Irak Şam İslam Devleti Örgütünün (IŞİD) Irak ve Suriye ilerleyişi sürerken bölgede Ankara eleştirilmeye devam ediyor. Başta Suriye Kürt bölgesi olmak üzere bir sürü siyasetçi Türkiye ile IŞİD ilerleyişi arasında ilişki olduğunu savunuyor.
Dış Politika Enstitüsü Uluslararası Programlar Başkanı E. Büyükelçi Oktay Aksoy konuyla ilgili şunu söyledi:
Türkiye uzun bir süre terörist bir örgütle mücadeleyi başka bir noktaya getirmiş bir ülkedir. Dolayısıyla diğer ülkelerdeki teröristlere yardım etmesi söz konusu olacağını düşünmek biraz abes olur. Yalnız şu var: Türkiye bölgesinde diğer ülkelere göre daha istikrarlı bir ülke konumunda olunca belki fazla dikkat çeker hal alıyor. Bazı grupların Türkiye’den yardım görmeden birtakım gayretlerini yürütmelerinin mümkün olmadığı düşüncesinde olanlar var. Bir de Türkiye’yi bu şekilde itham ederek kendi politikalarını sürdürmeye çalışanlar olduğu düşünenler var. Şimdi mesela PYD saldırıya uğramış olabilir. Bunun sorumlusu nasıl Türkiye olsun? Yani niye Türkiye olsun? Olsa olsa, ‘Türkiye yardım etseydi biz bu duruma düşmezdik” tezini ileri sürebilirlerdi. Bu bir görüştür. Ama, “Türkiye saldıranlara yardım ettiği için bize saldırıyorlar’ tezi biraz zayıf kalıyor bence.
Türkiye’ye karşı yapılan ithamlar dikkat çekmek için yapılıyor. Bunlar, “Türkiye’yi biraz sarsarsak onlar da bizim halimize düşerler” ümidinin bir sonucu olabilir diye düşünüyorum. Türkiye ile bunların mücadele etmesini gerektiren bir şey var mı, onu incelemek lazım. Türkiye etrafında istikrar isteyen bir ülkedir. Türkiye etrafında refahın yayılmasını isteyen bir ülkedir. Şimdi durduğu yerde bu huzuru bozacak birtakım unsurlara yardım etmeye çalışması gerçekçi olmaz. Türkiye’nin istediğinin tamamen tersi bir şey olabilir. Bir tek şey var, tabi saldırıya uğrayan bazı unsurlar, Türkiye’ye yakın unsurlardır. Türkiye onlara insani yardım ulaştırmaya çalışıyor. Mesela, Türkmenler gerek Suriye’de olsun, gerek Irak’ta olsun, birtakım aşırı unsurların saldırısına hedef durumunda ve onlar Türkiye’den başka yerden yardım alabilecekleri yer görmüyorlar. Ama onlara dahi Türkiye’nin silah yardımı yaptığını düşünemiyorum. Çünkü silah yardımının yapılması, bir şekilde Türkiye’nin de bu kargaşa içine katılması demektir. Türkiye’nin bunu istemesini gerektiren bir durum yok, şu sırada özellikle, tam Cumhurbaşkanı seçimlerinin yapılacağı sırada.
Bilkent Üniversitesi’nden askeri uzman Güneydoğu Gazisi Koray Gürbüz Rusya’nın Sesi’ne verdiği demeçte görüşünü şöyle ifade etti:
IŞİD örgütü birden bire ortaya çıkan bir örgüt değildir. IŞİD, yabancı devletlerin hem silah hem parasal destekleriyle kurulan bir örgüttür. Özellikle Suudi Arabistan, Katar gibi ülkelerin IŞİD’e verdikleri destek her ortamda dile getirilmektedir. IŞİD’in şu anda yaptığı faaliyetlere baktığınız zaman hepsi bilinçli bir şekilde yapılan hareketlerdir. Özellikle son zamanda hem Şii köylerine hem Türkmen köylerine yaptığı baskılarda ve katliamlarda Suudi Arabistan’ın ve Katar’ın parmağının olmadığını söylemek mümkün değildir. IŞİD’i aslında Amerika ve İngiltere gibi Batılı ülkeler kullanıyor. Bunlar IŞİD’in eliyle bölgede otonom bir alan yaratmaya çalışıyorlar. Bunlara göre, ne kadar çok karışıklık olursa o bölge ülkeleri üzerinde kontrolün sağlanması o kadar daha kolay olur. Karışıklık yap, ülkeyi “böl ve yönet” yöntemi uygulanmaktadır. Bölgede yaşananlar daha önceden planlanmış şeylerdir. Bakın, IŞİD Musul’a giriyor. Ertesi gün Barzani, Kerkük’ün kontrolü bende diyor, Kürdistan’ı kuracağım ve bağımsızlık ilan edeceğim diyor. Bir süre sonra ise İsrail ortaya çıkıp diyor ki, Kürdistan kurulursa bunu tanıyan ilk ülke ben olacağım diyor. Yani, bunlar hep planlı ve bilinçli olarak yapılan hareketlerdir.
