Neler Oluyor

ABD ÇİN, RUSYA VE HİNDİSTAN İTTİFAKINI PARÇALAMAK İSTİYOR

By Haziran 24, 2014 Ocak 11th, 2019 No Comments

ABD Rusya, Çin ve Hindistan’ın işbirliğini önlemek amacıyla strateji geliştiriyor. Bu stratejilerden biri işbirliğinin tarafları ile ayrı ayrı ilişkiler geliştirerek güçlerini bölme temeline dayanıyor. ABD bu çerçevede Çin’e karşı Hindistan’la ittifak arayışlarını sürdürüyor. Bilindiği gibi Çin ve Hindistan ekonomik ve teknolojik alanda dünyanın en hızlı büyüyen iki ülkesi.

Celal ÇETİN

Dünyada ABD’ye rakip olabilecek bir ülke bulunmuyor. Ancak güçlü ülkelerin ittifak yapmaları, ekonomik ve askeri güçlerini birleştirmeleri durumunda ABD’nin küresel güç olma özelliği tehlikeye girecek. Bunun farkında olan Washington yönetimi gelecekte kendisine rakip olabilecek Rusya, Çin ve Hindistan’ın iş ve güçbirliğini önlemek için strateji geliştiriyor. Bu stratejinin temelinde müttefiklerle ayrı ayrı ittifaklar yaparak güçbirliğini parçalamak yatıyor. ABD’nin stratejinin bir ayağını Hindistan’la ittifak oluşturuyor.

İttifakın yollardan biri, Hindistan’a yapılan askeri tehçizat teslim miktarının arttırılması ve ortak askeri stratejik tatbikatlara Hindistan Silahlı Kuvvetlerinin katılımının sağlanmasıdır. Mesela, ABD Temmuz sonunda Kuzey Pasifik Okyanusu’nda Malabar isimli ABD-Hindistan askeri deniz tatbikatlarını düzenleyecek. Bu yıl bu tatbikatlara katılmaya Doğu Çin Denizi’ndeki adalar yüzünden Çin ile ilişkileri gerginleşen Japonya da davet edildi.

Geçen hafta sonu yayınlanan ve ABD Kara Harp Okulu Stratejik Araştırmalar Enstitüsü tarafından hazırlanan analitik raporda açıkça belirtildiğine göre ‘ABD, Yeni Delhi’yi Doğu ve Güneydoğu Asya’daki varlığını genişletmeye teşvik etmeli’.

ABD, Çin ve Hindistan donanmalarının Hint ve Pasifik Okyanusları’ndaki aktivitesinden kaynaklanan Delhi ile Pekin arasındaki karşılıklı güvensizliği kendi menfaatleri için kullanmaya çalışıyor. Her iki ülke, ekonomileri hızla geliştiği ve dünya süreçlerine gitgide daha çok entegre olduğu için şu an tarihinde hiç bir zaman olmadığı kadar çok denizlere bağlıdır. Her iki devlet okyanuslarda büyük ve güçlü donanmasını oluşturmaktadır. Hindistan ve Çin’in dünya deniz gücüne dönüşmüş olması sonucu, iki okyanusun Hint-Pasifik Bölgesi’nin tek stratejik alanı haline gelmiş olmasıdır.

ABD, hakimiyetini korumak ve Çin’in artan askeri deniz gücüne karşı koymak için sadece Hint-Pasifik Bölgesi’ndeki askeri varlığını güçlendirmiyor. Washington’un Asya’daki ana hedeflerinden biri, Asya devletleriyle mevcut olan ittifakların pekiştirilmesi ve yeni askeri ittifakların kurulmasıdır. ABD’ye göre Hint-Pasifik Bölgesi’nde Hindistan Donanması Çin’i caydırma stratejisinde önemli rol oynayabilecek.

Ancak yeni Hint yönetimi Çin karşıtı niteliği taşıyan her hangi ittifaka katılmak niyetinde olmadığı mesajını vermiştir. Narendra Modi hükümeti, ABD ile ilişkileri geliştirmekten vazgeçmediği halde dış politikasının önceliklerinin her şeyden önce Hindistan’ın milli çıkarlarına uygun olduğunu açıkladı. Hindistan Araştırmaları Merkezi uzmanı Feliks Yurlov konuyla ilgili şunu söyledi:

‘Narendra Modi’nin başkanlığındaki yeni hükümet, Çin ile ilişkilerin geliştirilmesini Hindistan dış politikasının öncelikli yönü olarak ilan etti. Bu önemli açıklama alenen Hindistan Cumhurbaşkanı Mukherjii tarafından hükümet adına yapıldı. Böylece Hindistan’ın dış politika önceliklerinde Çin birinci sıraya yerleşmiş oldu. İkinci sırada Japonya, üçüncü sırada Rusya yer aldı. ABD ise sadece dördüncüdür’.

Aynı zaman yeni Hint yönetimi her şeyden önce komşularla ilişkilerin normalleşmesine ilgi duyduklarını belirtti. Bu nedenle Narendra Modi’nin ilk devlet ziyaretini Hindistan ile Çin arasında yer alan küçük Bhutan devletine gerçekleştirmiş olması tesadüf değildir. Hindistan’ın hükümet değiştikten sonra da geleneksel bağlantısızlık politikasına uymaya devam edeceği bellidir. Delhi kendi dış politikasında sadece bölgede değil bütün dünya politikasında dengeleyici güç rolünü oynamayı amaçlıyor.