IMF’ye borcu kapatmakla övünen AKP, dış borçta Cumhuriyet tarihinde kırılan ‘rekoru’ gizliyor. Oysa Türkiye’nin tarihinde hiç olmadığı kadar bağımlı hale geldi. IMF’ye borç kapanıyor ancak diğer taraftan dış borç katlanarak artırıyor.
Celal ÇETİN
2002’de 129.6 milyar dolar olan Türkiye’nin toplam dış borcu, 2013 yılına gelindiğinde 336.9 milyar dolara ulaşmış durumda. AKP’nin iktidara geldiği 2002’de 129.6 milyar dolar olan Türkiye’nin toplam dış borcu, yıllar itibarıyla sürekli artış gösterdi.
Dış borç 2003’te 144, 2011’de 304 milyar dolara çıktı. 2012 sonu itibarıyla Türkiye’nin toplam dış borcu 336.9 milyar dolara yükseldi. Özel sektörün dış borcu 2002-2012 döneminde yüzde 425’le artış rekoru kırdı. Bu dönemde net 183 milyar dolar büyüyen özel sektör dış borcu 43.1 milyar dolardan 226 milyar dolara yükseldi. Kamunun 2002 yılında 155.2 milyar TL olan iç borç stoku, yüzde 163 oranında net 253 milyar lira büyüyerek 2012 sonunda 408.3 milyar liraya yükseldi. 2012 sonu itibarıyla kamunun toplam 563 milyar TL’lik iç ve dış borcu ile özel sektörün 226 milyar dolarlık dış borcu birlikte düşünüldüğünde Türkiye’nin toplam borç yükü, 1 trilyon TL’ye yaklaşıyor. Tüketici kredileri ve bireysel kredi kartları ile yapılan borçlanma 2002-2012 döneminde tam 38 kat büyüyerek 6.4 milyar liradan 255 milyara yükseldi. Bu gerçeklerin ışığında şöyle bir analiz yapmak mümkün. Türkiye Cumhuriyet tarihinde hiç olmadığı kadar daha bağımlı, kendi dinamiklerini kaybetmiş, ucuz ithalat, ucuz işgücü cennetine döndürülmüş durumda. AKP hükümeti de kendisinden evvel gelen diğerleri gibi IMF programını harfiyen izlemekten çekinmedi.
Türkiye en yüksek dış borçlanmasını son 10 yılda gerçekleştirdi. Türkiye diğer bütün ülkeler gibi IMF’den değil, doğrudan doğruya piyasalardan dış borçlanma yoluna giderek, halktan gerçekleri saklıyor.
Cari açık nedeniyle her sene dış borçlanma ihtiyacı artıyor. Dış borç stoku büyüyor. Toplam dış borç stoku 330 milyar dolardır. Ayrıca Merkez Bankası’na göre Türkiye’nin yatırım pozisyonu açığı net 426.2 milyar dolardır. Bu nedenlerle ödeme kapasitesi düşüktür.
Kısa vadeli dış borçlar, 109.3 milyar dolardır. Kısa vadeli dış borçların artması, risk oranını artırdı. Türkiye, diğer ülkelere göre daha pahalı dış borç kullanıyor.. Ayrıca bu borçlar bir yıl ve daha kısa olduğu için, kur artışı gündeme gelirse, borcu olan özel kuruluşlar özellikle bankalar sıkıntıya girer.
Alınan dış borçlar eğer altyapı veya fiziki yatırımlarda kullanılmış olsaydı, gelecek iktidarların bu borçları ödemesi yük olmazdı. Zira yatırımlar aynı zamanda potansiyel büyümeyi artırmış olacaktı. Ancak bu borçlar cari açığı kapamada kullanıldığı için, gelecek yıllarda ödenmesi halinde kaynak çıkışı olacak ve büyümeyi düşürecektir.