Amerika bu süreci kontrol etmektedir. Çünkü Amerika bölgedeki enerji ve yeraltı kaynaklarını kontrol etmek istiyor. Irak’ın merkezi Hükümeti, Barzani’nin yaptığı petrol ve gaz sözleşmelerini Irak’ın Anayasal usulüne aykırılığı nedeniyle kabul etmemektedir. Bu yüzden Amerika, Barzani ile işbirliğiyle Kuzey Irak bölgesini otonom bir bölge olarak yapmak isitiyor. Şimdi Suriye’den ne istiyorlar? Suriye ile Kuzey Irak arasındaki petrol taşıma yolunu açmak istiyorlar. Yani, Kuzey Irak’tan Suriye’ye, Suriye’den de Dünya piyasalarına petrol götürmek istiyorlar. Onun için Suriye’ye karışıyorlar. Türkiye’ye alternatif olacak yeni bir enerji yolu açmak için Suriye’ye karışıyorlar.
Gelelim IŞİD’e. Bu örgütün yaptığı katliamlara göz yummak bir anlamda onlara destek vermek demektir. Türkiye IŞİD’e karşı ne bir baskıda ne de bir eleştiride bulunmamaktadır. Eminim, şu anda Türkiye üzerinden Suriye’deki IŞİD’e yapılan yardımların birçoğu, kontrolsüz yapılıyor. Türkiye öyle bir duruma geldi ki, Suriye’deki rejime kim düşmansa, kim rejimi yıkmak istiyorsa, Türkiye üzerinden silah yardımı alabiliyor. Türkiye’de bunlara maddi yardım yapılıyor, lojistik destek sağlanıyor. Ve Türkiye bu yardımları, örgütleri ayırt etmeden yapıyor. Suriye rejimine kim muhalif ise onlara yardım yapıyor, kontrolsüz yapıyor. Bunlar Dünya kamuoyu tarafından her ortamda söyleniyor. Herkes de biliyor. Türkye bunun yaparken de kendi kafasına göre hareket etmiyor. Bunu yaparken Suudi Arabistan’ın, Katar’ın istekleri doğrultusunda yapıyor. Hatta biliyorsunuz, Suudi Arabistan’ın ve Katar’ın Türkiye’de Ankara istihbarat bürosu vardı. Bunu amacı, Suriye rejimine kim muhalifse onlara parasal ve silah yardımı sağlamaktı. Türkiye’nin bu yardımlara müdahil olması, bölge barışı açısından çok tehlikeli bir durum yaratmaktadır.
Türkiye hem Suriye’deki hem Kuzey Irak’taki olaylara karşı taraf olmaması gerekiyor. Türkiye’nin Irak’ın merkezi Hükümeti ve Suriye Hükümeti ile diyaloga geçmesi gerekmektedir. Türkiye’nin emperyalist ülkelerin kuklası olmaması lazım. Türkiye’nin emperyalist ülkelerin yönetimiyle oradaki teröristlere yardım yapmaması gerekiyor. ABD, İngiltere, Yunanistan, Fransa, Danimarka, Belçika gibi bir sürü yabancı devlet tarafından Türkiye’ye karşı geçmişte PKK’yı desteklemiştir, onlara silah ve para yardımında bulunmuştur ve kendi kamplarında yetiştirmiştir. Şimdi aynı durum Suriye ve Irak’ta yapılmaktadır. Türkiye’nin, geçmişini göz önünde tutarak bu Arap ülkelere yapılan oyunlara karşı gelmesi gerekmektedir.
Bütün bunlar, Batı’nın oyunlarıdır. Her ne kadar Suriye’deki ve Irak’taki olaylar Suudi Arabistan’ın ve Katar’ın çıkarları doğrultusunda yapıldığı görünse de aslında değildir. Çünkü bu ülkelerdeki petrolü onlar değil, Amerikan ve İngiliz şirketleri çıkartıyor. Şimdi Suudi Arabistan’ın ve Katar’ın bölgede yapmak istedikleri şey, Amerika’nın, İngiltere’nin ve diğer emperyalist ülkelerin bölgedeki petrol ve enerji kaynaklarına ulaşmasını sağlayacak hareketlerdir. Yani, Suudi Arabistan’ın ve Katar’ın krallarının bunu düşünecek kadar kapasitesi yoktur. Onlar sadece Amerika’nın dediklerini yerine getirmektedir. Ve Türkiye, bölgedeki teröristleri destekleyerek aslında Türkiye’nin içinde de teröristlerin yayılmasına destek vermektedir. İleride bunların kendisine zarar vereceğini düşünmemektedir. Bu teröristler, Kuzey Irak’tan ve Suriye’den sonra Türkiye’ye yönelecekler. Şu anda, mesela, Türkiye’de o kadar çok Suriyeli mülteci var ki. Bu Suriyeli mülteciler, işsiz ve güçsüz olduğu için, bir sürü hırsızlık olsun, yankesecilik olsun, dolandırıcılık olsun, birçok suça karışmaktadırlar. Bu olaylar hepsi Türkiye’ye zarar vermektedir.
Türkiye’nin, ileride kendisine zarar verecek terör örgütlerini desteklememesi gerekir. Suudi Arabistan’ın ve Katar’ın Türkiye üzerinden terör örgütlerine yapılan desteğin kesilmesi gerekir. Ortadoğu’daki karışıklıklarının baş kaynaklarından biri, petroldür. Bu petrolden dolayı insanlar ölüyor. Amerika için orada insanların ölmesi önemli değildir. Amerika için önemli olan bölgede kendisine bağlı bir ülkenin olmasıdır. Ve Amerika’nın Arap Baharı çerçevesinde yaptığı atılımlar bakın, hepsi kendi kotrolünde yapılan şeylerdir. Ve Amerika kendi kontrolünde yapılan politikalar sonucunda bölgedeki enerji kaynaklarına sahip çıkmaya çalışmaktadır. Türkiye’nin de buna alet olmasından artık vazgeçmesi gerekiyor.