştirileri çok sertti.
Celal ÇETİN
AYM Başkanı Haşim Kılıç’ın konuşmasından satırbaşları:
“… Dün hak ihlaline uğramış mağdurlarla bugün aynı ihlalleri yaşan mağdurların kimlikleri bakışımızı asla değiştirmeyecektir …
… Söz konusu vesayetçi yönetimlerin görevlerin sona ermesi ile büyük bir boşluk doğdu. Bu boşluğun toplumun her kesimini kucaklayan, hoşgörülü, özgürlükçü, çoğulcu, adil ve evrensel değerleri yansıtan tercihlerle doldurulması gerekirken ne yazık ki bunu gerçekleştiremedik. Bu kez farklı renkte yeni bir vesayet sisteminin oluşmasına tanık olduk. Kimse bu yeni oluşumun günahından kendini soyutlamaya çalışmasın. Tarih olanları kaydediyor …
… Yargı, milletin iradesine tuzak kurulacak yer değildir, olmamalıdır. Son dönemde yargı, bu konuyla ilgili ‘paralel devlet’ ya da ‘çete’ diye nitelendirilen çok vahim, çok ciddi ve çok ağır suçlamayla karşı karşıyadır… Görevi, maddi gerçekleri ortaya çıkarak olan yargının karşı karşıya kaldığı bu iddianın adı vicdan yolsuzluğudur …
… Anayasa Mahkemesi’nin siyasi amaçlarla hareket ettiğini söylemek ya da milli olmamakla suçlamak içeriği ve derinliği olmayan sığ eleştirilerdir …
… Bizler adil olmayı kutsal bir görev kabul eden bir medeniyetin mensupları olarak, gücün ve şartların etkisiyle gömlek değiştiren bir karakterin sahibi olamayız. Dün hak ihlaline uğrayanların nasıl yanında yer alınmışsa, bugün de kimliği, kişiliği, gücü ve rütbesi ne olursa olsun, hak ihlaline sebep olan herkesin karşısına, aynı adalet gömleğiyle çıkmaya devam edeceğiz …
AYM Başkanı Kılıç’ın AKP’yi ve özellikle Başbakan Erdoğan’ı bu derece sert sözlerle eleştirmesi farklı şekillerde yorumlanıyor.
YORUM1– Yorumların başında Kılıç’ın cumburbaşkanlığı adaylığına hazırlandığı, Erdoğan veya Gül’e muhalefetin ortak adayı olmayı istediği iddia ediliyor.
Ancak Haşim Kılıç’ın muhafazakar kimliği, bugüne kadar AKP hükümeti ile sorun yaşamadan teşrik-i mesai etmesi muhalefetin adayı olma şansını ortadan kaldırıyor.
YORUM2- Erdoğan-Kılıç gerginliği planlı bir operasyonun sonucu. Plan, Erdoğan’ın ve AKP’nin politikasının temelini oluşturan “mağdur” rolünün yeni versiyonu.
2002’den bugüne kadar statüko mağduru, Ergenekon-Balyoz darbecilerinin mağduru, taraflı yargı mağduru, paralel yapı (cemaat) mağduru, Siyonizm, Batı emperyalizmi mağduru, faiz lobisi mağduru, alt tarafı altı ay yattığı için cezaevi mağduru oldu. Kendisini mağdur edebilecek güç, kesim, kişi kalmadı. Mağdur olabileceği yeni güç odakları üretmek gerekiyordu. Ve Haşim Kılıç kendisini mağdur etmeye başladı.
YORUM3- Cumhurbaşkanlığı seçimlerine kadar Haşim Kılıç muhalif kesimlerin takdirini toplayan çıkışlarına devam edecek. AKP karşıtı kesimler için “alternatif” konuma gelecek. CHP ve MHP ortak aday çıkaramazlar da her biri kendi adayları ile seçimlere girerse mesele yok. Oylar bölüneceği için AKP’nin adayı kazanacak.
Ama CHP ve MHP güçlü bir aday üzerinde mutabık kalırlarsa bu iki partinin seçmenlerinin yanısıra AKP ve BDP dışındaki kesimler de ortak adaya yönelecektir. Böyle bir aday karşısında Erdoğan’ın, Gül’ün veya AKP’nin göstereceği bir başka adayın hiç şansı yok. İşte bu noktada Haşim Kılıç cumhurbaşkanlığına aday olduğunu açıklarsa ne olur?
CHP’nin de MHP’nin de içinde ortak adaydan memnun olmayan kitleler çıkabilir. Kimi ortak adayın yeteri kadar demokrat, özgürlükçü olmadığını, kimileri ise yeteri kadar milli/muhafazakar olmadığını savunabilir.
Kılıç’ın son açıklamaları demokrat, özgürlükçü çerçevede değerlendirilince Türkiye’nin ihtiyacı olan tabloyu yansıtıyor ve CHP’nin memnun olmayan adaylarına hitap ediyor. Muhafazakar kimliği, Ergenekon-Balyoz gibi davalarda verdiği kararlar ise MHP’li ve muhafazakar kesimleri tatmin edecek gibi.
Her iki partinin ve diğer kesimler içinde memnun olmayanların oyları Kılıç’a gitse, bu kime yarar?
Bu yorumların hiçbiri geçerli olmayabilir, AYM Başkanı Kılıç, resepsiyonda söylediği gibi kendi doğrularını, düşüncelerini de dile getirmiş olabilir.
Bu yorumları yapanlara kimse kızmasın. Bu ülkede öyle gelişmeler yaşanıyor ki, artık kimse babasına bile güvenmiyor. Her yorum yaşanmışlıklara, tarihe düşülen notlara dayanıyor, kendi içinde tutarlılık taşıyor.